Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ekim '12

 
Kategori
Hukuk
Okunma Sayısı
12948
 

İleri Demokrasi 900 yıl sonra Ömer Hayyam'ı yargılıyor !

İleri Demokrasi 900 yıl sonra Ömer Hayyam'ı yargılıyor !
 

Cennet cennet dedikleri...


XI.ci yüzyılda yaşamış şair, filozof, matematikçi ve gökbilimci Ömer Hayyam’ın (1048 - 1131) bir dörtlüğünü “Twitter” de yayımladığı için Fazıl Say mahkemeye verildi. İlk duruşması 19 Ekim 2012 de yapıldı, ikinci duruşma Şubat ayına ertelendi.   Besteci ve piyanist Fazıl Say’ın Hayyam’dan paylaştığı dörtlük şöyle:

Irmaklarından şaraplar akacak  diyorsun

Cenneti alâ meyhane midir?

Her mümine iki huri diyorsun

Cenneti alâ kerhane midir?

İmdi, şairliğinin yanı sıra çok iyi bir matematikçi olan Ömer Hayyam yapıtlarında İslam dinini sorgulamış, Kuran’daki şeriat emirlerini, cennet, cehennem ve Allah kavramının tutarsızlıklarını ve çelişkilerini eleştirmiştir. Bunu kimi zaman hiciv, kimi zamanda mantıksal akıl yürütmelerle yapmıştır. Hayyam, rubailerinde, evren, dünya, varlık,  Tanrı, insanın durumu, yaşam, ölüm gibi konuları özgürce ele almış keyifle ve filozofça  yorumlarda bulunmuştur. Mutezile okuluna çok yakın da olsa Hayyam ateist değildi, Yunus Emre ve Mevlana gibi Varlık Birliği (Vahdeti Vücut) felsefesini benimsemiş bir bilge, Sufi, mutasavvıf  idi ve evrensel bir Tanrıya inanıyordu. Gerçek Tanrı’nın mitoloji, hurafe ve arabesk öte dünya hezeyanlarıyla bir ilgisi olmadığını biliyor, bir anlamda gericiliğe ve bağnazlığa karşı Tanrıyı savunuyordu. Bunu bir rubaisinde çok güzel dile getirir:

İçin temiz olmadıktan sonra
Hacı hoca olmuşsun, kaç para!
Hırka, tespih, post, seccade güzel,
Ama Tanrı kanar mı bunlara?

İmdi, Fazıl Say’ın yargılandığı   5237 sayılı Türk Ceza Kanununun  ilgili 216 ve 218ci  maddeleri  şu şekildedir:

Madde 216- (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır

Madde 218- (1) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/25 Md.) Yukarıdaki maddelerde tanımlanan suçların basın ve yayın yoluyla işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranına kadar artırılır. Ancak, haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

Açıkça görüldüğü  gibi suç isnadı TCK 216/1 ve 216/2 kapsamında olamaz. Çünkü  söz konusu şiirde “halkın aşağılanması” söz konusu değildir. Şiirde muhatap alınan halk değildir.  Ve bu bir aşağılama değil sorgulamadır.  Hayyam’ın, hurilerle dolu  ve içinde şarap ırmakları akan  bir cennetin meyhane, ya da, genelev  olup olmadığını sorgulaması  mantıksal ve akılcı bir yaklaşımdır. Ne Yahudi ne de Hristiyan cennet inancında böyle mekanlar ve huriler yoktur. Bu cennet algısı sadece İslam’a özgü bir anlayıştır. Fakat yine de burada bir “aşağılama” yoktur.

Aşağılama veya aşağılanma eylemi sadece Kanunun 216/3 maddesine göre   “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlerin alenen aşağılanması”  şeklinde mümkün olabilir . Ancak, bu durumda cennette şarap ırmaklarının olmasına ve her mümine iki adet huri verileceğine dair olan inancın halkın benimsediği bir “dini değer” olup olmadığının  saptanması gerekir.  Yani  “şarap ırmakları ve huriler” dinsel bir değer midir, yoksa değil midir?  Müslümanlığın şartları arasında şarap ırmaklarına ve hurilere inanmak var mıdır, yok mudur?  Halkın hangi kesimi başta Atatürk olmak üzere, İsmet İnönü, Celal Bayar, Adnan Menderes gibi cennete gittiğine inanılan devlet büyüklerimizin cennette şarap ırmakları kenarında hurilerle seviştiğine gerçekten inanıyor?

Çünkü bu durumda “Cennet  cennet dedikleri, birkaç köşkle birkaç huri,  isteyene ver  sen onu, bana seni gerek seni” söylemiyle ünlenen Yunus Emre de okkanın altına gidebilir. Çünkü, Yunus Emre de köşkler ve hurilerle dolu bir cennet anlayışını asla kabul etmez.

İşin aslına bakarsak içkili yerler (meyhaneler)  ve genelevler (kerhaneler) devletin kanunlarına göre açılmış yasal kuruluşlardır. Genelevlerin işletilmesi ve burada çalışan hayat kadınlarının uyması gereken Yönetmelik 30/03/1961 - 5/984  ta.no.lu Bakanlar Kurulu Kararına göre yürütülmekte olup İçişleri Bakanlığının 30.5.2012 tarihli Genelgesiyle de  AB’ye uyum kapsamında gerekli şekilde düzenlenmiştir. İçkili yerlerle iligili de    Bakanlar Kurulu’nun 19/10/1999 - 99/13681 ta.no.lu kararı yürürlüktedir.

O halde, hukuk açısından meyhaneler ile genelevler “aşağılık yerler” olmayıp her ikisi de yasal düzenlemeler ve Bakanlar Kurulu kararlarıyla ihdas edilmiş, toplumun gereksinimi olan kuruluşlardır. Bu nedenle,  cennetin meyhane veya geneleve benzetilmesinde bir  “aşağılanma” söz konusu olamaz ve dolayısıyla suç kapsamında sayılamaz.

Öte yandan, TCK’nın 218.ci maddesine  29.6.2005 de yapılan bir eklemeyle  “haber verme sınırlarını aşmayan ve eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz ” hükmü getirilmiştir. Bu demektir ki, eğer söz konusu eylem ve söylem,  bir düşünce açıklamasıysa, haber verme sınırlarını aşmıyorsa ve eleştiri amacıyla yapılıyorsa o zaman keyfiyetin 218.ci madde kapsamında bir suç oluşturması mümkün değildir.

Gerçi “haber verme sınırlarını aşmayan” terimi çok muğlak bir söylemdir. Haber vermenin sınırları nedir? Bunlar hangi ölçütlere göre belirlenecektir? Yani burada halkın haberi olmadan yapılan düşünce açıklamaları mı kastediliyor ?

Velhasıl, Hayyam’ın bu dörtlüğü suç bile olsa bu basın ve yayın yoluyla işlenmemiştir. Fazıl Say’ın  Twitter da yaptığı eylem Hayyam’ın bir şirinden faydalanarak “eleştiri amacıyla düşüncesini açıklamak” tır ki bu da zaten 218ci maddeye göre suç oluşturamaz.

Ne Fazıl Say ne de Ömer Hayyam’ın  halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamak ve böylece  kamu barışını bozmaya elverişli bir ortam yaratmak gibi bir amaçları yoktur, olmamış ve olamaz da. Eğer illa birilerini yargılamak ve kınamak gerekiyorsa Muazzez İlmiye Çığ veya Fazıl Say gibi aydın fikirli insanları mahkemeye çıkartan karanlık  zihniyeti yargılamak ve kınamak gerekir. Çünkü asıl kamu barışını bozanların kimler olduğu apaçık ortadadır.

PS: Söz konusu şiirin Ömer Hayyam’a ait olmadığına dair çok bilmiş medyatik kişilerce yapılan iddia ve yorumlar ne  Hayyam’ın, ne de o şiirin değerini azaltmaz.  Aynı iddialar Mevlana için de yapılmaktadır. Oysa, tam tersi, bu şiir Hayyam ait değilse bile , tamamen “Hayyamist” bir yaklaşımla yazılmıştır. Ayrıca, bu, Hayyam gibi pozitif düşünen kişilerin toplumda çoğaldığının somut bir göstergesi olarak da görülebilir!

Hasan Hüseyin Dulun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

BU YAZI YAZILDIKTAN ALTI AY SONRA FAZIL SAY YARGILANDI VE 10 AY HAPİS CEZASI ALDI ! İMDİ, HUKUKÇULARA VE HALKIMIZA SORUYORUM: EĞER FAZIL SAY AYNI SÖZLERİ YAHUDİ, HRİSTİYAN, ALEVİ, MEVLEVİ VEYA BUDİSTLER İÇİN KULLANSAYDI YİNE DE “DİNİ DEĞERLERİ AŞAĞILIYOR” GEREKÇESİYLE MAHKEMEYE VERİLİP 10 AY HAPİS CEZASI ALACAK MIYDI? (Zeynep Oral’ın 18 Nisan tarihli yazısından esinlenerek)

Erol İrdelmen 
 20.04.2013 8:10
 

Devam 2 Gerek cennet ve gerekse de Cehennem hayatının detayları bilinmez fakat cennette insan aklının bugün hayal edemeyeceği nimetlerin olduğu, cehennemde ise çeşitli azapların olduğu Kur'an-ı Kerim de anlatılır. Kafir, müşrik ve mümin arasındaki farklar anlatılır ve özellikler belirtilir ve doğru yollar gösterilir. Kısaca zaten bu dörtlük anlamsızdır, İslamiyeti hiç etkilemez, kötü kelam ancak sahibini bağlar. Evet Sayın Say bu konuda bence yargılanmamalıdır fakat yaklaşımı bir insan olarak hoş olmadığı gerçeğini de unutmamak gerekir, hele ki ben bir sanatçıyım diyen birine hiç yakışmaz. Beklerdim ki iki binin üstünde tavsiye eden kişi önce sentez özelliğini kullansaydı. Ama ülke insanım nedense Allah(c.c) ın verdiği akıl melekesini kullanmaktan çok ama çok uzak. Aklıma gelmişken bir konuyu daha yazayım. Değişik yorumlar yazarım sözüm ona demokrasi aşığı olanlar kendi düşüncesine ters bir yorumu yayınlamıyorlar. Acaba siz yayınlayıp cevaplandıracak mısınız. Saygılarımla...

hssensoz 
 30.10.2012 23:31
Cevap :
Cennet ve cehennemin nasıl yerler oldukları -örneğin cennetteki ceylan gözlü huriler, inci gibi gılmanlar, gümüş tepsiler, kadehler, etler, meyveler, ırmaklar, şahnişli köşkler, tahtlar, yeşil yastıklar, atlas ve ipek giysiler, bileziklere varıncaya dek- Kuran’da çok ayrıntılı bir şekilde tanımlanmıştır. Cennet sözcüğü 150 cehennem sözcüğü 175 kez Kuran’da geçer. Bu kadar ayrıntılı tasvirler Tevrat ve İncil’de yoktur. Zaten Tevrat ve İncil’deki cennet ve cehennem algısında zebaniler, huriler, gılmanlar, şarap ırmakları, süt ırmakları vs yoktur. (PS: Milliyet blogda yapılan yorumlar eleştiri ve akademik tartışma kurallarına uygunsa, kişisel suçlamalar içermiyorsa ve terbiye sınırlarını aşmıyorsa yayınlanmalıdır. İnsanlar düşüncelerini açıklamakta özgür olmalıdırlar. )  01.11.2012 8:06
 

Devam 1 Bu ayetlerin öncelerini ve sonralarını okumak ve değerlendirmek gerekir. Önce Ömer Hayyam'a bir bakalım. 1048-1131 tarihleri arasında yaşamış İranlı şair, filozof, matematikçi ve astronom olarak bilinir.İslami yönden tefsir ve fıkıh konusunda adı geçenler içinde midir diye baktığımızda böyle bir özelliğinin olmadığını görürüz. İslami açıdan otör olmayan bir kişinin yazmış olduğunu kendi sayfasında Sayın Fazıl Say'ın kullanması İslami açıdan yetersizliğini gösterir ki bir sanat yapan ve sanatçı ruhu taşıması gereken bir kişiye yakışmamıştır. Böyle bir dörtlüğü alıp kullanacaksa önce araştırmalıdır. Araştırmış olsa idi böyle bir dörtlüğü zaten sayfasına almazdı. Bunlar Sayın Say'ın hanesine maalesef ki eksi olarak yazılmıştır. Biz inanan insanlar biliriz ki Kainatı yaradan ilahi gücün sahibi Allah(c.c) gücü bu ifadelerden etkilenmez ve vahiylerinde biz kullarına anlatıkları da yok olmaz ve anlamını değiştirmez. İnananlar ayetlerde geçen huri ve şarap manasını bilir. Devam

hssensoz 
 30.10.2012 23:18
Cevap :
Eğer Yunan mitolojisindeki tanrılar, tanrıçalar, cennet ve cehennem tasvirlerinin aslında simgesel imgeler ve bildiriler olduğunu ileri sürüp mitolojiyi de rasyonelleştirmeye çalışırsak, o zaman, tüm pagan dinleri ve mitolojiyi de “hak din” veya “semavi din” kapsamına alabiliriz. İşte bu nedenle, dinlerdeki pagan ve mitolojik unsurları akılcı yorumlarla allayıp pullayarak onları tanrısal esinmiş gibi sunmaya çalışmak doğru bir yöntem değildir. Çünkü bu şekilde pagan adetler ve mitolojik inançlar savunulmuş oluyor.   01.11.2012 8:00
 

Yazınızı okudum. Bugün itibariyle yazınızı 2193 kişi tavsiye etmiş, fakat tek bir yorum yapılmış, yayınlamışsınız fakat yoruma cevap vermemişsiniz. Genelde okuyabildiğim kadarıyla yazıları okumaya çalışırım ve okuduğum yazıların büyük çoğunluğuna yorumda bulunurum. Mevcut tavsiye eden ve yorum yapan miktarına bakınca ülkemin bir yönü ortaya çıkıyor, emeği beğeniyor fakat beğenisini belirtmiyor, ayrıca okuduğunu değerlendirmiyor. Benim ülke insanımın tipik bir özelliğini görüyoruz. Gelelim yazınıza. Farklı bir bakış açısı, fakat adeta sapla saman biraz karışık gibi. Sayın Fazıl Sayın Ömer Hayyam'ın bir dörtlüğü ile yargılanmasını konu alıyor. Bir dörtlük yazmışsınız. Ben inanan dini vecibelerini yerine getirmeye çalışan başta bir kul, sonra insanım. Bu dörtlük inanın benim dini inançlarımı etkilemedi. Bu nedenle Sayın Say bu dörtlüğü belirtti diye yargılanması bana göre anlamsızdır. Yargılanmamalıdır. Huri ifadesi Kur'an-ı Kerim'de dört yerde geçer. Şarap ifadesi beş yerde geçer. Devam

hssensoz 
 30.10.2012 22:55
Cevap :
Yorumlarınıza teşekkürler. Dini ve dinsel düşünceyi eleştirmek için illa İslam alimi olmaya, fıkıh bilmeye gerek yoktur. Akıl ve mantık yeterlidir. Her şeyden önce kutsal kitapları yazanlar ne alim, ne fıkıhçı, dinbilgini ne de dinbilimciydi. Musa Mısırlı bir prensti, İsa marangozdu, Muhammet tüccardı. Yani hiçbirinin tefsir, fıkıh ve teoloji konusunda bilgisi yoktu. Zaten bu gibi araştırma kolları kutsal kitapların yazılmasından sonra ortaya çıkmıştır.   01.11.2012 7:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 179
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1633
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1968 yılından bu yana dinler tarihi, mitoloji, sosyoloji, antropoloji, dinbilim, teozofi, metafiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster