Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mayıs '12

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
58
 

Gündüzlere kavuşmanın tedbiri

Gündüzlere kavuşmanın tedbiri
 

Birçoklarımız, biçare nefislerimizde tecrübe etmişizdir ki,

Allah’ın (c.c.) yol göstermesi; geceyi gündüze çevirmesine benzer. Öyle ise, kendimizi Allah’a (c.c.) teslim edelim ki, her işimiz de gündüzlere kavuşmanın tedbirinden mahrum olmayalım.

 

Kur’an-ı Kerim’in bir ayetinde, Allah (celle celâlüh)  şöyle buyuruyor…:

En’âm  Sûresi:122- Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine, insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, hiç, karanlıklar içinde kalmış, bir türlü ondan çıkamamış kimsenin durumu gibi olur mu? İşte kafirlere, işlemekte oldukları çirkinlikler böyle süslü gösterilmiştir.

  

Tüm işlerimizde, şeytanın kışkırtmasından, acele ettirip yanlışa düşürmesinden sakınmalı ve ona karşı tedbirli olmalıyız. Sabırlı olarak aklıselim davranmalı ve problemlerimizin çözümü için meşru yolları takip etmeliyiz.  Meşru yolların bizleri varmak istediğimiz menzillere ulaştırmayacağı gibi bir şüpheye asla düşmemeliyiz. Şeytan’ın, Hakk’tan sapmadan takip edilecek olan yolların inceliklerini, maharetlerini bizlere unutturmaya çalışacağını, onları bizlere zor göstermek isteyeceğini, aksine, Hakk üzere olmayan yolları bizlere kolay ve süslü göstermeye çalışacağını da aklımızdan çıkarmamalıyız.

Şeytan’ın yegane gayesi bizi doğru yoldan sapıtmaktır. Bunu yapabilmek ve bizleri yanıltmak için çok ince hesaplarla hareket eder. Misal: Şimdi biz; “…kendimizi Allah’a (c.c.) teslim edelim ki, her işimiz de gündüzlere kavuşmanın tedbirinden mahrum olmayalım…” kararlılığında ve  düsturunda olmuş olalım (İnşaAllah)… Her işimiz de gündüzlere kavuşmanın tedbirinden mahrum olmamanın yolunun, kendimizi Allah’a (c.c.) teslim  etmek olduğuna kalbi itikatlarımız ve meyillerimiz varken, o, bizdeki bu halleri gözlemleyip, hareket noktasının azaldığını görünce, bu sefer; bu kalbi itikatlarımız ve meyillerimiz arasına, “… senin bir şey yapmana, çalışmana ve gayret göstermene gerek yok, Rabbin sana lütfediyorken!...” gibi kelime oyunları ile bizleri yoldan saptırmaya yönelik fitne propagandalarını yapmaya yönelecektir.

 

Sonra menzillere varmak ne ki? Onun esasında, iman ve imansızlık çizgisi üzerinde, kişiden kişiye değişecek olan bir göreceli yönünün olabileceğini varsayabiliriz.  

İnananlar için, menziller içinde ki yegane  ve hakiki olanı; Allah rızasından feragat etmeden varılacak olanlar değil midir? Bundan daha büyük bir kazanç, bundan daha büyük bir nimet var mı?

 Şimdi, eğer gönüllerimiz; bu yegane menzilden hiç  şaşmadan hareket  ederek, ona giden yolda yürüyecek olursa, ona giden yolun üzerinde ki diğer küçük olanlarına da sahip olabilecektir.

 

İnsan ki, bir bakıma, ister istemez, onları da (helal olan türlü türlü nimetler= dünya iyilikleri…) toplamak sureti ile Rıza-i İlâhi’ye kavuşmak isteyecekse, bir ucu menzillerin en yüce zirvesine bağlı olan  ipe, sıkı sıkıya sarılmış ve bağlanmış olacak ki, bir taraftan o mübarek ipe (Allah Teâlâ’nın uzattığı, insanı kurtuluşa götüren yol = > tamamlanmış olan İslâm dini) tutuna tutuna ilerleyerek, Rıza-i İlâhi’ye kavuşturacak olan mesafeyi kısaltmak isterken,  öbür taraftan da, ipin çizgisi üzerinde zaten  mevcut bulunan diğer küçük menzilleri de (mecaz menziller = “helal nimetler…”  ), kazanç hanesine katabilsin. Böylece, meşru olmayanlarından da (haram= dünyanın kötülükleri…)  uzak durulabilmiş olsun.

Belki de hepimizin bildiği, hepimizin  malumu olan bir şeyi yinelemiş olacağız fakat, ek olarak şu hususu da akıllarımızdan çıkarmamalıyız ki, kazanç; her zaman bir şeyin somut olarak elde edilmesi değildir. Bazen, somut olarak elde edilmeyenlerin arkasında, normal duyularımızla görülemeyen, fark edilemeyen, ancak; bir dağ misali gibi addedilebilecek olan,  çok büyük kazançlar ( dünya ve ahiret iyilikleri) elde ediliyor olabilir.

Mülkün sahibi biz değiliz ki, mülk hazinesinden neyin tasarruf edildiğini hakkıyla bilelim!...

Esen kalın.

Duran Açıkgöz / 12.05.2012

 Kaynak:

D.İ.B., Yayınlar/527, K.E./26.,2005, Kur’an-ı Kerim Meâli, Türkiye Diyanet Vakfı Yayın Mat.Tic. İşl., Ankara

 Bazı Kur’an Ayetleri

Âl-i İmrân Sûresi: 14 - Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar dünya hayatının geçimliğidir. Oysa asıl varılacak güzel yer ancak Allah’ın katındadır.

 

Âl-i İmrân Sûresi:15 - De ki: “Size, onlardan daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.” Allah, kullarını hakkıyla görendir.

 

A’râf Sûresi: 16 - Şeytan dedi ki: “(Öyle ise) beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin dosdoğru yolunun üzerinde elbette oturacağım.”

 

A’râf Sûresi: 17 - “Sonra (pusu kurup) onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım ve sen onların çoğunu şükreden (kimse)ler bulamayacaksın.”

 

Bakara Sûresi :168 - Ey insanlar! Yeryüzündeki şeylerin helal ve temiz olanlarından yiyin! Şeytanın izinden yürümeyin. Çünkü o sizin için apaçık bir düşmandır.

 

Bakara Sûresi :169 - O, size ancak kötülüğü, hayasızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 221
Kayıt tarihi
: 20.12.11
 
 

Hayata ilişkin keşfedebildiğim iyi, güzel ve faydalı olabilecek  bir şeyler varsa, onları  değerl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster