Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Eylül '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
435
 

Gül Ermenistan'a gitmezse hangi sorun çözülecek?

Gül Ermenistan'a gitmezse hangi sorun çözülecek?
 

Dünya Kupası elemelerinde aynı gurupta olduğumuz Ermenistan’ın Cumhurbaşkanı, 6 Eylül cumartesi günü Erivan’da yapılacak futbol karşılaşmasına Abdullah Gülü davet edince, kamuoyu ikiye ayrıldı.

Kimileri barış ve dostluğun simgesi olan sporun, iki ülke arasındaki soğuk ilişkileri ortadan kaldırmaya yardımcı olacağı varsayımından yola çıkarak, sayın Cumhurbaşkanının bu daveti kabul etmesi yönünde görüş belirtirlerken, kimileri de, Türkiye üzerinde “düşmanca” düşünceleri olan bir ülkeyle dostluk kurulmasının mümkün olamayacağı varsayımıyla, bu seyahate karşı çıktılar.

Dün Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklama, sayın Gül’ün bu davete olumlu cevap verdiği ve maçı izlemek üzere Erivan’a gitmeyi uygun gördüğü şeklindeydi.

Ancak bu arada Yeni Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un direktifiyle Ergenekon tutuklusu paşalara TSK adına bir ziyaret gerçekleşince, Gül’ün bu kararı biraz karambole geldi.

Buna benzer olaylar siyasette çok yapıldığı için, insanın aklına “acaba bilinçli bir tesadüf mü sözkonusu” diye bir düşünce de gelmiyor değil.

*****

Doğrusu dış politika konusunda -özel ilgisi olanlar dışındaki- her Türk vatandaşı gibi çok az bilgiye sahip olduğum için, bilgiye ve belgeye dayalı bir fikir beyan edemeyeceğim.

Kişisel görüşüm, düşmanlıkların sürgit devam etmesinin iki tarafa da zarar vereceği şeklindedir. İkide bir ortaya attığımız ve lafa gelince bol bol tekrarladığımız “barış ve dostluğun” kendiliğinden oluşması mümkün değildir.

İki taraftan birinin, öncelikle bir adım atması gerekir. İlk adımı atan biraz tepkilere maruz kalsa da, daha avantajlı bir duruma geçer diye düşünüyorum.

Bu bağlamda Abdullah Gül’ün bu girişimini olumlu karşılıyorum.

*****

CHP başta olmak üzere, bu ziyarete karşı çıkanların aksine, sayın Gül gitme kararı alınca, bu sefer 15 yıl önce Ermenistan Cumhurbaşkanının Turgut Özal’ın cenazesine gelmesi dolayısıyla, o zamanki Refah Partisi’nin sözcüsü olarak verdiği beyanatlar ortaya çıkarıldı.

Siyasette böyle zıt fikirlerin savunulmasına veya eleştirilmesine çok sık rastlanır. Bu işin en kolay çözümünü sayın Demirel bulmuştu: “Dün dündür, bugün bu gündür” özdeyişiyle geçmişte yaptıklarından ve söylediklerinden kendini soyutlamayı çok iyi başarmıştı.

Keşke yedisinde söyledilerini her insan yetmişinde de söyleyebilse ama, siyasette bu gerçekten mümkün değildir. Çünkü dünya sürekli gelişmekte ve değişmektedir.

Eğer muhalifler, sayın Gül’ün bugünkü kararını, o zamanki söylemlerine ters düşmesiyle çürütmeye çalışıyorlarsa, bu doğru değil. Bunun doğru olabilmesi için o gün söylediklerini tasvip etmeleri gerekiyor.

Halbuki o zaman bu sözlere “bir muhalefet tepkisi” olarak bakılıyordu. Bugünse Sayın cumhurbaşkanı bırakın muhalefeti, iktidar anlamında bile siyasi bir partiyle ilişkisi olmayan bir konumdadır ve bir devlet adamı niteliğiyle, bir devlet politikası oluşturma çabası içindedir.

Yıllardır çevresindeki bütün komşularıyla sorunlar yaşayan hatta bir anlamda kavgalı olan Türkiye’nin, hemen hemen bütün komşularıyla iyi ilişkiler kurmaya çalışması, dış politika açısından üzerinde durulmaya değer bir gelişmedir.

En kötü çözümün bile çözümsüzlükten, en kötü kararın bile kararsızlıktan iyi olduğunu biliyorsak, Türkiye bu atılımdan, küstüm böceği gibi davranmaktan daha olumlu bir sonuca ulaşmayı başaracaktır.

Beklentilerimiz olumlu olursa netice bizim için daha iyi olur. Peşin peşin olumsuzlukla şartlanırsak, ne haklılığımızı anlatabiliriz, ne de hakkımızı alabiliriz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Zaman zaman beni o kadar güldürüyorsunuz ki... Size sağlık dolu uzun bir ömür diliyorum. Dönüp dönüp kişisel bilgilerinizi okuyorum, bazı yazılarınızı okuyorum, olaylara tarafsız bakarım diyorsunuz ya... Ben de diyorum ki Ahmet bey tarafsızlığın kalesidir mubarek... İsviçre gibi adam:-) Eşsiz fikirlerinizi heyecanla takip edeceğim efendim... Yola devam!

yeşilsoğan 
 05.09.2008 20:09
Cevap :
İyi dileklerinize teşekkür ederim efendim. Böyle bir marifetim olduğunu bilmiyordum. Ne güzel, canınız sıkıldıkça benim yazılarımı okuyup gülümseyin o zaman... Aynı şeyi ben sizin için söyleyemeyeceğim ne yazık ki... Sizin yazılarınızı okurken benim gözlerim yaşarıyor... Ben insanlar veya toplumlar arasında yüzyıllarca devam eden gerginlikten bir hayır geldiğini hiç görmedim. İnsanlar birbiriyle konuşmak, anlaşmak zorundadır. Aslında baştan aralarında problem yaratacak bir olay yaratmamaları en güzelidir ama, tarihte yaşanan bazı gerçekler var maalesef... Dünya bugünkü haline gelinceye kadar neler oldu neler... Hepsinin çetelesine göre hareket edilmeye kalkışılsa mazallah, yaşanmaz bir hale gelir. Elbette yanlış ve aptalca şeyler yapmayalım, ama ilk adımı atmaktan da korkmayalım diyorum. Keşke siz bana, "Gül gitmezse şu şu şu sorunlar çözülürdü, şimdi bunları çözemeyeceğiz" gibi somut bir şeyler söyleseydiniz. Katkınız için teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla...  05.09.2008 23:00
 

Emir komuta zincirinde en üstteki amir, Waşington'un emri ile gidiliyor. ABD İran'a karşı savaş hazırlığı içerisinde kafkaslardaki saman balyaları tutuşmasın diye, biraz su serpiyor. Yoksa kimsenin yüreğine su serpme derdi yok. Ne Ermenistandaki fakir halkın, ne de Türkiyede ne olacak diye soran insanların. Zerre kadar umurlarında değiliz. Onların derdi İRAN! Ve biz İran yolundaki taşları temizliyoruz. Tek yaptığımız iş bu. Yoksa 22 tane adamın 90 dakika topa vurması da önemli değil. Mazeret bu olamaz.

Murat SEVGİ 
 05.09.2008 4:12
Cevap :
Uluslararası ilişkilerde sözü geçen bir ülke olabilmeniz için çok güçlü olmanız gerekiyor. Türkiye bu bağlamda sıralamanın oldukça gerisinde. Ancak yine de bu kadar ağır ifadeler kullanılmasını doğru bulmuyorum. Bahsettiğiniz bir durum söz konusuysa, yani Türkiye kendi arzusu ve iradesi ile böyle bir ziyaret yapmıyorsa, bu yukarda söylediğim uluslararası ilişkiler sebebiyle bir "baskı" oluşturmuş olabilir. Ama bunu "emir komuta zinciri" şeklinde vasıflandırırsanız bu aynı zamanda bir hakaret cümlesi olur. Hangi görüşte olursak olalım, ülkemizin en üst kademesindeki insanlara karşı saygılı olmak zorundayız. Beğenmeyip tenkit edebiliriz, ama saygısızlık yapamayız. Bu yasal olarak da, etik olarak da , hiçbir açıdan tasvip edilecek bir durum değildir. Bu yanlış ifadeniz yüzünden söylediğiniz doğrular da arada kaynayıp gitmiş oldu iye düşünüyorum. Selam ve saygılarımla...  05.09.2008 18:42
 

Bizim muhatabımız ve siyasi hesaplaşma içinde olduğumuz 'Ermenistan', Erivan'da değil! Erivanda karşımıza fakir ve çaresiz bir halkın bekçiliğini yapan etkinlikten yoksun, pasif bir muhatap çıkacak. Çünkü 'Ermeni meselesi' olarak şekillenen olayda muhatap, ABD ve Avrupada yerleşik, Ermenistan Ermenileri ile kıyaslanamayacak kadar zengin bir göçmen kitlesinin lobisidir. Bu lobi, ABD ve Avrupa hükümetlerindeki etkileri yolu ile bizimle savaşmaktadır. Bizler, Erivan'da Türkiye'nin büyüklüğünü, heybetini ve tavizsiz tutumunu göstermeliyiz. Karşımıza hükümet diye çıkarılacak kalabalığı ve sözde liderleri görmezden gelmek en doğru yaklaşımdır. Türk hükümeti, zamanında Erbakanın, Kaddafi karşısında sergilediği tarzda bir utancı yaşamızı önleyecek tedbirleri çok sıkı şekilde almalıdır. Özellikle stadda yapılacak tezahurattan ne şekilde korunulacağı iyi planlanmalı ve bunun diplomatik cevabı şimdiden planlanmalıdır. Yoksa Erbakan gibi, utanç içinde tarihe geçmeleri an meselesidir. Sevgilerimle.

Murat SEVGİ 
 05.09.2008 4:08
Cevap :
Elbette böyle tatsız bir olay yaşanmamasını diliyorum. Katkılarınız için teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla...  05.09.2008 18:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 957
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster