Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Kasım '06

 
Kategori
Turizm
Okunma Sayısı
3200
 

Görmeden geçmeyin Silivri'yi

Görmeden geçmeyin Silivri'yi
 

Silivri… “Dünya’nın görülmeye değer en güzel köşelerinden biridir” demek çok abartı olur eminim. Ancak, “ İstanbul’un en güzel köşelerinden biri” dememde sakınca olmadığını da biliyorum.

Trakya’nın İstanbul kapısı Silivri. İster Çanakkale- Tekirdağ istikametinden gelin, ister Edirne- Lüleburgaz; ya da Kırklareli, Vize-Saray.. Silivri’den mutlaka geçmek zorundaydınız önceden. TEM Otoyolu hizmete girmeden önce.. Şimdi de E-5 karayolunu kullanıyorsanız ve denizi doyasıya seyretmek istiyorsa canınız yine Silivri’den geçeceksiniz.

Bunun tam tersini söylemekte olası. Yani, İstanbul’dan Trakya’ya gideceklerin E-5 güzergahını kullandıklarında geçecekleri yerleşim birimlerinin en güzeli Silivri.

Traklar, tarihe ilgi duyanlara yabancı gelmeyecek bir ulus. Onlar kurmuş Silivri’yi. Ardından Megaralılar,Persler, Roma, Bizans ve Osmanlı’nın da hep gözde dinlence yeri olmuş Silivri. Osmanlı hükümdarlarının yabancı ulus kadınlarına ilgisi ve hanedan’a gelin getirişinin ilkine de tanıklık etmiş. Osmanlı Hanedanı’nın ikinci padişahı Orhan Gazi Bizans Hükümdarı Kantakuzen yeğeni Teodora’yı görüp çarpılmış ve dillere destan 40 gün 40 gece süren bir düğünün bitiminde almış koynuna güzeller güzeli Teodora’yı. Devşirmelik öyle başlamış Osmanlı’da. Ardından Yunanlılar, Bulgarlar sahiplenme duygusu yaşamışlar 19’uncu yüzyılın ilk yıllarında. Ve kısacıkta olsa İtalyanların hakimiyetini ve devir teslimdeki rolüne tanıklık etmiş Silivri toprakları.

Rumlar, yahudiler, Ermeniler anayurtlarına gitmişler ‘Mubadele’ denen değiş tokuş sonrasında. Ve bir kısmı “Benim anayurdum bu topraklar “deyip gitmemiş. Uzunca yıllar kardeşçe yaşamışlar Müslüman Türk yurttaşlarıyla birlikte. Ticareti öğretmişler, tarım konusunda becerili olan Türklere ve süresi dolan kara toprağa, kalmak istemeyen İstanbul’a, Atina’ya, Telaviv’e gitme kararını uygulamış.

Önceleri iki mahallesi varmış. Kale Mahallesi ve Muhacır mahalle. Ona ilerleyen yıllarda Yalı mahallesi eklenmiş yurttaşın dilinde. İş resmiyete döküldüğünde Kali Mahallesi’ne “Fatih” , Muhacır Mahallesi’ne “ Alibey” , Yalı Mahallesi’ne “Piri Mehmet Paşa” mahallesi adları verilmiş.

Günümüzde 6 tanesi çeşitli nedenler (!) ile kapanmış 32 gözlü köprüyü Mimar Sinan inşa etmiş. Ve onun projesini, zamanın sadrazamı Piri Mehmet Paşa, tek kubbeli, tek minareli kesme taşlı bir cami inşasına başlatmış 14.yüzyıl sonlarında. Başka camileri de varmış Silivri’nin o yıllardan 19. yüzyıla kalan. Fatih cami, Kır cami. Fatih’i zelzele yıkmış, Kır camiini Bulgarlar yerle bir etmişler kaçmak zorunda kaldıklarında Silivri’den.

Cumhuriyet ilanını takip eden elli yılda, özellikle kale mahallesindeki tarihi konaklar, evler, surlar, kapılar kendi kendini koruyabilmeyi başarmış. Ardından Bulgarların bile veremediği zararı kendi kendine vermeye başlamış kendini Silivri’nin yerlisi olarak isimlendiren muhacirler. Surlar gitmiş önce, inşaatların gölgesinde, ardından tarihi evler birbiri ardı sıra yokolmaya başlamışlar. “Anıtlar Yüksek Kurulu” adında bir kurul inşaat yasağı getirdiğinde iş işten çoktan geçmiş olmasına karşın, hizmet alanları içinde ‘Tarihi koruma kurulu’ ve benzeri isimler ile adlandırılmış kurullar güya koruma altına almışlar. Çivi çakmayı bile yasaklayarak koruyabileceklerini düşünen bu zat-ı şahaneler, onarım için bile izin vermeyince tarihi konaklara ve evlere, kendi kendine bakımsızlıktan çökmüş gitmiş kagir evler, birbirinin peşi sıra..

Silivri… Yok etmek için uğraşılan tarihin kalıntılarını halen görülebilme olanağı var olan, Marmara’dan Karadeniz’e uzanan ünlü Bizans surları “ Anastasia Surları” kalıntılarını görebileceğiniz, muhteşem denizinden yaz sezonunca ücretsiz yararlanabileceğiniz, şu günlerde Marmara Denizi’nin sunduğu birbirinden lezzetli balıklarını, ister rakı eşliğinde, ister alkolsüz yiyebileceğiniz, Dünyaca ünlü yoğurdunu tadıp, evinize de götürebileceğiniz, Tekirdağa kadar gitmeden en lezzetli Tekirdağ köftesini, kendine has harmanı ile Silivri Köftesini tadıp müptelası olabileceğiniz bir kasaba Silivri… Birkaç yıl sonrasında Kent olma özelliğine sahip olup, sayılan bu özellikleri yaşama şansınız kalamayabilir. Özellikle İstanbulluların şehir stresinden uzaklaşmak için TEM oto yolu aracılığı ile 25 dakika da ulaşabilecekleri harika bir dinlence yeri Silivri…

Bu yazıyı okuyanlar için de Silivri’nin dışından geçip gidenler çok olacaktır. Bir kez girin Silivri’ye sahiline inen, Balıkhanesini, restorantlarını, köftecilerini ve denize sıfır kafe ve çaybahçelerini bir görün. “Neden daha önce gelmedik ki?” diyeceğinizden eminim..

Ve her hafta sonu Silivri programı yapacağınızdan da..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Orya kadar geldim ama bi yoğurt bile yiyemedim ben abi ya!:)

Başak Çıbıkçı 
 02.02.2007 21:19
Cevap :
İnsanlar bazen umduklarını değil buldukları ile yetinmeliler. Bir sonraki gelişinde inşallah yoğurdumuzdan da yersin. Silivri Yoğurdu özellikle Aslan Yoğurtları gerçekten mükemmel.. Bir de Alp Ayranları var. Kimine lezzetli, kimine değil.:)))  02.02.2007 21:46
 

Ömer bey öylesine duru ve öylesine kapsamlı anlatmışsınız ki merak etmemek elde değil. Ben Türkiye'nin cenneti Muğla ve civarı diye buralara kadar boşuna mı geldim acaba diyorum. Kaleminize sağlık.

Gökçe 
 29.11.2006 22:07
 

Sevgili Ömer bey... Silivri ile ilgili yazdıklarınızda hiçbir abartı olmadığına eminim son yıllarda Silivri'yi keşfeden birisi olarak. Üsküdar'da oturuyorum.. 3 yıldır yakın arkadaşımın annesini ziyaret, yaz başından beridir de arkadışımın ana ocağına yerleşmesinden dolayı sık gelir oldum Silivri'ye ve müptelası olup çıktım. Özellikle şehrin gürültüsünden kaçıp kafa dinlemek isteyenler için ideal bir yer, buna yerli halkın nezih insanlar olması etken bence..Son ikinci gelişimde sahilde tekne içindeki restoranda yediğimiz balığın ve son olarak da Saklı Bahçe'de fasıl eşliğinde 4 bayan arkadaşımla kutladığımız doğum günümün keyifli anları hala belleklerimizde.. Bu gece sonrasında tüm doğum günlerimizi orada kutlama kararı aldık. Eski hali nasıldır bilmiyorum ama şimdiki hali bile bana İstanbul'un bozulmamış bir yöresi gibi geliyor ve İstanbul'a bu kadar yakın olmasına rağmen sanki uzak bir tatil yöresine gitmiş gibi keyif alıyorum. Velhasıl seviyorum bana huzur veren bu şirin ilçeyi...

Sema Sener 
 29.11.2006 21:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 126
Toplam yorum
: 807
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1227
Kayıt tarihi
: 10.09.06
 
 

48 yıldır yaşıyorum.Gazeteciyim, müzisyenim, babayım... Önce insan ve iyi bir yurttaş olabilme çab..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster