Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
67
 

Halim Selim (sıradan bir insanın sıra dışı yaşamı - yirmi ikinci bölüm)

Halim Selim (sıradan bir insanın sıra dışı yaşamı - yirmi ikinci bölüm)
 

Sıradan insanlar


Halim “savcı beyim ben size temsil dedim. Öncüden mapuslum falan yok” dedi. Savcı “peki o zaman senin hapishane arkadaşı nereden oluyor?” diye sordu. Halim “ha o mu? Savcı beyim ben buruya gelmiden önce pulisle beni bi yere kapadıydı. Orda biçok insan varıdı. Onlan içinden sizden iyi olmasın biri yanıma geldi. Biraz hoşbeşten sonra bene ‘mapusluk zor zanattır’ dedi. Bene mapusluğu öretti ben onu deyodum” dedi.

Savcı biraz merak biraz da alayla “kimmiş sana hapisliği öğreten usta? Neler öğretti?” diye sordu.

Bu sefer  ‘tingidek’ düşme sırası Halim’deydi. İçinden ‘ha diline eşek arısı soksun. Bişe yımırdlımıdan durameyon. Al başına belayı çık içinden çıkabilisen’ dedi. Komiserin “savcıyla hakime her şeyi anlat” dediği, Rüstem’inde “ben sana mapuslukta az konuş diyom; yoksa savcıya, hakime ne anladırsan anlat” dediği aklına gelince yine içinden “ne bok olusa olsun ok yaydan çıktı gari” deyip savcıya “ha o mu savcı beyim? Adı Rüstem mi neyimiş” dedi.

Adını biliyordu, ama sanki bilmiyormuş gibi öyle söylüyordu.

Neyse “o pulislen beni gapadığı galabalın oldu yerde bene ‘arkıdeş mapusluk zor zanaddır. Bunu her zanat gibi usdasından örencen. Bu usduda benim’ deyip bene mapusluğu öretti” diye kısa kesti.

Ama savcı işin peşini bırakmıyordu. “Pekii neymiş o zanat? Neler öğrendin? Anlat bakalım” deyince Halim içinden ‘al başına belayı. Adam dibini deliyo. Anlat bakam öğrendin zanadışom ağız’ diye kendine kızarken “önemli değil savcı beyim, bir iki bişey, öyle önemli bişey değil” diye geçiştirmeye çalıştı. Savcı durur mu? Hakikaten dibini delmek istiyordu ve ‘acaba bu salağa kim neler öğretmiş?’ diye çok merak ediyordu.

Çaresiz anlatacaktı. “Savcı beyim” dedi. “Önce mapusa girince cipciddi olcemişim. Mapusa girince dedim. Çünküm benim suçum ağır olduğu için; garanti tutuklanıp orda yargılanırmışım” dedi. İçinden ‘al bakam savcı bey sen bene öyle gaz zannediyon. Emme ben yargılamaya bile biliyom, hemide tam yerinde gullandım’ geçiriyordu.

Şaşırmayın oöyle kaz gibi biri değildi. Az önce savcıyla hakimin, şimdi de savcının kendini merakla dinlediğini, söylediklerinden etkilendiklerini hep görmüş ‘belki bi işe yarar deyi lafı uzadıyodu’.

Ancak bu ‘mapusluk zanatını’ söylemek istememiş, lafı ağzından kaçırınca anlatmak zorunda kalmıştı. Ama kaçamak cevap vermeye çalışıyordu, savcı iyice meraklanıp sorunca da içinden böyle şeyler geçiriyordu.

“Soonacıma savcı beyim. O bene ‘mapusanede sene bişe soralasa kısa cuvap ve’ dedi. Misal ben ordakile bene merakla bakarken ‘selamüaleyküm’ demem lazımmış onu deyon. Ozuman selamımı alan ordaki mahkumla benle alakalı her şeyi bildi halde, bi şey bilimezmiş gibi davranırmış. Onnan her şeyi bildini benim nerden bildimi sorasanız. Çünküm mahkumlan işi gücü boş zamanlanda gaztelen cinayet habarını okumak, bide bulmuca çözmeyimiş. Arıda bi de voltu atalamış ya neyse. Mahkumla benne alkalı her şeyi bildi halde‘cinayet mi?’ deyi soramış. Ben ozman‘oldu bi kere’ decemişim. Onna ısrarla ‘siyasimi?’ deyi sorasa onlara ‘şöyle bi bakıp’ orası sizi alakıder etmez decemişim” dedi.

‘Şöyle bi bakıcemişim’ derken Rüstem’in tarif ettiği gibi bakınca hem savcının, hem de bal rengi buğulu gözlü köy katibinin kızına benziyen katip kızın içi ürpermişti. Her ikisi de karşılarında hırlayan bir aslan var sanmışlardı.

Savcı “sonra?” dedi. Halim “sonacıma savcı beyim bi de sigara içeken ordaki birine elimi uzadıp sigarasını almecemişim bir; bi de elimdeki yanan sigarayı birine ateş deyi vermicemişim iki” dedi. Savcı meraklanmıştı ve biraz da sabırsızlanmıştı “peki ne yapacakmışsın” diye sordu.

Savcı sabısızlanıyordu. İfade uzadıkça uzuyorveanlattıklarının ifadeyle ilgisi yoktu.Ama çok tatlı anlatıyordu ve bir de anlattıklarının zaman zaman olayla bağlantısı da oluyordu. Onun için ifadeyi kesmek istemiyordu. Ama bir yerde de bitirmek istiyor onun için sabırsızlıkla iki de bir “sonra?” diye soruyordu.

“Savcı beyim ben de ona aynı sizin sordunuz gibi sordum. O bene ‘ben sene sigarayı ateş deyi alıp verme. Lazım olunca kibrit, çakmak isdersin veya gider kantinden alırsın’ dedi” diye açıkladı. Savcı bu sefer “sonra” dememişti. Halim “soonacıma savcı beyim, o bi de voltu atmasını öğretti. Bi de kimsenin voltasını hiç kesmecemişim, bide voltamı hiç kestirmecemişim, bi de hep cibciddi olcemişim” dedi.

Gördünüz değil mi? Onun‘cib ciddi’ olmak sanki kaderiydi.

“Hem savcı beyim ben zaten cibciddi olmayı daha önce ninecimden öğrendim” dedi. Savcı yine meraklanmış hep “ninecim” diyorsun, “nineciğin” sana başka neler öğretti?” diye sordu.

Halim biraz duygulanmıştı. Çünkü ninesini çok seviyor, onu na zaman hatırlasa veya hatırlatılsa içinden ağlamak gelirdi.

Savcı “nineciğin başka ne öğretti?” deyinceo duygulu bir sesle “savcı beyim ben ne biliyosam; nur içinde yatsın. Yattı yer cennet mekan osun, hep ninecimden örendim. O olmusa ben hodul gaz gibi bişe olurdum” dedi ve ninesinden öğrendiklerini anlatmaya başladı. Zaten daha önce birçoğunu anlatmıştı. Ama ninesinin ‘cibciddi’ olmak üzerine bir sözü vardı, onu hiç unutmamış hep kulağına küpe yapmıştı. İşte onu anlatacaktı. “savcı beyim” dedi. “Biliyosunuz bubacım ben beş yaşlandeyken öldürüldü. Anacım da ben ilkokul üçüncü sınıftayken öldüydü. Şindi onlan nası öldüğünü, ta başından anlatıp gıymatlı vatkınızı almeyen” dedi.

Halim ‘bubacım öldürüldü, anacım öldü’ diye başlayınca, savcı da içinden ‘eyvah ta başından başlarsa yandık’ diye geçiriyordu, ancak sonradan “ta baştan anladıp gıymatlı vaktınızı almeyen” deyince rahatlamıştı.

Halim “savcı beyim onla ölüp gidince, ben ninecimle bi başıma galdım. Gerçi emmilem, dayılam varıdı; emme onlara sayma. Hele dezemi, halamı heç sayma. Çünküm onlan kendi çoluk çocuğula işleri başlarından aşkın Halim akıllana bile gelmezdi. Yannış annıman Halim deyi bene deyon. Yoğusam köyde başka Halim yok. Bizim soyadımız Selim’miş, ninecim bene adı gibi halim selim biri olur işallah deyi, adımı Halim goymuş. Neyise savcı beyim ben ninecimle bi başımıza galınca; akşamları o bucak minderine oturudu. Ben de gafam güççükden gocuman oldu için onun dizleri dayımecenden, başımı dizlenin üstüne gomaz hemen yanına uzanıp yatadım. Ninecim bi yandan o mis kokulu elerile salçamı dara, bi yandan da nasihat ederdi. Ben de gözlemi gapadır heç bi nafını gaçırmıdan hep gafama yazadım” dedi.

Bu sırada katip kız onunaslan yelesi gibi saçlarına bakıyor, içinden gidip o yeleyi ellemek geliyordu. Hemen kendini toplayıp işine döndü.

Halim “Savcı beyim ninecim bi gün bene ben yanı başında gözlem kapalı yataken ‘tosun oğlum. Görmeyen göze bişe gösdercen, bi de duymuyan gulağa bişey duyurcen deyi uraşıp kendini yormu’ dediydi. Ben de ‘ninecim öyleyse ben kimsiye bişe demecen, bişe göstermecen öyle mi?’ deyi sorduydum. O güldüydü. Biliyomusun savcı beyim” dedi, sonra güldü “beninki de naf sen nerden bilcedin ya? Ninecimi görmedin ki, benimkide naf” dedi. “Sonacıma savcı beyim ben ninecime öyle sorunca o güldüydü ya. İnanın savcı beyim ağzında o yaşında inci gibi dişleri varıdı. Benim ninecim çok bi güzel, hemi de ferasetli garıydı; emme şindi lafımız o değil. Neyse ben öyle sorunca ninecim bene ‘ben onu demeyon a bubacı gılıklı tosun oğlum lafı eyi anna. Elbet sen de birine bişe göstercen, birine bişe decen. İşde ozman garşındaki insan mı? Değilmi deyi önce bi bak’ dediydi. Ben gine burda ‘hobbula ninecim her gonuşan bizim gibi herkez insan demi?’ dediydim. O gene güldüydü. ‘Oğlum nasıl her gördün sakallı deden değilse, öyle her gördüğünü de insan zannetme. Onnan çoğu insan gılığında iblisdir, güvenilmezdir. Ben onlara deyon’ dedi. Ben de ‘iyi ninecim ben kim insan, kim deyil nerden bilcen’ dedim. O da bene, ‘oğlum insan sene bakaken içine bi sıcaklık gire sanki kırk yıllık tanışmış gibi gelir’ dediydi. İşde savcı beyim ninecim bene böyle böyle şeyler söyledi” dedi.

Savcı ve bal gengi buğulu gözlü katip kız onusabırla dinliyordu.

“İşdi böyle savcı beyim daha öncüde söyledim gibi; bunnara bene hep ninecim öretti. Savcı beyim ninecim çok hakigatlı garıydı. Ötürüklü bi işe yarımaz bi adama, dideme varmışdı; emme onun hakkında kimsiye bişe söyletmez. Biri didemin hakkında ileri geri gonuşmuya kalkasa ninecim hemen ‘çok gonuşman; o benim çoklamın bubası; gocem ona laf söylencese bi ben söylerin’ deridi."

"Siz şindi ninecin çok hakıkatlı bilmiş ve de güzel bi garıydı da, başka alan olmadı da mı ötürüklü bi işe yarımaz adama varmış derseniz onun da cuvabı hazır. Didem, ninecimin emmi oğluymuş. Ninecime köyün bütün gençleri vurgunmuş. Hatta bubacımı vuranlan bubası Hacı Omar’ın Osman’da ninecime çok yangınmış; gaçırmıya bile galkmışmış. Bunu becerimiyincek, büyük didem ninecimi ötürüklü dideme verincek, kıskançlığından benim sevdiğim gızı elimden aldı deyi intikam için oğlanlanı kışgırdıp bubamın üstüne salmış ki; kendinin olmuyan döl yani bubacım gebersin gitsin demiş. Ninecim bubacım öldündü de sonru da ‘ciğer bağından yanası, beni alımayıncı intikam için tosunumu oğlanlana öldürttü’ derdi."

"Şindi siz bene ‘sen bunu önce hiç söylümedin, şindi nerden icabeddi de sölüyon’ decesiniz, emme her laf yerinde söylenirmiş. Ninecim bene oğlum her lafı zamanında söyle ki dinliyen bi mana çıkarsın. Yoğusa ettin laf davılcı osuruna gide. Onun için ciddiyetini hep mafaza ed’ derdi. Neyise savcı beyim. Ötürüklü didemin bubasının, yani böyük didemin iki oğlu olmuş. Biri didemin bubası, biri de ninecimin bubası. Didemin bubasının yalınız bi oğlu olmuş, yani didem olmuş. Ninecimin bubasının da bi gızı, yani ninecim olmuş. Siz şindi ‘bunla tavık mı ki? Bitek bitek yımırta mı yımırtleyomuş?’ decesiniz. Netcen savcı beyim vermeyen Allah vermiyor. Neyise savcı beyim; büyük didem, didem ötürüklü doğuncek, bi de tek erkek torun olduğundan ve de ötürüklü olduğu için başka gız veren olmayıncek öteki oğlunun bitek gızını, yani ninecimi ötürüklü dideme züriyetim gurumasın deyi vermiş de ondan ninecim ötürüklü bi adama varmış. "

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 182
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 200
Kayıt tarihi
: 12.02.13
 
 

Sanat Enstitüsü yapı bölümünden 1967 yılında Denizli'den mezun oldum. Buca Mimar Mühendislik Özel..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster