Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Temmuz '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
711
 

İçimizdeki Boşluk...

İçimizdeki Boşluk...
 

Susuzluk mu, Açlık mı?

Hani bazen yeriz yeriz ama yinede bir açlık hissi kalır ya içimizde, insan, hayatında da dönem dönem bu tür bir açlık içinde hisseder kendini, bir türlü doymak bilmez. Bişeyler yapar; oturur, kalkar, gezer, izler, alışveriş yapar, yer, içer ama içinde koca bir boşluk durmaktadır hala. Nedenini de pek aramaz aslında, eski alışkanlıklarını olduğu gibi sürdürürken bir taraftan da şikayet eder bu boşluktan.

Nasıl ki acıkmak ve susamak beslenmede iki ayrı fonksiyona sahipse, insanın mutluluğunda da Maslow’un yaptığı ayrıma uygun olarak fiziksel ve fiziksel olmayan ihtiyaçları ayırmak gerekmektedir. Kişi acıktığında bu ihtiyacını su içerek karşılayamaz, aynı şekilde susadığında da birşeyler yemek susuzluğunu gidermeyecektir. En iyi ihtimalle bir süreliğine erteleyecektir. Bundan dolayıdır ki insanın yaptığı en büyük hata hayatındaki yukarıda bahsettiğim bu boşlukları yanlış araçlarla doyurmaya, doldurmaya çalışması ve bu yanlışının farkında olmamasıdır.

Çok genel anlamda, fiziksel ihtiyaçlarımızı (maddi ihtiyaçlarımızı) tüketim ile gideririz. Ancak fiziksel olmayanları (manevi ihtiyaçlarımızı) gidermenin yolu tüketmekten ziyade üretmekten, paylaşmaktan ve bunları yaparken inandığımız bir değere sahip olmaktan geçer. Sahip olduğumuz bu manevi açığı maddi şeyleri tüketerek doldurma çabamız tıpkı koca bir çuvalı suyla doldurmaya benzeyen boş ve yorucu bir çabadır. Bunun farkında olmayan insan tiplerine en çok alışveriş merkezlerinde rastlayabilirsiniz, tek amacı birşeyler almak olan ama gerçekten ihtiyacı olup olmadığını sorgulayaman insan tipleri, içinden çıkılmaz bir sarmalın içinde bocalamaktadır. Tabii ki tek tüketim araçları buralar değildir, içlerindeki o boş çuvalı doldurmak için çevrelerindeki herşeyi o çuvala atmaya çalışırlar, tüketirler ama çuval hala boştur.

Peki o çuvalı ne şekilde, ne ile doldurabiliriz?

Aslında sorunun cevabını yukarıda vermiştik, üretmek, paylaşmak ve inanç. İnsan temel maddi ihtiyaçlarını giderirken aynı zamanda manevi ihtiyaçlarına yönelik çaba içinde olmalı bunları birlikte yoğurmalıdır. Sanatsal ve estetik unsurlar, inançlarımız, his ve duygularımız manevi yönümüze açılan pencerelerdir. Öncelikle bu pencereleri açık tutmalıyız.

Bu pencereleri açık tutmak demek, bu anlamda aktif olmak, bişeyler yapmak anlamındadır. Aktif olmak için, sonunda neye benzeyeceğini başından bilmediğimiz, belki de başaramayacağımız bir resmi yapmaya, bir şiiri yazmaya ya da becerebildiğimiz her ne var ise bişeyler üretmeye başlayabiliriz.

Hiç karşılık beklemeden bir yaşlıyı, düşkünü, yetimi bir huzur evinde, yurtta ziyaret ederek onları mutlu etmek için bir çaba içine girebiliriz. Doğa için, hayvanlar için birşeyler yapabiliriz. Bunların hiç birini yapamıyorsak en yakınlarımızda sevdiklerimizi mutlu edecek bir uğraşın içine girebiliriz. Tabi bunları yaparken yaptığımız şeye inanmalı, arkasında inançsal bir bütünlükle desteklemeliyiz. Bu sayede, uğraşımız uğraştıklarımız için nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, birşeyler yaptığımız ve ürettiğimiz için boş çuvalımızın dolmaya başladığını hissedecek ve açlığımızı su içerek bastırmaktan vazgeçebileceğiz.

İbrahim H. KAYRAL

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 68
Toplam yorum
: 55
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 757
Kayıt tarihi
: 07.07.10
 
 

1978 Ankara doğumlu, ekonomi ve işletmeciliğe ilgi duyan eğitimini bu alanlarda devam ettiren anc..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster