Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '16

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
310
 

Gün bugünse O da bugündür...

Gün bugünse O da bugündür...
 

Sıkıntılarınızda ne yaparsınız? Nasıl bir çözüm üretirsiniz? Hayat hep sıkıntılı mıdır? Yoksa sıkıntılarımız olsa da bir maske takıp dolaştığımız bir tiyatro sahnesinin oyuncuları mıyız? Neden her bir güzelliğin ardından hep bir sıkıntı yakamıza yapışır? Yoksa bu bir işaret midir? Ya da ne desem mutlu olmanın sonu hüsran mı? Hep bir soru işareti mi hayat denilen oyun kulvarı? Ya sabır ya selamet desekte niçin her şey reel ve düzgün gitmez?

Bunların cevaplarını kim veya kimler verecek? İstediğiniz kadar inançlı olun "kul bunalmadan hızır yetişmez" derler hep ya. Peki, kul bunaldığı halde hızır nerede? Neden yetişmiyor? Bazen bunları sorgulamıyor muyuz? HAŞA... Rabbin neler yapabileceğini hepimiz biliyoruz. Ama bazen insanlar sıkıntılarını atamadığında veya ne desem ki bunaldığında ve çözüm bulmadığında her şeyi sorgulamaya gidiyor. Ben sorgulamıyorum çünkü her şeyin bir sonucu var. Bu şekilde sınanabiliyoruz. Sınanmadan sonraki durumlarımız, tavırlarımız ve yaşantımızın akışı da önemli... Ne kadar çok güze bile çıksak bir işaretle her şey derbederde olabiliyor. Rabbim herkesin yanında yar ve yardımcısı olsun.

Bazen deriz ya "Gün bugün ve o bugünü güzel yaşayalım. Yarın ne olacak belli olmaz" diye. Tamam, katılıyorum ama günüde yarını da birazda olsa biz belirlemiyor muyuz? Tabikide Rab kanalından bir yönetilmemiz var. Ama akıl, mantık, şuur üçgenini de rabbimiz bize sunmamış mı? Bunu biz belirlemiyor muyuz? Herhaldeki bizlerinde büyük payları var sıkıntı ve üzüntülerimizde. Biz istemedikten sonra kim bize ne yapar? Veya kimler neler yapabilir? Tabii bunlar Allah korusun sapık veya canilerin içeriği değil. Onları kimse istemez. Benim bahsettiğim durum farklı. Yaşamımızdaki ve çevremizdeki sıkıntı, elem, kederleri anlatıyorum sizlere.

Sizlerde de oluyor mu? Çok mutlusunuzdur. Her şey tam yerli yerindedir ve tam oh diyeceğiniz anda pat diye bir sorun çıkar ne mutluluğunuzu yaşarsınız nede keyfinizi. Öyle bir gelir ki tam en güzel zamanınızda güzellikleri unutup buhrana dönersiniz. İşte tamda bahsettiğim bu. Bunlar için sizce ne yapalım? Sadece kaderimize boyun eğip ve şükredip, iyiki de bu bana geldi, iyikide yaşadım ders oldu ve ileride de bende yer edip lanet edeyim mi diyeceğiz hep? Valla açıkçası o kadar çok soru işaretleri var ki sabır evrimi ile ilgili. Artık neye nasıl sabredeceğimizi unutmuş durumundayız hepimiz.

Yine de pozitif düşünüp, Rabbimize şükredip ilerliyoruz. Ama lütfen dikkat edelim ki sadece şükürde yetmiyor. Mutlu olmak veya her neyse sadece alnımıza yazılan bir yazı değil bizlerinde elinde. İş burada birazda mantığa kayıyor. Mantıkta belli bir yerden sonra şapşallıyor ve ambale oluyor.  O yüzden biz ne yapmak istersek yapalım mutlu anlarımızı, elem ve kederlerimizi de sonuna kadar yaşayalım. Belki de bir ceza olarak gelse de sonunda mutlu günler yakındır düşüncesiyle ilerleyelim, ilerleyebildiğimiz kadar... Ya bir yol bul, ya bir yol aç.

Sevgiyle Kalın...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 7076
Kayıt tarihi
: 05.10.16
 
 

Türkiyenin ilk dijital dergisi Evos Angels kurucularından, Türkiyede dijital yatırımların öncüsü ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster