Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '15

 
Kategori
Üniversitelinin Sesi
Okunma Sayısı
2311
 

Hayal gücümle mahalleden dışarı çıkamadım

Hayal gücümle mahalleden dışarı çıkamadım
 

Okuldaki bir afişte x dergisinin duyurduğu hikâye yarışmasını ve koyduğu pek tabi ilgi çeken ödülleri görmemle başladı beyin fırtınam. Yalnız ortada bir sorun vardı. Üzerinden günler haftalar geçmesine rağmen ortada orijinal diyebileceğim bir fikir kırıntısı yoktu.  Anneme ve kardeşime bulduğum masalsı kıvamdaki fikri söylediğimdeyse çalıntı veya saçma kelimelerinin önüne geçemedi aldığım tepkiler. Anneme artık isyan ederek ya çocukken ben harika hikâyeler uydururdum hatırlıyorsun değil mi? diyerek kendimi ispat etmeye başladığım sıra durdum. Artık çocuk değildim. Olur mu öyle şeyden öteye gidemeyişim bana her şeyi gösteriyordu. Hayal gücümü kaybetmiştim. Bir çocuk kadar ütopik düşünemiyordum. Uçan fillere ayak uyduramıyordum. Onları balonuyla birlikte yere indirmiştim. Dilek perilerini doğrucu Davutlara dönüştürmüştüm işte.

Dramatik çıkmaza hoş geldiniz. Bu evrede kemerlerinizi takmanıza hiç gerek yok. Çünkü düşmeniz gereken yumuşak çimenler, gül bahçeleri, oyuncak yığınları, altın mobilyalar var. Ve şaşıracağınız ufak bir şey. Einstein “Hayal gücü bilgiden daha önemlidir. Çünkü bilgi sınırlıyken, hayal gücü tüm dünyayı kapsar. Hayal gücü güç verir” diyor. Hadi canımları, yok artıkları kendinize saklayın şimdilik. İlkokulda çocuğa şunu çiz, bunu böyle boya demez hiçbir öğretmen, ona bir konu söyler ve çocuk da tamamen kendi hayal dünyasına göre bir resim yapar. Böyle yaparak onu kendi hayal gücüyle baş başa bırakır. Çünkü her insanın bakış açısı ve iç dünyası farklı şeyleri yansıtıyor.  Her insan farklı bir dünya derken hoop konu dışına çıkıyoruz.

Hep bu diziler bizi mahvetti a dostlar klişesini şiddetle konduruyorum şuracığa. Bu akşam a dizisi var diyen 6 yaşındaki kardeşimin şimdiden yok olan hayal gücünden bahsetmek istiyorum. Benden fazlasıyla ilgili olması yetmez gibi dizide bütün olan bitenden haberdar. Başlarken çalan jeneriğe de eşlik ediyor ayrıca. Sadece dizi değil kardeşim ve onun jenerasyonunu başlıca kuşatan kocaman bir ayrıntı daha var. Teknoloji! Geçen gün benim için bir resim yaptı sözde. Annemi babamı, kısaca hepimizi çizmiş. Yerde de yalnız bir elma. O elmanın yerdeki anlamını sorduğumda bakın ne dedi. “Fotoğraf çekiniyoruz poz vermek için elmayı yere koydum, o yüzden yerde.” Hani sanki resimde nereye gidiyorsun hikâyen ne dedim çocuğa. Bana hemen bir konsept uydurdu. Cut! Tabi ki kendi kendimi de ele vereceğim. Bu kadar TV kolik olmanın sonucu elbette hayal gücü kaybı olacaktı.

Aslına bakarsanız o kadar kısır bir döngüde yaşıyoruz ki. Okula git, okuldan gel; yemek ye, TV karşısına geç, ders çalış; yatış. Kendimizi geliştirme adına yaptığımız aktiviteler bir elin beş parmağını geçmiyor. Üstelik farkındayız. Hiç de bir şey yapmıyoruz. Ha yapanlar varsa onları tenzih ve tebrik ediyorum. Peki, adam demez mi ‘Ne yapalım vizelere de mi çalışmayalım?’ Sonuç olarak vizelere çalışacağım hayal gücümü körelteceğim. 

ETEM SEVİK, Nurten Yiğit Tartaç bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Haklısın, çizelgede çalışırken yani eserlerine de, her şeyi hazır dizileri izlerken de hayal gücümüzü yitiriyoruz. İnadına yazmaya devam...

Şahbettin Uluat 
 02.01.2016 12:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1210
Kayıt tarihi
: 22.07.14
 
 

Ankara Üniversitesi/ Dil ve Tarih Coğrafya Fakultesi - İngiliz Dili ve Edebiyatı. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster