Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
934
 

Hastane yokuşu

Bir çoğunuz Kasımpaşa'da Deniz Hastanesi Yokuşu'nu bilir. Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'nın civarında. Alt tarafında hastane bahçesi vardır. Dik ve kıvrım yapan bir yokuştur orası. Gidenlerinizden çoğuna, normal alalade bir yokuş olarak gözükür. Halbuki benim için basit bir yokuş olmaktan çok ötedir. Bütün çocukluğum hatta , üniversiteye gidinceye kadarki yaşamım orada geçti benim. O yokuşun benim için ayrı bir önemi vardır. Sizinle o güzel günlerimi biraz olsun paylaşmak istedim. Nedir Hastane yokuşunu benim için bu kadar özel yapan.

O yokuşta sol taraftan çıkan yaya merdivenleri üzerinde iki üç basamakta bir , önceden 1980 li yıllara kadar , kestane ağaçları vardı.O kadar güzel bir hava veriyordu ki o yokuşa , sanki beton bloklardan ayrılmış bir doğal yaşama alanı gibi gözükürdü bize.Ben ve arkadaşlarım o yokuşta güzel bir dünya kurmuştuk.Şöyle bir geriye dönerek düşünüyorum da , kimler geldi , kimler geçti o yokuştan. Mesela , Namık amca vardı.Allah rahmet eylesin.Yokuştan yukarı düz bir rota çizerek çıkar , tam oturduğu apartmanın önüne geldiğinde 90 derecelik bir dönüş yaparak apartmandan içeri girerdi.Sakin sessiz , kendi halinde ama esasında bir o kadar da muzip bir adamdı.Hastane yokuşundan tüm haliç görünürdü. Yaz akşamları güneş yavaş yavaş batmaya başlayıp Fener Patrikhanesinin üzerlerinde hafif kızılımsı bir hal aldığında , ikiye katlanan taburesini alır yokuşun kenar kısmına çıkar , ilginçtir yüzünü evlere döner , sırtını haliçe verir öylece sessiz şekilde otururdu.Bir gün rahmetli cicannem kendisine "Namık bey , evlere doğru yüzünü döneceğine , arkandaki manzaraya doğru dönde manzarayı seyretsene demişti. O da sakin bir şekilde , evleri bekliyorum hep halice mi bakacağız birazda yokuşa inen çıkanları görelim" demişti.Allah rahmet eylesin Turgut Özal'ın naaşı Vatan Caddesine getirildiğinde o da gitmişti.Araba çarpması sonucu feci şekilde yaralanmıştı. Tabi bünyesi yaşlı olduğu için o travmayı kaldıramadı ve hakkın rahmetine kavuştu.

O yokuşta oturan Meşgure teyze , Sadri amca , Seniha teyze , Cavit amca , Esma teyze , Kemal amca , gözleri görmeyen Dürdane teyze , ciciannem , cicibabam , hacı teyze , cemal ağbi , ülvi ağbi , Allah rahmet eylesin hepsi çok iyi insanlardı. Ben onların elinde büyümüştüm.Şimdi onlardan geriye kalan , Cavide (Caviş) teyze , Özgönül teyze hala oradadırlar.

Seniha teyze , cuma günleri kurulan cuma pazarına giderken , özgönül teyze camdan gördüğünde , hemen pazardan birşey sipariş eder , annem yarım kilo kıyma söyler , cicannannem ıspanak siparişi verir ve derken bir bakmışınız artan talepler üzerine pazara gitmekten vazgeçmiş geriye dönerdi.Ne oldu diye sorulunca kızgın bir şekilde gitmiyorum vazgeçtim derdi.Cavit amca akşamları iş dönüşünde , kapıönünde tüm komşular otururken sadece bir gül getirip , gözleri görmeyen dürdane teyzenin kucağına usulca gülü bırakırdı. Dürdane teyze , hastane bahçesindeki barakada otururdu.Kocası Sami amca havayollarında hizmetli olarak çalışırdı. Ayağının birisi sakattı.Hep değnekle gezerdi.

Her yaz akşamı , muhakkak herkes kapı önüne çıkar , çaylar demlenir ve koyu bir sohbete dalınırdı.Ben de arkadaşlarımla saklambaç , uzun eşek gibi oyunlar oynardık. Çok eskiden hayal mayal hatılıyorum , tepebaşı gazinasosunda Hamiyet Yüceses mi yanlış olmasın ünlü bir şarkıcının sesi taa bizim yokuşa kadar gelirdi. Büyükler konuşmalarını keser şarkıyı dinler ve şarkıcının sesi üzerine yorumlar yapılırdı.

Kışın o yokuşun tadı daha başka bir güzeldi.Özellikle 1985 ve 1987 yıllarında yağan yoğun karda gece saat23:00 den sonra tüm mahalle yaşlısı genci yokuşa çıkar, naylon torbalar , merdivenler , elimize ne geçrirsek yokuştan aşağı kayardık.Harika bir heyecan ve neşe kaynağıydı.Kahkahalar , çığlıklar , gülüşmeler yayılırdı o yokuştan.

Arkadaşlarımla Hastane bahçesine iner , kovboyculuk oynardık.Sonra büyüyünce, şimdi sıkı durun , o yokuşta kıran kırana futbol maçları yapmaya başladık. Yukarıdaki kaleyi alan takımın aşağı şut çekerken abanması yasakdı. Birimiz aşağıdan yukarıya doğru gol atmak için çabalanırken , son bir gayretle şut çektiğimizde ayağımızdan ayakkabımız fırlar , havaya baktığınızda bir top ve yanında uzaydaki uydular gibi döne döne peyk atan bir ayakkabı görürdünüz.Tabi bazen top yokuşta kalırken ayakkabı hastane bahçesine hatta aşağıdaki , hasköy yoluna uçardı.

Aşağı top kaçtı mı tüm yokuştan ağbi! ağbi! ağbi! diye bağırışlar yankılanır , aşağıdan geçen herhangi birisi ister istemez bize bakar ve kendisine gelen topu tutar ve bize doğru atardı.

Kestane ağaçlarını , 1980 li yıllarda kestiler.Neymiş hastane gözükmüyormuş. Galiba anlaşmaya görede kesen adama dallarını yakması için verilmiş ve adamda buduyorum diye , ağaçları hepten kesmişti.Ben o ağaçlar kesilirken başka yerdeydim ama geldiğimde , gördüğüm manzara karşısında yıkılmıştım.

Tabi zamanla alıştık görüntüye.Benim oturduğum ev kaşıkçı apartmanıydı.3 katlı bir bir bina.Tam yokuşun kıvrım yaptığı yerde öne doğru çıkmış olan.

Eğer yolunuz düşerse , yokuşun kıvrım yaptığı yerden itibaren , yaya çıkışı kısmında sol tarafta belimize kadar yüksekliği olan set üzerindeki mermerlerin üzerinde elimizle (çivi ve taşla) kazıdığımız isimlerimizi görebilirsiniz.Bazıları ta 1960 lı yıllara dayanır.Benim ismimi de görebilirsiniz.

Berberim hala oradadır.Gittiğim zaman muhakkak o youkştaki zamanlarımdan bana arta kalan Cavide teyzeyi ve Özgönül teyzeyi muhakkak ziyaret ederim.Eski günleri anar , geçmişe döneriz.O güzel yaz akşamlarına , kışın kar yağdığındaki anılarımıza , akşam olurken kapı önünde oturuşlarımızı sohbetlerimiz anarız.

Eğer yolunuz o tarafa düşerse Cezayirli Gazi Hasan Paşa İlkokulunun hemen üzerindeki Deniz hastanesi yokuşuna baktığınız zaman , normal bir yokuş gibi değil , bir zamanlar çok güzel günlerin , komşulukların , arkadaşlıkların , aşkların geçtiği bir yer olduğunu hatırlayın.Bana öyle geliyor ki , yokuşun dili olsa bize hala o güzel günleri andiğini söyleyecektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 730
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1994 Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. İktisat bölümü mezunuyum. Aynı üniversitede Genel İktisat Polit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster