Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '06

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
933
 

Güvenli gıda için tarım!...

Gündelik hayatta en ön sıralara yerleşen temiz, sağlıklı ve ucuz gıda meselesine bu kez temel kaynağından yani üreticiye ve üretim koşullarına bakarak çare arayacağız. Çünkü asıl sorun üretim aşamasındaki koşullar, ekonomik yapı ve içinde barındırdığı sosyolojik koşullara bağlıdır. Bu nedenle soframıza tarladan gelen ürüne tarla aşamasından bakacağım

Ülkemizde tarım ilgili kim laf etse hemen şu sorunları sıralar.

1-Arazilerin parçalı ve küçük parseller halinde olması, dolayısıyla tarımsal yapımızın küçük işletmelerden oluşması.

2-örgütlenme sorunları.

3-Pazar ve destekleme ile ilgili sorunları.

4-Ekonomik sorunlar ve kayıtlı üretime ilişkin sorunlar.

5-sulama ve tarımsal yapılar ile ilgili sorunlar.

6-ürün deseni ve ürün planlaması ile ilgili sorunlar.

Yukarıda sayılan sorunlar giderilmeden ne sağlıklı, yeterli, ucuz gıdaya erişebiliriz. nede sürdürülebilir bir tarımsal yapıya kavuşuruz, nede tarımımızı koruyabiliriz dış etkilerden.

Tarımsal üretim doğa koşullarına bağlı, karlılığ ikici planda tutan, krizlerden en fazla etkilenen, bazen zarar etse dahi üretici ürünü tarladan kaldırmak zorundadır. Yani zararına dahi üretim yapılan riski yüksek, emek yoğun, tabiat koşullarını sıkıca bağlı, daha çok aile işletmeciliği şeklinde, eğitim ve gelir düzeyi düşük, girdilerini sanayiden temin ettiği için bağımlı bir özellik taşır. Bunun yanında işçi işveren ayrımı kesin çizgilerle belirlenemeyen bir sektördür. (Üretici hem patron hemde çoğu zaman çalışan konumundadır.)

Böyle bir yapı doğal olarak örgütlenmesi ve idaresi zor, tüm toplumu ilgilendiren bir nitelik taşımaktadır. Örneğin bir ürünün kıtlığı ve özellikle beslenme ile ilgili ise isyanlara varan toplumsal çalkalanmalara neden olmaktadır. bu nedenle ülkemiz yukarıdaki temel sorunları çözmek durumundadır. Kısaca öneriler sunmak istiyorum.

1-arazilerin parçalanmasını önüne geçilmeli. yıllardır tartışılan ama hayata geçirilmeyen miras kanunu değişmelidir. Üretici olan kardeşe verilmelidir işletme. Bu durum işletmelerin her seferinde kazanımları yoketmektedir. Belli konuma gelmiş işletme kardeşlere pay edilerek küçülmektedir. Hatta bazı araziler boş kalmaktadır. (Çoğu insan günümüzde başka işler yapmakta adlarına kayıtlı arazileri işlememektedir.) Bunun yanında topraksız üreticiler de işleyecek yeterli arazi bulamamaktadırlar.

Bunun yanında arazilerin toplulaştırılması ekonomik ve sosyal faydalar sağlayacaktır. İşletme parsel büyüklükleri bu şekilde daha ekonomik bir şekilde kullanılır hale getirilecektir. Sulama ve tarla içi hizmetler üreticiye daha ekonomik bir şekilde tüm üreticilerin kullanımına sunulacaktır. Küçük parsellerde Kayıp olan alan, zaman ve verimlilik kazanılmış olacaktır.

2-Üreticinin temel sorunlarından biri olan örgütlenme özellikle çftçinin olmazsa olmazı kabul edilebilir. tarımsal üretimin girdi kullanımından, pazarlama ve rekabet ile ilgili sorunların çözümü kollektif bir çalışmayı gerektirmektedir. aradaki aracıların ortadan kaldırılması için kooperatifleşme gerekir. kooperatif örgütlenmesi; hem girdilerin ucuza maledilmesi dolayısıyla üretim maliyetlerini düşürmesi, diğer yandan pazara sunduğu ürünleri tüketiciye aracısız ulaştırarak yine tüketiciler ve üreticiler lehine olumlu olmaktadır. Diğer yandan kooperatifler aracılığı ile ortak işleme tesisleri aracılığıyla işleyip pazara sundukları ürünlerin katma değerinide üretici almış olur. Aynı zamanda ortak makina tesis kullanımı gereksiz ve verimsiz harcamaları ortadan kaldıracaktır. Bu durum yine maliyetlerin düşmesi anlamına gelir.

AB, ABD ve israil'de tarımsal ürünlerin %65-%100 arasında ürünler kooperatifler aracılığı ile pazarlanırken, bizde %35 i geçen ürün yoktur.

3-Tarımın geliri ve katma değeri evrensel olarak düşüktür.Bu nedenle tüm dünyada tarım birinci destklenen sektörler arasındadır. Ülkemizde bilinenin aksine destekleme oranları oldukça düşük düzeyde, üretimi yönlendirici ve teşvik etmekten uzaktır. Bu yapı değiştirilmelidir. AB taleplerine rağmen.

4-ekonomik olarak güçlü olamayan işletmeler ne yazıkki kayıtlı bir üretim yapmaktan uzaktırlar. kayıt altına alma ve belgelendirme maliyetleri güçlerini çok aşan bir durumdur. bu maliyetin bir şkilde karşılanması daha sonra işletmelerin bu maliyeti karşılayabilecek bir konuma gelmeleri önemlidir.

5-sulama ve tarımsal yapılar ile ilgili daha önceki yazılarımda değinmiştim. (Kuş gribinin düşündürdüğü ve tarımsal yapılar)

6-Üretim planlaması olmadığından üretici neyi ne zaman ne kadar üreteceği konusunda çoğunlukla yanlış tercihlerle karşı karşıya kalmaktadır. Daha önceleri şeker fabrikları şeker pancarı üretimini oldukça iyi bir şekilde planlamış ve sonuçları üretici açısından olumlu olmuştur.

Gelecekte AB entegrasyonda tarımımızı bir yokoluşla karşı karşıya kalmaması için sorunlarını çözmeliyiz. Çevreyi kirletmeden topraklarımızı koruyarak avantajlarımızı bilerek hareket etmek zorundayız. hala topraklarımız AB toprakları kadar kimyasal kirliliğe maruz kalmamıştır. Üretim potansiyelimiz oldukça yüksek, işgücü ucuzdur. Bu ve benzeri avantajlarımızı değerlendirebilirsek başaracağımıza inanıyorum.

Sorunları teknik terimleri kullanmadan anlatmaya çalıştım. Umarım tarım ile ilgili sorunları uzmanlık alanı olmayan her kesin anlayacağı düzeyde anlatmışımdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 147
Toplam yorum
: 383
Toplam mesaj
: 116
Ort. okunma sayısı
: 2651
Kayıt tarihi
: 01.07.06
 
 

Ziraat mühendisi ve iktisatçıyım. yatırım danışmanlığı ve kişisel gelişim konularında  Simurg Con..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster