Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Eylül '17

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
846
 

Hızlı Teknolojik Gelişmeler ve Tarımımız

Hızlı Teknolojik Gelişmeler ve Tarımımız
 

Tarımsal ürün ihracatımız 17 milyar US$’lar civarındayken, bir komşu ülke ile yaşanan sorunlar nedeniyle, bazı üretim guruplarında çıkan problemler henüz hafızalardadır. Söz konusu ihracatta, devreden çıkarılan birçok özel ürün tanıtım gruplarının uğraşlarının katkıları küçümsenemez. Küresel tarımsal ürün pazarında da fiyat ve kalite rekabet gücünde yönlendirici olur.

 

Hemen hemen her üründe maliyeti etkileyen girdiler farklıdır. Fakat genelde, bitkisel ürünlerde hasat, yani ürünün toplanmasındaki maliyet, üreticinin ana şikâyet konusudur. Pamuk hasat makinalarının devreye girmesinden önce, üreticilerin işçi bulamamaktan yakınmaları, hatta pamuğu toplatamadan sezonu kapatmaları, konunun içindekilerce hatırlanacaktır. Toplama masrafının %40’lara ulaştığını dile getiren fındık üreticilerinin şikayetleri, ekonomi gazetelerine başlık oluşturmaktadır. Zeytin toplamada ise silkme aletleri devreye girmişken batılı ülkeler resimde[1] görülen zeytin hasat makinasını ticarileştirmişlerdir. Tabiiki uygun mesafelerle dikilmiş bodur çeşit plantasyonlarında…

 

Batılıların ekonominin bütün dallarında yakaladıkları yeniliklerle dünyanın diğer ülkelerine fark attıkları bir gerçek. O ülkeler yeni teknolojilerin oturuşmasını bekler, deneme tahtası olmaktan çekinirler. Fakat bazı ülkeler, bu farkı kapatma konusunda çok başarılı. Örneğin Brezilya tarımsal biyoteknoloji konusunda 2000’lerin başında henüz biyoteknoloji yasaları bile yokken (çiftçisi transgenik soya tohumluğunu Arjantin’den kaçak olarak getiriyordu!), bugün GDO teknolojisi ihraç eder duruma geldi. Islah ettikleri, hızlı gelişen transgenik okaliptüsü de ABD’ye pazarlamak üzereler.

 

Bazı batı ülkelerinde ceviz, badem, narenciye üretimleri, içlerinde işleme fabrikası olan büyük çiftliklerde yapılmaktadır. Zeytin hasat makinası da kullanım girmiştir. Şimdi, “ülke gerçeklerinden hareketle, gelişen tarımsal teknolojilerden azami hızla yararlanmak için neler yapmalıyız?” sorusuna cevaplar aramak için önce bir durum saptaması yapalım ve sonra da Türkiye’nin bu konuda neler yapması gerektiğini irdeleyelim: Türk tarımı şu nedenlerle ileri teknolojilerin uygulandığı, rekabetçi bir tarımsal üretim sistemine sahip değildir: Arazi dağılımı, küçük işletmelerin fazlalığı, kırsal kesimde nüfusun yaşlanması, üreticinin tahsil durumu, kooperatifleşmede geçmişte yaşanan olumsuzluklar, endüstriyel işletmeciliği bir tarafa bırakıp, hala aile işletmeciliğine ağırlık vermemiz ülke tarımı için hep tartışma konusu olmuştur. Tarımsal desteklerin yetersizliği veya yeterli titizlikte uygulanamaması, su ve arazi kullanımındaki bilinç düzey eksikliği, tohum, ilaç kullanımında yaşanan sorunlar, tohumculuğa girişteki gecikmeler, bitki ıslahında hala özel sektör, üniversite ve diğer kamu araştırma kuruluşlarını tek çatı altında toplayamamış olmamız, yarınlarda tarımsal geleceğimizle ilgili bilimsel bir hedef çizememiş olmamız, teknolojik yeniliklere yeterince hızlı yaklaşamamız gibi onlarca neden vardır. Bunları tek tek devreden çıkarabilirsek, TÜRKİYE YARINLARDA REKABETÇİ BİR TARIM SİSTEMİNE kavuşabilecektir.

 

ABD’de yeni teknolojilerin uygulanması ile son 40 yılda sağlanan tarımsal gelişmelere bir göz atarsak: ekim alanında herhangi bir genişleme, işgücünde ve diğer girdilerde herhangi bir artma olmadan tarımsal üretim İKİ kat artmış; tarımda çalışan sayısı YARIYA inmiş; tarımda işlenen alan %16 AZALMIŞ; örtü bitkisi kullanımı ve transgenik çeşitlerin anıza ekime olanak vermesi ile toprak erozyonu %40 AZALTILMIŞTIR[2]

 

 

1960’larda Türkiye’nin buğday verimi dekara 110-130 kg civarında idi. Aynı arazi ve ekolojide, bugün dekara 300 kg’ın üstünde verim alınmaktadır. Birçok üründe birim alınan verimde, örneğin mısır, pamuk gibi bitkilerde Türkiye, dünya, hatta Avrupa ülkelerini geride bırakmaktadır. Bir an için tüm, diğer tarımsal üretim alanında da, en yeni tür ve çeşitlerle, en uygun girdilerin, en uygun zamanda, en uygun miktar kullanımı ile sürdürüldüğünü varsayalım. Tabii ki bu modern uygulamalarla maksimum verim sağlanacaktır.

 

Traktör, biçerdöver, pamuk hasat makinası gibi yeniliklerin ülkemize girişi yarım asırı bulmuştur.  Tek yıllık bitkilerde, örneğin pamukta getirilen bir hasat makinası ile  uygun çeşit, yaprak döktürme gibi arayışlara gereksinim duyulmuş ve bugün Türkiye’de pamuk alanlarının  %70 kadarı pamuk hasat makinası ile hasada kavuşmuştur.Bu bağlamda, söz konusu zeytin hasat makinasının geniş ölçüde uygulanabilmesi ancak bodur çeşitlerin endüstriyel düzeyde plantasyonu ile mümkün olabilir. O da kademeli hasadın gerekmediği yağlık zeytinler için geçerli olacaktır. Mevcut, yüksek boylu zeytinliklerde söz konusu makine devreye sokulamayacağı gibi, 5-10 hektarlık bahçeler için de kârlı olması beklenmemelidir. İlk aşamada sofralık çeşitler için zeytin toplama makinası uygun olmayabilir.

 

Bu konuda devlet teşvik-destek sistemlerine gerek görülmektedir.  Umarız zeytinciliğimizin rekabet gücünü artırmak için fazla zaman kaybetmeyiz.

Nazimi Açıkgöz  

 

Not: Bu yazı “https://nazimiacikgoz.wordpress.com“ da aynı başlıkla yayınlanan analizden özetlenmiştir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 131
Toplam yorum
: 14
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 459
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

1964 yılında Ankara Üniversitesini bitiren Nazimi Açıkgöz, doktorasını 1972 yılında Münih Teknik ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster