Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
630
 

Haydarpaşa Garı'm, Dalgakıran'ım, Loko'm ve kuşlarım, hoşbuldum!

Haydarpaşa Garı'm, Dalgakıran'ım, Loko'm ve kuşlarım, hoşbuldum!
 

Haydarpaşa Garı'm, Dalgakıran'ım, Loko'm ve kuşlarım, hoşbuldum!


İstanbul'lular , İstanbul' a gelenler ve en az bir kere vapura, motora binmiş kişiler bilirler...

Kadiköy, Haydarpaşa dalgakıranını. Kıyıya yakın, denizin ortasında, upuzun bir dalgakırandır.

O güzelim vapurun, yanında, üst güvertede, açıkta oturan, azıcıkta, içerde oturup da, pencere kenarında dışarıyı seyredenler bunu manzarayı görürler.

Ben genelde yan tarafta oturur, ayaklarımı da karşımdaki demirlere uzatırım. Garson geçer, sıcak çay diye seslenir. Eskiden sigara içmek serbesti. Çayımı alır, bir de toksam, sigaramı yakarım. İki görüntü, hangi ruh halimde olursam olayım, her seferinde gözüme takılır.

Biri Haydarpaşa Garının çıkışı ve girişinin önündeki, lokomotiftir. Geçen yüzyıldan bir esinti. Simsiyahtır. Kırmızı ve beyaz renkler ise, süsleridir. Kimbilir, kimleri çekmiştir, yıllar boyu. Kimleri sevdiğine kavuşturmuş, kimleri sevdiğinden ayırmıştır. Ne hikayeleri taşımıştır, onlarca yıl.

Biz ; ona 'LOKO' adını takmıştık, ailece. Çok sevdik onu. Oğlumuz, dört yaşlarındayken, sırf onu görmek için, Bostancı'dan trene biner, Haydarpaşa'da inerdik. Koşa koşa, LOKO'nun yanına koşardık. İlk başta kormuştu oğlum , kara kocaman LOKO' dan..Sonra, çok sevdi. Hatta, bir gün kimsenin okuyamadığı, kendi yazısıyla ona mektup yazdı. Zarfa koydu. Gittik yine LOKO'yu ziyarete. Çıkardık onu LOKO' nun üstüne, makinist bölümüne koyduk. Ürktü, hızlı nefeslerle, orada ki bir girintiye koydu mektubunu.

On altı yıl geçti. Hala merak ederim. O mektubu kim aldı, ve neleri hissetti. Küçümen çocuğun, sevgi sözcüklerini okuyabildi mi diye?...Sonra ki gidişimiz de yoktu. Ama bizim cebimizde, yanıt olarak, önceden hazırlanmış zarf ve içindeki mektup , oraya fark ettirilmeden konmuştu.

Oğlumuz çok mutlu oldu elbet...

Birgün, oğluma resimli öykü kitabları ararken, bir kitap buldum. Adı 'LOKO' idi. Bizim 'LOKO' yu anlatıyordu. Üzerinden, yıllar geçmesine rağmen, o kitabı hiç atmadık. Mücevher gibi sakladık.

Hala, her geçişimizde, mutlaka 'LOKO' ya bir bakarız. İyi midir, duruyor mu orada?, diye.

Gözüme takılan, ikinci görüntü de, Haydarpaşa Dalgakıranın üstünde, kesinlikle eşit aralıklarla, sıra sıra duran karabataklar ve martılardır. İpe dizilmiş gibidirler. Neden bilmem ama bana telgrafın tellerini ve Meg Ryan ile Nicholas Cage' in birlikte oynadıkları, Melekler Şehri (City of the Angels) filmini anımsatırlar.

Bilirsiniz, martı yavruları gri, yetişkin martılarda bembeyazdır. Karabataklar da simsiyahtırlar.

Bu kuşların arasına, karışmış değişik martılar vardır. Nasıl mı?..Sırtları simsiyah, kanatları, kafaları ve karınları bembeyaz olan MARTILAR. Meğerse, 2005 yılından beri, kuş bilimcileri tarafından fark edilen bu martı türü, incelemeye alınmışlar.

Bu martı türü, sadece Avrupa'nın Atlantik kıyılarında yaşarlarmış. Ama şimdi burada, Haydarpaşa dalgakıranının üstünde, ufak bir koloni oluşturmuşlar.

Nasıl geldiler buraya kadar? Hayal gücümü zorluyorum. Sanırım, Atlantik'ten, İstanbul'a yola çıkan bir kontenyer gemisine binip geldiler. Belki birileri, yiyecek atıyordu. Yiyecek peşinde koşarlarken, farkına varmadılar, belli bir zaman sonra da, dönüş için çok geçti. Kimbilir belki, iki sevgiliydiler. İstanbul' a vardıklarında ise, dönemediler, dönmeyi beceremediler. Atlantik'e gidecek, gemiyi bulamadılar. Kuş beyni, nasıl bulsunlar ki...

Ve kaderlerine razı olup, burada diğerleri ile yaşamaya başladılar. Soğuk ülkelerden sonra, sıcak ülkede yaşamayı öğrendiler. Belki de hoşnut oldular, sonunda da küçük bir topluluk oluşturdular. Onlar; bizim kuşlardan, bizim kuşlar; onlardan birşeyler öğrenerek, güzelce yaşamayı öğrendiler.

Merhaba, LOKO !

Merhaba, Haydarpaşa Dalgakıranı !

Merhaba, karabataklar, yerli martılar ve de misafir siyah sırtlı martılar....

HOŞBULDUM!  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar..Sn.CANDAN hanım.. :-) O kadar güzel anlatmışınız ki.. HAYDARPAŞA - (Oğlunuzun ifadesi ile LOKO) - MARTILAR.... VAPURDAKİ ÇAY SERVİSLERİ... ve HOŞGELDİNİZ ARAMIZA.. :-) Gerçi siz tarihi HAYDARPAŞA'yı röper nokta seçmişsiniz, ben ise sizin bu yazınızı okuyunca hemencecik (30.09.2007) tarihinde (MB) Milliyet Blogda yazmış olduğum *Şirket’i Hayriye vapurları - ( Yıl – 1900 )* - Linki - blog.milliyet.com.tr/Sirket_i_Hayriye_vapurlari______Yil___1900__/Blog/?BlogNo=66850 - yazım aklıma geldi...(Aşağı yukarı aynı duygular paralelinde)... Sizin bu yazınıza yorum yazmaya başlayınca aklıma hemen o yazım geldi bir anda.. :-)) Tam tamaına (4) yıl geçmiş aradan, yani bir (4) yılı yemişiz keseden ve ömürden :-( Size sevgiler, selamlar ve saygılar sunarım.. :-) NECİP KÖNİ - ADANA / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 05.09.2011 16:53
Cevap :
Merhabalar, Necip Bey :)) Öncelikle, öneriler bölümünde olmasına rağmen, çok az okunmuş ve de hiç yorum almamış bu yazıyı fark ettiğiniz için teşekkür ediyorum. Çünkü, imla hataları olmasına rağmen, sevdiğim bir yazı olmuştu. Bende ki, İstanbul'u anlatan bir yazı... Sizin, yazınızı okudum hemen. Evet, aynı duygular...Siz, tarih ile bizi bilgilendirmişsiniz. Benim öyle bir yeteneğim yok. Çala Kalem :) Sayfanızda, çok emek var. Bilgi dolu. Tebrik ederim. Saygılar ve sevgiler, benden de size.Kalın sağlıcakla...  05.09.2011 17:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 39
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 1277
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi 1982, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi,Yöneticilik İht..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster