Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Haziran '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
766
 

Guantanoma üssü... İmralı Adası..

Guantanoma üssü... İmralı Adası..
 

Bu gün okuduğum bir haber tüylerimi diken diken etmekle kalmayıp, İmralı Adasında ki "Vahşet Sanığı"nı , Dünya kamuoyunu, AİHM sini ve sınırsız özgürlükler ülkelerini getirdi aklıma...

Bakınız haber de ne diyor ;

Biri Türk 6 doktor, ABD güçlerinin Guantanamo, Ebu Garib ve Bagram'da yaptığı işkenceleri raporlaştırdı. Yaşadıklarını anlatanlar arasında Guantanamo'da tutulan Türklerin de olduğu iddia ediliyor..

İşte bu insanların yaşadığı işkenceler ilk kez tıbbi bir rapor haline getirildi... "İnsan Hakları İçin Hekimler" (PHR) isimli kuruluş ABD güçlerinin elinde işkence gören 11 kişinin yaşadıklarını 130 sayfalık bir rapor halinde dünyaya sundu.

GÖZ YUMULAN İŞKENCELER

Sopalarla tecavüz.

Cinsel işkence, erkeklik organının ezilmesi.

Erkeklerin vücutlarının birbirine değmesini sağlama, birbirleriyle cinsel ilişkiye giriyorlamış gibi yaptırma.

Tuvalet ihtiyacını çırılçıplak olarak karşılamaya zorlama.

Ailesine zarar verme, tecavüz etme tehdidi.

Kaba dayak ve duvara fırlatma.

Köpekle korkutma.

Fiziksel ve cinsel aşağılama.

Aşırı ışık ve sesle duyuları etkisiz hale getirme.

Aşırı sıcak ya da aşırı soğuğa maruz bırakma.

Bilgi almak için ya da direnci kırmak için enjeksiyon verme.

Elektrik şoku.

Temel ihtiyaçlardan mahrum etme.


Evet. Okuduklarınız , kendini Dünya'nın ağabeysi ilân eden, girdiği topraklara "özgürlük" ve "insan hakları" getireceği vaadinde bulunan, düzmece istihbaratlarla ortalığı kan gölüne, cehenneme çevirip sonra da "Pardon. Bize sunulan raporlar doğru değilmiş" diyen , kendi yarattığı Frankeştayn lara karşı savaş açan bir garabet ülke'nin hapishanelerinde yaşananlar...

Şimdi hal böyle olunca, doğal olarak içimde ki protest ruh isyanlara soyundu.
Yolsuzluğu, hırsızlığı , din simsarlığını, AB kapılarında yalakalık yapmayı bir kenara bırakıp, "Almayacak mısınız ? Almayın. Gümrük birliğinden de vazgeçiyorum. Liberal Ekonomi beni bağlamıyor. Önce Türk parasını koruma kanununu çıkartıyorum. İthal ürünlere kota koyuyorum.
Hapishanelerim de Ceza Kanunlarım da uyum yasalarına göre değil benim Ülkem kriterlerine göre düzenlenecek. Model olarak seçtiğimiz sizler olmayacaksınız. Atatürk İlke ve İnkilapları olacak." diyip yumruğumuzu masaya vurmak zamanı.

Hapishane de beslediğimiz bebek katilini ellerinden gelse, utanmasalar serbest bıraktaracaklar. Yapılan masraf bir sürü insanın eğitim , barınma, yiyecek, içecek masrafını kapsıyor. Yarattığı terör için halâ verdiğimiz mücadelenin ekonomik bilançosu da işin cabası.

Özgürlük naraları atanların tarihlerine bir bakın. Bizi hep biz yıkmışız kendi içimizden.. Artık DURUN demenin zamanı gelmedi mi sizce ?


Aydınlık yarınlar dilerim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zaten bu ülkede, hiç kimse yaptığı işin bilincinde değildir. Biz, kıymayı portmantoya, gömleği buzdolabına, taze sebze ve meyveyi gardıroba koymaya alışmışız. Bunun suçlusu, ne Atatürk ne de güzel dinimizdir. Suçlular, bu değerleri kullanarak, ülkemizi anlamsız uygulamaların yapıldığı bir yanlış içine sürükleyenlerdir. Bunların da, eleştiri getirdiğin güçlerin uzantısı olduklarını, bilmem söylemeye gerek var mı? Çok garip bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemi, yukarıdaki saydığım malzemeleri uygun olduğu yerlere koyarak, ayrıştırılan toplumu birleştirerek, ve de devleti işleterek, atlatabiliriz. Yoksa her birimiz, kendi destekçisi olduğumuz yanlışların savunucusu rolüne soyunursak; bu durumda, kime hizmet etmiş olduğumuzu anlamak hiçte zor olmayacaktır. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 25.06.2008 8:12
Cevap :
Değerli yorumlarınız için teşekkür ederim Sayın Üsküdar. Aynı düşünceleri paylaşmak yüreklendiriyor. Mutlu kalın  25.06.2008 15:19
 

Değerli Kardeşim, çok güzel yazmışsınız. Küreselleşen dünyanın kovboyları, Guantanoma Üssünde akıl almaz vahşetleri yapacaklar ancak teslim ettikleri bebek katiline, beş yıldızlı bir otelde bile bulunmayan bir konforla baktıracaklar. Bu ayıp, o vahşi gücün olduğu kadar bizim de ayıbımız değil mi? Bir yandan Batı’lı olacağız, çağdaş olacağız diyoruz; diğer yandan da bu vahşi Batı’nın işkencelerini eleştiriyoruz. Bir başka açıdan onlara verdiğimiz sözün gereği olarak, bebek katilini; biraz önce belirttiğim gibi, beş yıldızlı otellerde bile bulunmayan bir konforla ağırlıyoruz. Ne yazık ki bu anlayış, yıllar önce bebek katilinin şu an yaşadığı mekanda, kendi başbakanına işkence yapmadı mı? Biz öyle bir hale gelmişiz ki, kendi içimizdeki değerlere karşı acımasız; ancak başkalarının bize karşı kullandıklarına karşı hizmetkar oluyoruz. Bu anlaşılır bir durum değildir.

Rıza Üsküdar 
 25.06.2008 8:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 348
Toplam yorum
: 959
Toplam mesaj
: 108
Ort. okunma sayısı
: 1320
Kayıt tarihi
: 31.10.07
 
 

İstanbul 25 Temmuz : /… İşletme tahsil ettim. Özel ilgi alanım olduğu için 2 yıl Psikoloji okudum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster