Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mayıs '14

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
541
 

Güllük'te artık aptal yerine konmak istemiyoruz!

Güllük'te artık aptal yerine konmak istemiyoruz!
 

Güllük doğasının güzelliği ve havasının temizliği ile tanınıyor, ama...


Milas Önder Gazetesi'nde 28 Nisan 2014'de yayımlanan Milas İlçe İnsan Hakları Kurulu’nun 24 Nisan Perşembe günkü toplantısında, Poseidon Yem'in Güllük'te yaydığı kötü koku nedeniyle "Hak İlhali yaptığı" kararı alınmasına ilişkin haberi facebook'ta paylaştıktan sonraki yazışmalar ve telefon görüşmelerim, artık aptal yerine konduğumuzu düşündürmeye başladı. Nasıl, kimler tarafından aptal yerine konuyoruz? Son birkaç haftada yaşananları anlatınca, bunun yanıtını anlayacaksınız..

Gazetenin haberinde şöyle deniyor:

"Milas İlçe İnsan Hakları Kurulunda; iki yıla yaklaşan süredir, birden çok başvuruyla Kurul gündemine adeta demir atan ve çevre ve şehircilik bakımından oluşturduğu çok büyük sorunlara, uygulanmayan mahkeme kararları ve ciddiye alınmayan belediye mühürleri nedeniyle tutulan çok sayıda Jandarma tutanağına ve yeni yeni davalara varana kadar yaşanan bir dizi olumsuzluğun yanısıra, ana ekseninde hep süren ‘kötü koku’suyla Poseidon adlı kuruluşun ‘hak ihlali yaptığı’ kararı verildi."

Aslında konu yaklaşık iki yıldır basında yer aldığı ve resmi makamlara taşındığı için böyle denilmiş. Yoksa, Güllüklü 5 yıldır bunu çekiyor ve sorununa çözüm arıyor. Üstelik açılan davalar geçtiğimiz yıl sonuçlandı ve hepsinde Poseidon Yem, sahibi / ortakları kusurlu / suçlu bulundu, cezalar aldılar. Ama, ne hikmetse fabrika hala haldır haldır çalışıyor ve suçlulara (tabii yargı sonucunda suçlu bulunanları kastediyorum; yoksa, sorumsuz, bilgisiz, liyakatsız, yolsuz bazı yerel yöneticiler, örgütler ve kimseler yalnızca bizlerin, toplumun, Yaradan'ın indinde yargılanıp, suçlu bulunmuştur.) üç beş kez ödedikleri para cezası dışında bir yaptırım uygulanmıyor.

Taşınmayı erteledikçe erteliyorlar

Bu haberin yayımlanması aynı zamanda nisan sonu, mayıs başına denk geldiğinden, Poseidon Yem'in ortaklarından Yakup Baylar'ı aradım. Onunla yaptığımız telefon görüşmesine ilişkin kısa bir bilgilendirme notunu da 30 Nisan 2014'de facebook'ta yayımladım:

Baylar'a "1 Mayıs 2014 itibariyle, yeni fabrikamızda faaliyete başlayacağız demiştiniz, sözünüzü tutabilecek misiniz?" diye sordum. "Çok yoğunuz, sözümüzü tutmaya çalışıyoruz, ancak buradaki binayı bitiremedik. Ayın 20'sinde burada kontak açacağız" yanıtını aldım. "Yani 20 Mayıs'ta. Sözünüzü yaklaşık bir ay aşmış olacaksınız. Peki buradaki fabrika ne zamana kadar çalışacak?" dedim. Yanıt: "15 gün kadar..." Yakup Baylar'a "Bakın, bu kez 1 Mayıs'tan sonra taşınmamış olurlarsa eylem yapalım, diye arayan çok oldu" deyince, Baylar; "Bina inşaatını gelip görebilirsiniz" dedi. "İnşallah, açılışı yapıp, hizmete girdiği zaman gelip haber yaparız. Size kolay gelsin" dedim. İyimser olmak istiyorum. Umarım; en geç 15 gün içerisinde Güllük'teki fabrika kapanır ve Poseidon Yem, yeni yerinde bu kez çevreye, doğaya, insanlara zarar ve rahatsızlık vermeden çalışmalarını sürdürür. Benim üzüldüğüm; yıllardır bu konuda savaşım veren Ahdiye Akdağ Hanım'ın bu gelişmeleri görmeden, başka bir boyuta göçüp gitmiş olması...

Ama, 5 Mayıs 2014 itibariyle, iyimser olamıyorum bu konuda.

Zira 30 Nisan akşamüzeri dolmuşla Milas'a giderken, Jandarma'nın nizamiyesinde koku berbat ve çok yoğundu. Burunlarını tıkayarak dolmuşa binenler de illallah demişler. Konu hakkında onlarla da konuştum; eyleme varız dediler. Dişimizi iki hafta daha sıkalım mı, eylem düzenleme hazırlıklarına başlayalım mı, diye sordum Güllük Serbest Kürsü facebook sayfasında...

Sayfanın kurucusu yorumuma şöyle yanıt vermiş: Yoğun cevap almışsınız, maalesef :(( Ben şahsen eyleme varım Gülçin Hanım, ama iş adamının sözünü tutacağını zannediyorum , tabii gerçek iş adamıysa...

Konunun rahmetli Ahdiye Akdağ ile birlikte baştan beri takipçisi, savaşımcısı ve belki de evinin konumundan ötürü en büyük maduru Füsun Kocabeyoğlu da "Gerçek ve düzgün iş adamı böylesine vahşice çalışıp etrafı rahatsız etmezdi hem de 5 sene..." demiş. Haklı.

Zeytinyağı gibi üste çıkıyorlar

Dün, sabah uyandıktan sonra yatakodalarının camlarını açıp evi havalandırayım dedim. Mutfakta işle güçle uğraşırken, burnuma pis bir koku gelmeye başladı. Poseidon Yem'in o tanıdık, bildik iğrenç kokusu yatakodalırını doldurmuş, evin diğer bölümlerine doğru yönelmişti çoktan... Koşup pencereleri kapattım. Öfkeyle, Yakup Baylar'a, Orjan Kooperatif Başkanı Kemal Kisirlioğlu'na, gazeteci dostlarıma, arkadaşım Füsun Kocabeyoğlu'na "Poseidon Yem'in yaydığı iğrenç koku yüzünden camları kapattım ve evi havalandıramıyorum" diye ileti yolladım. İlk arayan Baylar oldu. "Gülçin Hanım, ben de bu sabah, yine arayıp şikayet eden çok olacak dedim..." diye söze girdi. Efendim, çünkü iki makinesi çöpleri eşeleyip duruyormuş ve o yüzden çöpün kokusu yayılıyormuş. "Yapmayın artık şunu. Aynı şeyleri sizinle tartışmak istemiyorum. Benim burnum çok iyi koku alıyor, çöp kokusu ile sizin fabrikanızın kokusunu gayet iyi ayırtedebiliyorum. Bu sanki hayvan artığı, leşi yakılıyormuş gibi bir koku, çöp kokusuyla ilgisi yok. Artık bunun tartışmasını yapmayalım lütfen..." dedim. "Peki, gider ayak niye böyle bir mesaj yollayıp beni taciz ediyorsunuz?" demez mi! "Verdiğiniz rahatsızlıkların boyutunu farkına varın. Hepimizin canına tak etti. Elinizi çabuk tutun da , biran önce boşaltın Güllük'teki fabrikanızı, yeni yerinize taşının diye. Bakın bu kez başkaları artık eylem yapalım diye beni arayıp duruyor " yanıtını verdim. "Gülçin Hanım, bir ay kaldı. ("Ne! bir ay mı? Hani en geç 15 gün sonra demiştiniz son konuşmamızda" diye araya girdim. "Yani, 15 gün içerisinde çıkacağız da. Bir ay sonra orada hiçbir şey kalmayacak, tüm tesisi, makinaları falan sökmüş olacağız" yanıtını aldım.) Ben merak ediyorum; biz oradan gittikten sonra, böyle kokuları duydukça yine beni arayacak mısınız? O zaman kimi kime şikayet edeceksiniz bakalım? Yoksa, benden özür mü diyeceksiniz?" (Güler misin, ağlar mısın?...) "Size aramayacağıma ve sizden özür dilemeyeceğime eminim. Çünkü, en berbat kokunun kaynağı gitmiş olacak inşallah. Çöplüğe ve arıtmaya gelince; o konularda da daha önce yazılar yazdım, haber yaptım. Gerekirse yine yaparım. Zaten öncelikli sorun sizdiniz, sizden sonra Güllük'ün çevre temizliği ve sağlığı ile ilgili diğer konulara da eğileceğiz, merak etmeyin" dedim. Yakup Baylar, hala kendi haklılığını savunur tarzda ve yüksek sesle konuşmasını, makineli tüfek gibi sürdürünce, "Ben bu telefon görüşmesini sinirlerimi bozmak için yapmıyorum. Zaten yeterince bozuk. Lütfen insanı aptal yerine koymayın artık. Ben kapatıyorum" diyerek telefonu kapattım.

Sonra gün içerisinde Kemal Kisirlioğlu ve Füsun Kocabeyoğlu ile de görüştüm. Kemal Bey'den aldığım bilgilere göre; Kooperatif avukatı, nöbetçi hakim ve savcıyla konuşmuş. Hafta sonuna kadar fabrikanın faaliyeti durmazsa, hafta sonunu izleyen hafta, hem fabrika hem de adliye önünde eylem düzenleyecekler. Bu arada, Milas Belediye Başkanı Muhammed Tokat'ı, Orjan Yönetimi olarak ziyaret etmek için randevu istemişler. Ziyaret sırasında Poseidon Yem konusunu da konuşacaklar kuşkusuz. (Tabii Tokat ile görüşme gerçekleşirse.) Kisirlioğlu'ndan aldığım ve iyimserliğimi azaltıp, öfkemi artıran asıl önemli bilgi şu: Yaklaşık bir ay önce Yakup Baylar ile gidip, fotoğraflarını çektiğim ve haberini yaptığım yeni tesisin hafriyat alanında henüz başkaca gelişme yokmuş ve bina inşaatına falan başlamamışlar!

Füsun Kocabeyoğlu da haklı olarak; "Bunlar yıllardır yaptıkları 'oyalama taktiği' ni sürdürüyorlar. Taşınmaya falan niyetleri yok. Kolay mı öyle 12 kurumdan izin alıp yeni tesis yapmak... Kesin arkalarında güvendikleri birileri var. Zaten Kılıç ile ortak oldukları ortaya çıktı. Yerel yöneticileri, belki iktidardan birilerini de arkalarına aldılar" diye yakındı telefonda.

Son haftalarda gerek esnaftan gerek halktan konuştuklarım. "Hani Gülçin Hanım, bunlar en geç 1 Mayıs'ta yeni yerlerine taşınmış olacaklardı? Koku yüzünden dükkanın kapısını açamadık, içeri kaçtık" ya da "Bu fabrika yüzünden Orjan'da ev satamıyoruz, kiraya veremiyoruz" diyen esnaflar. "Güya Güllük doğası, havası en temiz yer diye geldik, yakınlarımızı buraya yerleşmeye ikna ettik. Şimdi pişmanız" diyen halk. Ben artık daha ne diyeyim, ne yazayım?

Gülçin ERŞEN – 6 Mayıs 2014 / Güllük

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 812
Kayıt tarihi
: 06.07.11
 
 

Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (İletişim Fakültesi) Radyo ve Televizyon Bölümü mezun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster