Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Eylül '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
81
 

Havasına... Suyuna...

Havasına... Suyuna...
 

İnsan hayatı için ne çok gereklidir şu hava ve su...

Biz içme suyuna para ödemeyi kabullenmişiz, eyvallah, ancak tahminim elli yıl sonra hava için de ayrıca bir vergi ödeyeceğiz. Bir gün diyecekler ki dünyanın havası artık kirlendi, yeterince temiz hava yok, ve mevcut havayı temizlemek hiç kolay değil, çok masraf oluyor, ağaçlar yeterli değil, ormanları yok ettik oraya buraya yenişehirler kurduk, bu nedenle yatırım yapmalıyız, hava olmadan hiç yenişehirler kurulur mu? Şehirlerin çevrelerine oksijen üreten tesisler yapmalıyız, ve orada kirli havayı sizin ve çocuklarınızın soluması için temizliyor, hazırlıyoruz, eh bunun da bir maliyeti var...

Nasıl şu an yaşamsal, en önemli ihtiyacımız olan su için para ödemekten kimse rahatsız değilse eminim hava için para ödemeye kimse ses çıkarmayacaktır.

Bu su ve hava meselesi bana mahallelerde iki bina arasına sıkışıp kalmış eski sarnıçları hatırlattı. Çocukluğumda üzerinde oynadığımız, çıkıp çıkıp kaydığımız, beyaz badanalı karnı tok güzel sarnıçlara ne oldu? Onlardan neden vazgeçtik? Nostalji yapmak niyetinde değilim, fakat bir şey bizi sarnıçlardan uzaklaştırdı. 

Dünya üzerinde tatlı su miktarı öyle kolay kolay azalmaz. Uzaya kaçmadığı sürece su bir yere gitmez. Uzaya küp küp tatlı su ihraç ediyoruz da bizim mi haberimiz yok? Su buharlaşır, gaz olur sonra yine suya dönüşür, yahut bir canlı içer, ağaç beslenir, yaprakların yeşil damarlarına kadar ağacın içinde gezinir, ona karışır, daha sonra tekrar toprağa, oradan tekrar havaya döner. Bu dönüşüm binlerce, milyonlarca yıl devam eder. Bilimsel olarak derince bilmediğim bir konu hakkında uzun konuşarak gülünç duruma düşmek istemem ama pratikte bu iş böyledir.  

Şehir dışında belediyelerin büyük su arıtma tesisleri, tatlı göllerden içme suyu temin edilen bilmem kaç sıfırlı büyük projeleri elbette olsun. Birileri yolunu bulacak değil mi ya! Ancak her mahallede birkaç cami varken onların yanına birtane beyaz takkesi karnı tok su sarnıcı olsa en azından mahalle halkının bir miktar kullanma suyu çıkmaz mı? Sarnıç yapma alışkanlığından nezaman ve neden vazgeçtik? Belediyeler, kendi bölgelerinde her mahalleye parkların yanında büyük modern sarnıçlar yapsa, o sarnıçlarda toplanan lezzetli yapmur suyu basit bir işlemden geçip kullanma, yahut içme suyu olarak o güzel mahalle halkına sunulsa kötü mü olur? Hem şehrin su ihtiyacı azalır, hem de halkın cebinden daha az para çıkar. 

Yağmuru yağarken tutmak ne güzeldir. Yağmur düşmeyen şehir mi var? Yoksa yağmur artık bedava değil mi?

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 106
Kayıt tarihi
: 25.04.12
 
 

İnsan ve hayvanı bir severim. Saygıdan hoşlanmam. Zımparalanmış köreltilmiş sevgiden de.. Kib..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster