Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
44731
 

Görmeden sevmek

Görmeden sevmek
 

İnsan görmediği birini sevmeye devam edebilir mi? Böyle bir sual görmüştüm çok evvel okuduğum bir yazıda. Üzerinde düşünmüştüm, karşıt fikirler çarpışmıştı beynimin içinde. Soru etkilemişti beni. Beynimin yarısı hemen hayır dedi, insan sevdiği birisinin yanında olmak ister, sevdiği hep yanında olsun, gitmesin, ona dokunsun, kokusunu, sesini duysun ister. Görmediğimi sevemem mümkün değil dedim.

Ama sonra düşündüm, insan birini sevmeye devam etmek için ille de görmesi mi gerekir. Hayır dedim kendimce, görmese de sevmeye devam eder. Bir kere sevmeye gör, hep sever artık, unutmaz eğer gerçekten sevmişse. Aklı onda kalmıştır, kalbi orada saklanmıştır, kilit altındadır. Sonra bir sürü soru birbiri peşi sıra sıralandı zihnimde.

Aşk görüp dokunarak mı olur sadece? Yoksa sevdiğin yanında yokken de devam edebilir mi? Sadece yanındayken mi çoğalır aşk? Ya sevip alıştıktan sonra giderse, ya da gitmek zorunda kaldıysa. O zaman unutulacak mı yaşananlar? Uzakta olmak için bir sebebi varsa, vazgeçilecek mi şimdiye kadar hissedilenlerden? O zaman sevmeyecek mi sevdiğini, sevmekten vaz mı geçecek?

Araya giren mesafeler mi karar verecek kalbinin atmasına, yavaş yavaş azalacak mı yüreğindeki sevgi uzaklıklar arttıkça. Belki bir zaman sonra çıkıp gelecek, o zaman kalan kırıntılarla ne yapacaksın? Nasıl bir araya toplayacaksın? Gelir mi ki bir araya ne kadar çabalasan.

Mesafeler uzadıkça ayrılık da uzayacak. İnsan nasıl sever uzaktaki sevgiliyi, istemez mi ellerini, dokunmalarını, sevmelerini. Kokusunu duymayı istemez mi, başını omzuna koyup sakinleşmeyi ya da sarılmayı sıkıca. Ellerini tutup yüzüne bakmayı, gözlerinin içinde kendini bulmayı, tensel dokunmayı nasıl yok sayar da sadece yüreğinin sesini düşünür.

Peki, uzaklıklar arttıkça başka başka bedenlerin cazibesine mi kapılır insan? Kapıldığı başka bedenler, ruhlar vazgeçirtebilecek mi şimdiye kadar sevilenden. Unutturabilecek mi peki gerçekten hissedileni, bütün yaşananları. Eğer unutturabiliyorsa o ruhlar ya da başka bedenler o sevmelerin gerçekliği nerede?

Eğer duyulmuyorsa bu ayrılıkta özlem hiç mi sevmemiş, yalan mıymış söylenenler. Eğer vazgeçebiliyorsa yapılan ve yaşanan onca şeyden ve eğer gerçekten inanmıyorsa tanrıya ta yürekten, içten, o zaman gerçekten sevmemişler demektir. Çünkü tanrıyı da görmeden seviyoruz. Tüm hayatları boyunca tanrıyı görmeden onun aşkıyla yaşamıyorlarmı insanlar?

Hiç görmeden sevmek mümkün mü? Hiç koşulsuz, sesini duymadan, yüzünü görmeden, gözlerine bakmadan, ellerini tutmadan. Sadece varlığını hissederek, kalbinde yaşatarak ona inanarak sevmek. Mümkün müdür böyle birşey? Ama belki de gerçekten sevmek böyle birşeydir. Tanrıyı sever gibi.

Hep ulaşılmayanı ister insan, onun olmayanı ister uzanır almak için. Alamadıkça daha da kıymetli olur, yanar yakılır sahip olması uzadıkça. Gönül bazen en uzakta olanı ister, göremediğini özler, elinin tuttuğunu değil tutamadığını arzular.. Gözlerine bakıp içinden geçenleri söyleyebildiğini değil, söylemek isteyip de söyleyemediklerinin sahibini ister. Sevgi bazen ulaşamadığını deli gibi istemektir. Bunun için izin istemez gönül, sadece ister.

Ana rahmindeki iki hücrenin birleşmesiyle oluşan inan şeklini bile almamış sevdiğinizi dünyaya gelinceye kadar beklemek nasıl bir şey? Ölür gibi, tapar gibi sevmiyormuyuz henüz doğmamış bebeği. Üzerine titremiyor muyuz ona bir şey olacak korkusuyla. Onu tüm yaşamı boyunca da seveceğimize eminiz ve bunun aksi düşünülemez. O yanımızda olmayınca da sevmeye devam ederiz, görmeden de uzakta da olsa, yaşamasa da severiz tüm hücrelerimizle, bir kere benliğimize girmiştir artık o. Bir daha çıkmamacasına işlemiştir yüreğimize. Onu sevmeye devam etmek için onu görmemize gerek bile yoktur. Ama görememek nasıl acı verir, özlemi nasıl içimizi yakar bunu sadece yaşayanlar anlayabilir.

Evet, gerçekten sevmişse bir insan, o da uzaktaysa, ya da gittiyse gelmemek üzere, ya da hiç gelemediyse sever tüm benliğince, belli etmeden de olsa yaşamının tüm karelerinde izi kalır.


Şükran Demirtaş



 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekten muhteşem olmuş. Ne yazık ki imkansızca sevmek en zorudur

neslihan berat çelenli 
 13.09.2012 18:21
Cevap :
Çok teşekkür ederim beğeniniz ve yorumunuz için Neslihan Hanım. Selamlar...  14.09.2012 10:18
 

Ya Şükran nereden çıkardın Tanrı'yı görmeden sevdiğimizi.O senin için öyle.Ben ara sıra buluşuyorum bile.Görmeden sevmeye gelince seveceğim kimseyi bir kere görüyor,fotografını çekiyorum ondan sonra görmesem de oluyor.Hatta görmeden sevme bana ilahi bir duygu da veriyor.Bu nedenle görerek sevdiğim kimseyi uzaklarda bir yere götürüp bırakıyor öyle seviyorum.Bu arada görerek az beğendiğim çirkin, görmeden ilah gibi oluyor.Hayallerimle onu yeniden yaratıyorum.

Kerim Korkut 
 10.07.2012 6:16
Cevap :
Valla bu yoruma bir cevap veremeyeceğim :)) Yine gülümsedim doğrusu.  10.07.2012 23:56
 

Okuduğunuz yazı Ahmet Altan'ın İnsan Sevdiğini Görmediğinde başlıklı yazısıdır. Ben de çok severim o yazısını. Sevdiği adamın bir bombalanma esnasında öldüğünü sanan bir kadın Tanrı'ya yakarır; ne olur ölmesin Tanrım, der. Tek O yaşasın, ömrümün sonuna kadar görmemeye razıyım, der. Ve yıkıntıların arasından çıkar sevdiği adam. Ama kadın Tanrıya söz vermiştir, sevdiği adamı bir daha hiç görmemek için. Çok duygulanmıştım okuduğumda. Bence de insan görmeden sevebilir. Çünkü önce ruhu sever insan, teni değil. Sevgilerimle...

Tülin Aksoy 
 27.05.2011 15:56
Cevap :
Merhabalar Tülin Hanım. Evet Ahmet Altan'ın her yazısını, her kitabını çok severek okudum. Müthiş yazıları vardır. 40.oda dan bahsetmiştim ilk bloglarımdan birinde, bende oraya girdim diyerek yazıyı anmıştım. Sevgi tenlerde değil ruhlarda yaşıyor. Teşükkürler yorumunuz ve katkınız için. Sevgilerimle...  27.05.2011 16:36
 

İnsan görmediği birine sevgi duyar mı? Bence duyar ama onun adı sevgi değildir, beyninde şekillendirdiği duruma göre hayranlıktır. Bu arada akla gelen bir durum var, yaşantılarında örnek davranışlar sergilemiş idol olmuş lider kişiler, hayatta olmasalar bile seviliyor. Örnek mi? Atatürk, Hz.Muhammed (S.A.V.) , Kurtuluş savaşı şehitlerimiz ilk aklıma gelenler...Selam ve sevgilerle...

Yurdagül Alkan 
 27.05.2011 0:47
Cevap :
Yorumunuza teşekkürler Yurdagül Hanım. Evet ilginç bir tema ama sadece bir resme aşık olan insanların öyküleri var. Ya da günümüzde sadece yazışarak sevgi paylaşanlar. Ancak Atatürk'ümüzü hiç görmeden sevmedik mi yıllar boyu. Onu anlatırken ağlayan öğretmenlerimizi biliyorum. Bunun adı aşk ya da sevgi olsun. Selam ve sevgiler benden...  27.05.2011 12:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 249
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 2875
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster