Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ekim '19

 
Kategori
Yetenekler
Okunma Sayısı
181
 

Güzide & Bilal Taranoğlu

“Tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın
Sarıldım kadehlere derman olur diyerek
Kalmadı tesellisi ne şarkının ne sazın...”

Güzide Gülpınar Taranoğlu
(28.01.1922 - 30.12.2013)

Şair Güzide Taranoğlu, İstanbul'da doğdu. Asıl adı Fatma Güzide Taranoğlu'dur. ‘Gülpınar’ soyadını da kullandı. İlkokulu Ilgın'da okudu. Ortaöğrenimini İstanbul'da tamamladı. Emlâk ve Eytam Bankası'nda çalıştığı günlerde Dr. Bilal Taranoğlu ile evlendi. 

Ankara'da yayımlanan Yeni Tanin gazetesinin sanat sayfasını hazırladı. Yeni Zafer gazetesinde köşe yazıları yazdı. 1976'da Gülpınar Yayınevini kurdu ve Gülpınar edebiyat dergisini (Mayıs 1976 - Nisan 2005) yayımladı. İlk şiirleri Çaba dergisinde yayımlandı. Serbest ve hece vezniyle şiir yazdı. Birçok şiiri bestelenen Güzide Taranoğlu'nun 'Tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın' dizeleriyle başlayan güftesi belleklerde yerini aldı.

Güzide Taranoğlu’nun şiirleri, Memleket, Bursa Haber, Bizim Anadolu, Hür Anadolu, Başkent, Dünya, Gündem, Rize, Tokat, Kayseri Hâkimiyet, Ordu Güneş, Ordu'nun Sesi, Türkiye Tribün, Mücadele, İki Nisan, Son Havadis, Tasvir, Halkın Sesi, Yoz-Koop, 6 Eylül, Zafer, Haber vd. gazetelerde; Sesimiz, Eflatun, Bahçe, Hisar, Türkiye, Güvercin, Çaba, Çocuk ve Yuva, Yeni Adam, Turizm Günün Kadını, Ajans Türk, Gülpınar, gibi o günlerin çok okunan dergilerinde yayımlandı.

Şiir kitapları: Merhaba Dostum (şiirler) 1967, Mutlu Acı (şiirler) 1968, Tozpembe (şiirler) 1969, İnsanlar Mutlu Yaşasın (şiirler) 1972 ve Mutluluk Çiçek Açar (şiirler) 1975, Diyorum ki (özdeyişler) 1976, Umutlar Canda Çiçek (şiirler) 1984, Huzur Çağı (şiirler) 1981, Aşk Yıllara Yenilmez (şiirler) 1989, Can Parçamız Çocuklar (şiirler) 1993, Selâmlarım (düz yazılar) 1996, Şiiristanda Hecelerin Dili (şiirler) 1997 ve Bir Dalda Bin Çiçek (şiir kitaplarının toplaşması)1997…

'Tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın', 'Kanımda kıvılcım canımda ateş', gibi sevilen şarkıların sözlerini yazan Taranoğlu'nun şiirleri; Muzaffer İlkar, Alâeddin Yavaşça, Erol Sayan, Osman Babuşcu ve Erol Evgin gibi ünlü adlar tarafından bestelendi. Radyo ve Tv kanallarında zevkle dinlenmektedir.

***

Yolum Ankara’ya düştükçe evlerindeki söyleştik. Belleğimde kalanlar ve haklarında edindiğim kimi bilgiler de şunlar oldu:

Güzide Hanım’ın babası, Üsküp Kalkandelenli Hacı Kamberoğulları’ndan Tahir Efendi'nin oğlu Rıfat Bey… İstanbul Tıp Fakültesi'nde okudu. Dördüncü sınıfta doktorluk yerine kimyager-eczacılığı seçti. Dört dil biliyordu. Balkan Savaşları sırasında tutsak edildi. Savaşın sonunda tutsak değişimi yapıldı, özgür bırakıldı. İstanbul'a gelip yerleşti. Nevres Hanım'la evlenen Rıfat Bey, Osmanlı saray kökenli bir aileye içgüveysi girdi.

Nevres Hanım'ın ağabeyi Mehmet Ziyaeddin Bey, sarayda musahip yardımcısı ve genel itfaiye alay komutanı. Aynı zamanda bir hukukçu olan Mehmet Ziyaeddin Bey, eczacı-kimyager Rıfat Bey'le çok iyi arkadaştırlar. O yıllarda, Türk donanmasının güçlendirilmesi için İstanbul'da yardım toplama çalışmaları önderliğini birlikte yaptılar. Namlı Enver Paşa ve arkadaşlarıyla aynı ekipte yer aldılar.

Güzide, zeki bir çocuktu. O yüzden yaşı büyütülerek okula kaydı yapıldı. Üstün zekâsı, bilgisi, görgüsü sayesinde okuldaki öğrenciler arasında örnek öğrenci oldu! Okulun başöğretmeni Hayri Bey ve eşi öğretmen Vesile Hanım, üstüne titrediler. Okula genç, aktif, sosyal etkinliklere önem veren bir öğretmen daha atandı. Mustafa adlı bu öğretmen, yeteneklerini keşfetti. Güzide, müsamerelerin öncüsü oldu. Sosyal etkinlikleri düzenledi.

Beşinci sınıfa geçtiğinde, babası Rıfat Bey, ağır bir rahatsızlık geçirdi ve rahatsızlandıktan beş gün sonra zatürreeden 7 Mart 1932 günü, Hakk'ın rahmetine kavuştu. Eğitim öğretim döneminin sonuna gelindiği için Güzide'nin okuldan mezun olması beklendi. Sınavlar sonucunda Güzide okulunu bitirince annesi, çocuklarını da yanına alarak İstanbul'a göç etti.1935 yılında soyadı kanunu çıkınca aile "Gülpınar" soyadını aldı.

İstanbul'da ortaokula, ardından liseye devam etti. O yıllarda, yüreğinde tomurcuklanan şiir denemelerine de başladı. Fakat şiir defterini herkesten sakladı. Lise öğrenimi bitince ailesinin yakın dostları İstanbul Başsavcısı Sabri Bey ve babası Rıfat Bey'in Ilgın'dan arkadaşı olan aile dostları avukat Hasan Fehmi Bey'in yardımıyla o günkü adı  "Emlak ve Eytam Bankası"nda iş hayatına başladı.

Bankada çalışırken, aynı serviste şair Ziya Osman Saba da görev yapıyordu. Şiir yazdığını kimseye söylemeyen ve şiirlerini ulu orta çıkarmayan genç ve güzel Güzide, sıkılgan ve ürkekti. O'nun şiir yazdığını bir gün Ziya Osman Saba öğrendi. Israrla şiirlerini yazdığı defterini görmek istediğini belirtti. Güzide'nin şiir defterini alıp okudu. "Aman Güzide Hanım, bu şiirleri mutlaka yayına verelim." Dedi.

Bir gün Yahya Kemal Beyatlı,  emekli aylığını kırdırmak üzere bankaya geldi. Personel çevresini sardı. Öğle paydosuna yakındı. İşi bitmedi, başladı herkesle konuşmaya... Oradakilere, kendisine ait şiirleri sevip sevmediklerini sordu. Arkadaşları, kendi aralarında da bir şairin bulunduğunu söylediler. "Kim? Hanginiz?" deyince, o ana kadar bir kenarda sessiz sedasız duran Güzide'yi gösterdiler ve elinden tutup Yahya Kemal'in yanına çektiler. Güzide, şairin elini öpmek istedi.

Yahya Kemal:

—Hanım kızım, şiiri sever misin? Benim şiirlerimi okudun mu? Hangi şiirimi seviyorsun? Dedi.

Güzide:

—Elbette severim. Sizin şiirlerinizi de severek okurum. Ancak, "Vuslat" şiirinizi daha çok seviyorum efendim, dedi. Oradakiler, "Ses" şiirini beğenip sevdiklerini söylediler. Güzide, bir başka şiiri "Vuslat"ı sevmiş olmasından mutlu oldu!

***

Güzide, hem çalışıp hem de okumayı düşünürken Bilal Taranoğlu ile tanışması sonrasında sevdaları yüreklerinde korlandı, öğrenimini sürdüremedi!

24 Haziran 1940 tarihinde evlenen Güzide & Bilal Taranoğlu çiftinin, mutluluğu tam 65 yıl sürdü. Bir erkek ve iki kız çocuğunu birlikte büyüttüler. Evlendikten sonra çalışma hayatından ayrılan Güzide Hanım, ömrünü biricik aşkı Bilal’ına adadı! Aşklar, karşılık bulunca harlanan sevgiye dönüş oldu ve aşkları ölümsüzleşti!

18 Ocak 1945 günü oğulları Osman Şanser dünyaya geldi. Daha sonra kızları Ayşe Serpil doğdu. Güzide ve Bilal Taranoğlu’nun zirveleşen mutlulukları, alkışa değer düzeyde seyretti!

Bilal Taranoğlu’ndan söz etmek gerekirse; 1945 yılında Tıp Fakültesinden mezun oldu ve ilk görev yeri, hükümet tabibi olarak Perşembe... Daha sonra askere gitti.  Askerlik görevi bitince Ağrı'nın Eleşkirt ilçesine atandı. Orada fazla kalmadı. Bir süre sonra Samsun'un Çarşamba İlçesi'ne tayin edildi. Çarşamba'da üç yıl kaldılar. Üçüncü yılın sonuna doğru üçüncü evlâtları olan kızları Ender Sevil, dünyaya geldi.

1961 yılının sonlarına doğru, Sağlık Bakanlığı Doktor Bilal Taranoğlu'nu müfettiş kadrosuna alarak merkeze çağırdı. Taranoğlu ailesi Ankara'ya gelip yerleşti. Bilal Taranoğlu, iki dönem milletvekili seçildi. Sağlık Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığından emekliye ayrıldı.

Dr Bilal Taranoğlu, 1973 seçimlerinde bir partinin listesinde birinci sıradan milletvekili seçildi. TBMM'de örnek ve beyefendi bir milletvekili olarak tanındı! Herkes tarafından sevgi ve saygı gördü! Hatta her parti kendisine talip oldu.

O tarihe kadar Sıhhiye’de oturan ailesini Farabi Sokak’a taşıdı. Bilal Baba’yı, erdemli bir politikacı ve hümanist bir insan olarak tanıdım! Keşke tüm politikacılar böyle olsa, dedim! İlgi ve sevgisini gördüm!

***

Güzide Taranoğlu, böylesi sosyal amaçlı derneklerde gelir edinmek amaçlı balolar, sünnet şölenleri ve sergiler düzenledi. Ramazanlarda yoksullara yiyecek ve giyecek yardımı yapmak, yoksul öğrencilere burslar vermek, gibi kutsal çalışmalar yaptı. Balolara özgü özel gazeteler yayımladı. Çoğu zaman şiirlerini ve şairliğini saklayarak ikinci plânda olmayı yeğledi.

Çarşamba İlçesi'nde "Kadınlar Birliği", "Yardımseverler Derneği”, gibi sosyal amaçlı kimi kuruluşlarda etkin, lider ve örnek insan olarak rol üstlendi.

Dostlarından birisinin tayini mi çıktı? Ona güle güle demek, uğurlamak için şiir yazdı. Düzenledikleri toplantıların konusuyla ilgili esprili şiirleri kaleme aldı, kendi elleriyle sayfa düzenini yaptığı özel gazetelerde ve bültenlerinde bunları yayımladı.

Feyzi Boztepe'nin 1954 yılında, sahibi olduğu ve Ankara'da yayınlanan "Medeniyet Gazetesi"nin genel muhabirliğini üstlenerek gazeteciliğe adım attı.

Güzide Taranoğlu, Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi oldu. Aynı yerde müfettiş üye seçildi. 1961'den 1970'e kadar bu görevi yürüttü. O sırada değişik derneklere üye oldu. Çocuk Esirgeme Kurumunda çalışırken çocuk yuvasında barınan çocuklar için moral günleri düzenledi. Tanıdığı, sözünün geçtiği kimi ses ve saz sanatçılarını çocuk yuvasına taşıyarak çocuklara moral verdi.

1954'den beri Gerze Kaymakamlığı'ndan tanıdıkları Şair Nihat Aşar ile 1961'de Ankara'da tekrar buluştular. Nihat Aşar, o yıllarda "Çaba Dergisi"ni çıkarmakta olan Halil Soyuer'in yakın arkadaşıdır. Böylece Gülpınar’ın şiirleri Halil Soyuer’in Çaba Dergisi'nde yayınlamaya başladı.

1967 yılına eşi Bilal Taranoğlu, şair Halil Soyuer ve Nihat Aşar üçlüsü, Güzide'ye bir kitap yayınlaması konusunda ısrarcı oldular. 1967'de ilk kitabı olan "Merhaba Dostum", Çaba yayınları arasında yerini aldı. 112 sayfadan oluşan bu kitapla Güzide Taranoğlu, Türk şiir dünyasında bir yıldız örneği parladı!

1968 yılında "Mutlu Acı"  adlı ikinci şiir kitabı yayımlandı. Şiirleri, gazete ve dergilerde ‘ayın en güzel şiiri’ seçildi! Kimi şiirleri tanınmış bestekârlarca bestelenmeye başladı. Bestelenenler radyoda okundu.

1968 yılında İstanbul'da Divan Oteli'ndeki bir davette tanınmış şairlerimizden Faruk Nafiz Çamlıbel ile karşılaştı. Çamlıbel, kitaplarını armağan etti.

Faruk Nafiz, Taranoğlu'nun şiirlerini çok beğendi! Kendisine "Sultan Şaire" unvanını verdi. Eklemeyle: “Şiirlerinizde çok güzel ve üstün duygu ve imajlar var. Serbest de yazdığınızı gördüm. Ama sultanım, hece'yi bırakmayınız, çünkü hem hece'de daha başarılısınız, hem de şiir dili, şiire ahenk veren hece'dir." Tümceleriyle düşüncelerini aktardı.

Faruk Nafiz Çamlıbel, iyi bir şiir kuyumcusudur. Has şiiri ve şairi bulunca ve Ankara'da ikamet ettiğini de öğrenince, kuzeni İffet Halim Oruz'a ve gene Ankara'da bulunan Halide Nusret Zorlutuna'ya, "Ankara'da sultan şaire Güzide, sana emanet…" Dedi.

1970'den itibaren Ankara'da yayınlanan Zafer Gazetesinde "Kadın Kalemiyle" köşesinde makaleler yazmaya başladı.

1970'li yıllarda Güzide Taranoğlu, yine ülkenin sayılı derneklerinden "Aile Planlaması Derneği"nin Genel Yönetim Kurulu Üyesi olarak çalışmaya başladı. Isparta’ya geldiklerinde tanışmamız orada gerçekleşti.

1974 yılına, ne ülkemizde, ne de dünyada örneği görülmemiş bir işe kalkıştı. Etamin bezi üzerine ipliklerle ilmek ilmek şiirlerini elleriyle ince ince işledi. 1969'da başladığı bu işi, 1974'de 68 parçadan oluşan eseriyle, Ankara'da Zafer Çarşısı’nın alt kat sergi salonunda ‘Hava Kuvvetleri Güçlendirme Vakfı’ yararına sergiledi. Övgüler basında günlerce sürdü. O gün ben de çağrılı olarak eşimle oradaydım.

Sonraki zaman diliminde Isparta’da eşimin özenerek dokuduğu 'Tadı yok sensiz geçen ne baharın ne yazın….’ Dörtlüğü işlenen halıyı kendisine sunduk. Mutlu oldu! Yıllarca evinin duvarını o halı renklendirdi!

1974 yılından önceki yıllarda da Güzide Taranoğlu'nun evi Ankaralı şair ve yazarların, belirli günlerde uğradıkları sanat ve şiir evi haline geldi. Şairler ve yazarlar, belirli günlerde o'nun evinde toplandılar, en yeni şiirlerini birbirlerine okudular ve Taranoğlu'nun kendi elleriyle hazırladığı yiyeceklerden atıştırdılar. (Eşimle birlikte birkaç kez yolumuzun düştüğü oldu. Konuk edildik. Kimi ünlü şairlerle tanışma fırsatım oldu.) 1985 yılından itibaren Taranoğlu, ’Kemalist Atılım Birliği'nde etkin görev yaparken görüldü ve sonraki günlerde genel sekreterlik görevini yürüttü.

***

Manevi Anam Güzide Taranoğlu, uzun yıllar Ankara'da aylık 'Gülpınar' adlı kültür ve sanat dergisini yayımlayarak ücretsiz ve zamanında posta bekleyenlerine gönderdi. Çoğu genç yazara sayfalarını açtı. Benim de çok sayıda şiirlerim ve düz yazılarım yer aldı. Mustafa Ceylan, Mehmet Nuri Parmaksız, Necmettin Çanga, Muhsin Durucan, Abdülkadir Güler, İsa Kayacan, Ünal Şöhret Dirlik, Abdullah Satoğlu, Enver Tuncalp, Halil Soyuer, Nazmiye Mirza,  İbrahim Agâh Çubukçu, gibi çok sayıda kalem, aylık Gülpınar Dergisi’ninin yazarları arasında olmanın onurunu yaşadılar, yaşattılar! Sonrasında özverili kimi yazarlarımız, ‘Güzide Taranoğlu’ konulu kitaplar da yazdılar.

Güzel insan Bilal Taranoğlu, 19 Nisan 2005 günü hakkın rahmetine kavuştu! 30 Aralık 2013’te Güzide Ana’nın da hakkın rahmetine kavuştuğunu elemle öğrendim!

Kendisinden önce yaşama veda eden çok sevdiği Bilal Baba'nın acısı, onu her gün eritti! Şiir güzelliği günleri son buldu! Yüzyılın aşkı, böylece sonlandı!

***

Yıllar, bir film şeridi hızında gözlerimin önünden geçti. O değerlerin manevi evlatları olmanın onurunu yaşadım! Sanatçılar, sevenleri ve yakınları, o değerleri unutmadılar! Gönüllerde var ama evlatlarından ’Güzide & Bilal Taranoğlu Müzesi’ açmaları beklenmektedir.

Bu güzel insanların yeri aydınlık olsun, diyorum. Bir şiiriyle yazımı noktalamak istiyorum.


Kadınlar ve Meyvalar

Kadın var ham ayvadır boğazına takılır
Kadın var nar tanesi avuç avuç yutulur

Kadın var ekşi erik zor yenir, buruk buruk
Kadın var salkım üzüm yersin olsa da koruk

Kadın var kayısının hamı gibi zor yenir
Kadın var tatlı olgun şekerpareymiş denir

Kadın var karpuz gibi ancak tatlıysa yenir
Kadın var ki muz gibi yedikçe lezzet verir

Kadın var çam fıstığı kırmasından bıkarsın
Kadın var portakaldır dilim dilim yutarsın

Kadın var kiraz gibi tatsız fazlası zarar
Kadın var vişne gibi türlü işlere yarar

Kadın var yiyemezsin onu ham armut gibi
Kadın var bayılırsın siyah beyaz dut gibi

Kadın var kavun gibi seçip almak gerekir
Kadın var ceviz gibi kuru yenir, yaş yenir

Hakikaten de kadın tıpkı meyva gibidir
Hepsi kendine göre lezzetiyle yenilir

Gerçi meyva  meyvadır  hepsi de yenir amma
Kimi zevkle yenirken kimi de zorla yenir.


Güzide Gülpınar Taranoğlu

*
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 668
Toplam yorum
: 472
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 1370
Kayıt tarihi
: 18.08.08
 
 

Kırşehir Erkek İlköğretmen Okulu'nu, İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü, İstanbul Çapa M..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster