Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
407
 

Hayal bu ya!

Hayal bu ya!
 

"Davos Dünya Ekonomik Formu 2009"


Hayal Bu ya!

Sayın Başbakanımızın Davos'tan kahraman olarak dönmesinden derecesiz mutlu oldum. Yumruğumuzu vurmanın vakti gelmişti. Başbakanımız da gereğini yerine getirerek yumruğunu vurdu ve yurdunuza döndü. Duygularım ve gururum okşandı. Ama aklım? Maalesef öyle demiyor.

İsterseniz 7 Ocak 2009, Çarşamba tarihli Başbakanımızın demecine dönelim. Gazeteler ve Sayın Başbakanımızın ağzından aktarıyorum:

"Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak, Ramallah sınır kapısında arabasının içinde yarım saat bekletilmiş bir başbakan olarak konuşuyorum. Şimdi bu İsrail hâlâ kalkıp diplomasiden, demokrasiden bahsediyor" Devamında "Biz, dedeleriniz, ecdadınız kovulduğu zaman, sizi kalkıp da bu topraklarda ağırlayan, bu topraklarda misafir eden Osmanlı'nın torunları olarak konuşuyoruz. Her zaman mazlumun yanında olduk, bugün de yanındayız, yarın da yanında olacağız. İnsan hayatının, özellikle çocukların, kadınların, yaşlıların hayatının ne kadar değerli, ne kadar kutsal olduğunu, hakkın, hukukun, birlikte yaşama kültürünün ne kadar mühim olduğunu en çok da tarihte acı günler yaşamış olan bu milletin bilmesi gerektiğine inanıyoruz." demişti. (http://www.milliyet.com.tr/Siyaset/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=1043876&Kategori=siyaset&Date=%2007.01.2009&b=Ankarada%20Gazze%20atesi&ver=75 )

Daha sonraki zamanlarda sürekli İsrail'e uyarılarda bulunmuş ve bu saldırıda taraf olmuştu. Ancak yurdumuz dışında sesini duyuramamış ve kendini anlatamamıştı.

29 Ocak 2009 tarihi ve Davos onun için bir fırsattı. Gereken fırsatı Sayın Şimon Peres ona verdi. Kasımpaşa kültürüyle yetişmiş Başbakanımız, yurdumuz insanlarının da meraklısı olduğu "masaya yumruğunu vurmak" eylemini gerçekleştirerek Davos’tan ayrılmış ve bir ulusal kahraman gibi karşılanmıştır. Hatta ulusal sınırlarımızı aşarak Arap dünyasının ezilmişliğinin verdiği kompleksin de takdirini kazanmıştır.

Bir şekilde daha önce yaşadığı olumsuzlukların rövanşını almıştır.

Bundan yıllar önce Sayın dışişleri Bakanımız Tura Güneş'in "Ayşe tatilde" parolasını anımsayalım. Bu sihirli parola 20 Temmuz 1974'den bu yana Türk ekonomisinde bir fil olarak görevini yerine getirmektedir.

Sayın Başbakanımız Davos'ta Türk ve dünya tarihinde yeni bir dönemin başlangıcını açmıştır.

Bir Kasımpaşalı olarak ortaya konan bu tavır uluslararası diplomaside Türk "monşerler"in başını epey ağrıtacağa benziyor. Yalnız Türk monşerlerinin değil, Türk ekonomisinin de.

Şark kütüyle yetişen ve bu duyguyla büyüyen biri olarak Başbakanımızın davranışı gururumu okşamıştır. Bir Akıl adamı olarak durumu değerlendirdiğimde endişeler taşımaktayım.

Türkiye yüzünü Batı'ya dönmüş, kültürel ve ekonomik anlamda gelişimi "Atatürk" vasiyetince batıda arayan bir devlettir. Doğrusu da budur.

Sayın Erdoğan AKP'yi kurarken bu çizgiyi kullanmış ve günümüze kadar gelmiştir. Kendi düşüncesiyle çelişse bile.

Batı ve AB'nin samimiyetsizliğini bilen bir kişi olarak Türkiye'nin başına geçen Başbakanımız Sayın Erdoğan her ne kadar AB yanlısı tavırlar sergiler gözükse de gönlü "İslam Cumhuriyetleri Birliği" gibi bir "Kızılelma”dan yana düşünceleri kendini hissettirmektedir.

AB ve Batı dünyasının Türkiye ile ilgili tutumunu bilen bir kişi olarak Başbakanımız batıyı kendi oyunlarıyla oyuna getirmiş ve çözümün doğuda olduğu mesajını vermeyi başarmıştır.

CHP, kendini aydın sayan aydınlarımız ve bazı ordu komutanlarımız Sayın Erdoğan’ın bu oyununda kendilerine biçilen rolü gayet iyi oynamışlardır farkında olmadan.

Son zamanlarda Türkiye sınırları, eskinin tersine genişleyen bir sınır görüntüsüyle karşımıza çıkmaktadır. Hazar denizi, Kuzey İran, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Arabistan yarımadasını içine alan bir siyasi harita gönüllerde yatmaktadır.

Böyle bir haritanın ardında liderliğini Türkiye'nin çektiği "İslam Cumhuriyetleri Birliği" gibi Osmanlı örneği bir süper gücün oluşturulmasını görüyorum. ABD’nin de isteği bu yönde gibi.

(Milliyet Blog yazarlarından Uzay Gökerman’ın “Türkiye Süper Güç Olabilir mi?” başlıklı yazısında belirttiği gölge CİA olarak bilinen Georgia Friedman’ın ’Önümüzdeki 100 Yıl; 21. Yüzyıl İçin Öngörüler’ http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=158718 )

Çok uçuk ve dayanaksız gibi gözükse de Sayın Başbakanımızın davranışlarından çıkardığım sonuç bu.

Enver Paşa da böyle hayallerle hareket etmişti Turan’a ulaşmak için. Sonuç mu? 100.000'den fazla askerimizin ölümü ve Osmanlı'nın sonu.

Şimdi “Bu hayale ulaşabilir miyiz?” sorusuna yanıt arayalım isterseniz. Teknolojide, ekonomide, kültürel gelişimde dünyanın neresindeyiz? Bu soruya verilecek olumlu yanıt hayalin gerçekleşmesinde katkıda bulunacaktır. O zaman ben de varım bu hayal peşinde. Yanıtımız olumsuzsa önce teknolojide, ekonomide ve kültürde gelişmenin yollarını aramalıyız.

Hamas gibi bir terör örgütünü savunarak bir yerlere varılacağı sanılıyorsa kendi kendimizi aldatıyoruz demektir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bence gerçekten de hayal bu dediğiniz, ve Bana göre TC böyle bir hayalin peşinde değildir. Sanırım Başbakan'ın dindarlığını siyaset baskısıyla saklamıyor olması sizi bu kanıya, yani bir İslam Cumhuriyetleri Birliği kurma hayali olduğu kanısına götürüyor. Güneyimizdeki ve doğumuzdaki komşularımızın tümü demokratik bile değillerdir; ancak biz onlarla bütünleşmesek bile iyi ilişkiler düzenlemek zorundayız. Ya da ülkemizi alıp Amerika veya Batı Avrupa'da bir yere taşımalıyız. Üstelik günümüzde sınırlara Çin Seddi çekmek te bir işe yaramıyor. Bir de desteklenen şeyin Hamas'ın terör eylemleri olduğu yanılgısı var. Öyle olsaydı onlara silah ve askeri eğitim yardımı yapardık. Burada İsrail'in özensiz öldürme ve yıkma saldırısı kınanırken Hamas'ın desteklendiği anlamı çıkmaz. Hamas'ın Filistin'de halk desteği olan bir örgüt gerçeğini kabul etmek de Hamas'ı desteklemek değildir. Aslında TC Filistini bile doğrudan desteklemekte değildir. Davos çıkışması TC ile İsrail'i denk görmeyen anlayışadır.

Muharrem Soyek 
 01.02.2009 13:03
Cevap :
Hani dediğim gibi "hayal bu ya!" Dış politikaya sizin pencerenizden baktığımızda Başbakanımızın daha akılcıl davranması gerekirdi. Eğer bu davranış bilinçli değilse Başbakanımız yanlış yapıyor demektir. Çünkü dış politikada duyguya yer yoktur. Mantıksal (Bilerek) hareket edildiyse böyle bir sonuca varılmaz mı? Zaten bu yazımın da amacı olaya değişik pencerelerden bakmaktı. Yorumunuz ve katkınız için teşekkürler. Saygı ve sevglerimle efendim.  02.02.2009 20:12
 

Haklısın dost... Anlatmışsın her şeyi de... Anlayan sen ve ben... Saygımla...

UFUK KESİCİ 
 01.02.2009 1:20
Cevap :
Teşekkürler dostum... Biz anlatmaya devam edelim. Aslında anlayan çok da... İşte öyle. Saygı ve sevgilerimle.  01.02.2009 18:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 124
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 891
Kayıt tarihi
: 02.10.08
 
 

1955 Milas doğumluyum. Nüfüs kaydım orada ama "doğduğun yer değil, doyduğun yer" memleketin olurmuş ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster