Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '14

 
Kategori
Bilim
Okunma Sayısı
3156
 

İlim - Bilim

İlim - Bilim
 

bilim.esk.tc


 İlim’le Bilim’in bir farklılığı var mı? İlim nedir, bilim nedir?

Bazılarına bakacak olursanız, ilimle bilimin hiçbir farkı yoktur; olsa olsa ilim, bilimin eski bir terimidir. İlim Arapça’dır ; bilim Türkçe’dir… İşte o kadar.

İş orada bitiyor mu? Hayır. Aslında, İlim bilim meselesi ta Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar gidiyor.  Belki de daha öncelerine. Evet, evet, Farabi, Gazali… zamanlarına kadar.

Bazılarına göre ilimin merkezi, kökeni kutsal kitabımız Kuran’dır. Dünyada mevcut her şeyin açıklaması orada mevcuttur. Aslında Kuranı Kerimi çok iyi bildikten sonra başka bir kitaba da, başka bir kaynağa da ihtiyaç yoktur; yeter ki sen Kutsal kitabı çok iyi öğren, ezberle gerisi gelir ve sen de alim olur , çıkarsın, diyorlar.

Yalnız biz de değil, uzun bir süre bu tek kitaplılık dönemi batıda da sürüp gitmiş. Şimdi biz ona Orta Çağ karanlığı adını takıyoruz. Sadece İncil’e takılıp; dünyada olup bitenlere hiç aldırış etmeyen, kendi içine kapanık bir ilim yorumlama şekli, batıyı yüzyıllarca karanlıkta bırakmış.

Buna Skolastık Düşünce Biçimi de diyoruz. Yani “Ortaçağ Avrupası’nda kilisenin de etkisiyle hakim olan yeniliğe kapalı baskıcı bir düşünce sistemi” olarak, tanımlanan bir düşünce  biçimidir.

Onun için bazıları kafasını Kuran’dan kaldırmamışlar. Her şeyin, her ilmin oradan neşet ettiğini savunmuşlar. Onlar Kuran’ı durmadan hep kendilerine göre yorumlayarak, kendilerinin dışındaki yorumları durmadan yadsımışlardır.

İmam Gazali ve tilmizleri gerçeği aramada Kuran’a sıkı sıkıya bağlı kalmışlardır.

Diğer yandan Batıniler denen kişiler, gruplar ise Kuran’a çok geniş yorumlar katmışlar ve her birisi Kuran’ı kendine göre yorumlamıştır.

Onun dışında, dünyaya bakan ve varolan bilgiyle yetinmeyip, bilgiyi yeniden yaratıp, yorumlayan; doğanın sesine kulak veren eski Türk-İslam bilim adamları da, Batı’dan önce dünyanın bir çok gizlerine sahip olmuşlar ve bunları yazarak, yorumlayarak kendilerinden sonraki kuşaklara armağan bırakmışlar. İşte gerçek bilim adamları bunlardır. Batı’da ki bilim de bu bilim adamlarının katkılarıyla bir yere varmıştır.

Akli bilimler ve Nakli bilimler  ayrımı, ta Fatih Sultan Mehmet Dönemi’nde  başlamış. Nakli Bilimlere biz bugün “İlim” diyoruz; oysa Akli Bilimler gelişerek gerçek bilimlerin kaynağını oluşturmuşlardır.

Fatih zamanında başlayan bu Nakli-Akli çelişkisini, Fatih görmüş ve o zaman Akli bilimlerden yana bir tutum sergilemiş ve İstanbul’daki Medresesi’nin başına, devrin en önemli bilim adamı olan Ali Kuşçu’yu Semerkant’tan bulup davet ederek onu İstanbul’a getirtmiş; ona büyük saygı göstermiştir, onu medresesinin başına geçirmiştir.

Onuncu yüzyıldan itibaren Türk –İslam topluluklarında Akli bilimlere hizmet eden, onu geliştiren, kitaplar yazan bir çok bilim adamı yaşamıştır. Onların değerini bugün anlıyoruz. Onlardan bazı örnekler vermek gerekirse:

“Ahmed Bin Musa : ( 10 yüzyıl ) Sistem mühendisliğinin Öncüsü. Astronom ve Mekanikçi.
Akşemseddin : ( 1389 – 1459 ) Pasteur önce Mikrobu bulan ilk bilim adamı. İstanbulun fethinin manevi babasıdır. Fatih Sultan Mehmet’ in Hocasıdır.
Ali Bin Abbas : ( ? – 994 ) 1000 sene önce ilk kanser ameliyatını yapan bilim adamı. Kılcal damar sitemini ilk defa ortaya atan bilim adamıdır. Eski çağın en büyük hekimlerinden olan hipokratesin (Hipokrat) Doğum olayı görüşünü kökünden yıktı.
Ali Bin İsa : ( 11 yüzyıl ) İlk defa göz hastalıkları hakkında eser veren müslüman bilim adamı.
Ali Bin Rıdvan : ( ? – 1067 ) Batıya tedavi metodlarını öğreten islam alimi.
Ali Kuşçu : ( ? – 1474 ) Ünlü Bir türk astronomi ve matematik bilginidir.
Ammar : ( 11 yüzyıl ) İlk katarak ameliyatını kendine has biçimde yapan müslüman bilim adamı.
Battani : ( 858 – 929 ) Dünyanın en meşhur 20 astrononumdan biri trigonometrinin mucidi, sinus ve kosinüs tabirlerini kullanan ilk bilgin.
Beyruni : ( 973 – 1051 ) Dünyanın döndüğünü ilk bulan bilim adamı ümit burnu, amerika ve japonyanın varlığından bahseden ilk bilim adamı. Beyruni amerika kıtasının varlığını kristof colomb’un Keşfinden 500 sene önce bildirmiştir. Matematik, Jeoloji, Coğrafya, Tıp, Felsefe, Fizik, Astronomi gibi dallarda eserler yazmıştır. Çağın En Büyük Alimidir.
Bitruci : ( 13 yüzyıl ) Kopernik’e yol açan öncülük eden astronom bilim adamı. Cabir Bin
Eflah : ( 12 yüzyıl ) Ortaçağın büyük matematik ve astronom bilginidir . Çubuklu güneş saatini bulan ilk bilim adamıdır.
Cabir Bin Hayyan : ( 721 – 805 ) Atom bombası fikrinin ilk mucidi ve kimyanın babası sayılır. Maddenin en Küçük parçası atomun parçalana bileciğini bundan 1200 sene önce söylemiştir.
Cahiz : ( 776 – 869 ) Zooloji İlminin öncülerindendir. Hayvan gübresinden amonyak elde etmiştir.
Cezeri : ( 1136 – 1206 ) İlk sistem mühendisi ve ilk sibernetikçi ve elektronikçi Bilgisayarın babası; oysa bilgisayarın babası yanlış olarak ingiliz matematikçisi Charles Babbage olarak bilinir..
Demiri : ( 1349 – 1405 )Avrupalılardan 400 yıl önce ilk zooloji ansiklopedisini yazan alimdir … Hayatül hayavan isimli kitabı yazmıştır.
Dinaveri : ( 815 – 895 ) Botanikçi Ve astronom bir alim olarak bilinir.
Ebu Kamil Şuca : ( ? – 951 ) Avrupaya matematiği öğreten islam bilgini.
Ebu’l Fida : ( 1271 – 1331 ) Büyük Bir bilgin tarihçi ve coğrafyacıdır.
Ebu’l Vefa : ( 940 – 998 ) Matematik ve Astronomi bilginidir trigonometriye tanjant, kotanjant, sekant ve kosekantı kazandıran matematik bilginidir.
Ebu Maşer : ( 785 – 886 ) Med-cezir olayını (gel-git) ilk keşfeden bilgindir.
Evliya Çelebi : ( 1611 – 1682 ) Büyük Türk seyyahı ve meşhur seyahatnamenin yazarıdır. Farabi : ( 870 – 950 ) Ses olayını ilk defa fiziki yönden ele alıp açıklayıp izah getiren ilk bilgindir.
Fatih Sultan Mehmet : ( 1432 – 1481 ) İstanbulu feth eden ve Havan topunu icad eden yivli topları döktüren padişahtır fatihin kendi icadı olan ve adı “şahi” olan topların ağırlığı 17 ton ve bakırdan dökülmüş olup 1.5 ton ağırlığındaki mermileri 1 km ileriye atabiliyordu bu topları 100 öküz ve 700 asker ancak çekebiliyordu..
Fergani : ( 9 yüzyıl ) Ekliptik meyli ilk defa tesbit eden astronomi alimi.
Gıyasüddin Cemşid : ( ? – 1429 ) Matematik alimi. Ondalık kesir sistemini bulan çemşid cebir ve astronomi alimi.
Harizmi : ( 780 – 850 ) İlk cebir kitabını yazan ve batıya cebiri öğreten bilgin. Adı algoritmaya isim oldu rakamları Avrupa’ ya öğreten bilgin. Cebiri sistemleştiren Bilgin.
Hasan Bin Musa : ( – ) Dünyanın çevresini ölçen, üç kardeşler olarak bilinen üç kardeşten biri..
Hazini : ( 6 – 7 yüzyıl ) Yerçekimi ve terazilerle ilgili izahlarda bulunan bilgin.
Hazerfen Ahmed Çelebi : ( 17 yüzyıl ) Havada uçan ilk Türk. Planörcülüğün öncüsü.
Huneyn Bin İshak : ( 809 – 873 ) Göz doktorlarına öncülük yapan bilgin.
İbni Avvam : ( 8 yüzyıl ) Tarım alanında ortaçağ boyunca kendini kabul ettiren bilgin.
İbni Battuta : ( 1304 – 1369 ) Ülke ülke , kıta kıta dolaşan büyük bir seyyah.
İbni Baytar : ( 1190 – 1248 ) Ortaçağın en büyük botanikçisi ve eczacısıdır.
İbni Cessar : ( ? – 1009 ) Cüzzam hastalığının sebeb ve tedavilerini 900 sene önce açıklayan müslüman doktor.
İbni Ebi Useybia : ( 1203 – 1270 ) Tıp Tarihi hakkında eşsiz bir eser veren doktor.
İbni Fazıl : ( 739 – 805 ) 12 asır önce ilk kağıt fabrikasını kuran vezir.
İbni Firnas : ( ? – 888 ) Wright kardeşlerden önce 1000 sene önce ilk uçağı yapıp uçmayı gerçekleştiren alim.
İbni Haldun : ( 1332 – 1406 ) Tarihi ilim haline getiren sosyolojiyi kuran mütefekkir. Psikolojiyi tarihe uygulamış, ilk defa tarih felsefesi yapan büyük bir islam tarihçisidir. Sosyolog ve şehircilik uzmanı.
İbni Hatip : ( 1313 – 1374 ) Vebanın bulaşıcı hastalık olduğunu ilmi yoldan açıklayan doktor.
İbni Havkal : ( 10 yüzyıl ) 10 asır önce ilmi değeri yüksek bir coğrafya kitabı yazan alim.
İbni Heysem : ( 965 – 1051 ) Optik ilminin kurucusu büyük fizikçi. İslam dünyasının en büyük fizikçisi, batılı bilginlerin öncüsü, göz ve görme sistemlerine açıklık kazandıran alim. Galile teleskopunun arkasındaki isim.
İbni Karaka : ( ? – 1100 ) Dokuzyüz yıl önce torna tezgahı yapan bilgin.
İbni Macit : ( 15 yüzyıl ) Ünlü bir denizci ve coğrafyacı. Vasco da Gama onun bilgilerinden ve rehberliğinden istifade ederek hindistana ulaştı.
İbni Rüşd : ( 1126 – 1198 ) Büyük bir doktor, astronom ve matematikçidir.
İbni Sina : ( 980 – 1037 ) Doktorların sultanı. Eserleri Avrupa üniversitelerinde 600 sene temel kitap olarak okutulan dahi doktor. Hastalık yayan küçük organizmalar, civa ile tedavi, pastör’ e ışık tutması, ilaç bilim ustası, dış belirtilere dayanarak teşhis koyma, botanik ve zooloji ile ilgilendi, Fizikle ilgilendi, jeoloji ilminin babası.
İbni Türk : ( 9 yüzyıl ) Cebirin temelini atan islam bilgini.
İbni Yunus : ( ? – 1009 ) Galile’den önce sarkacı bulan astronom.
İbni Zuhr : ( 1091 – 1162 ) Endülüsün en büyük müslüman doktorlarından asırlarca Avrupa’da eserleri ders kitabı olarak okutuldu.” (Forumdaş.net)

Fakat , her nedense Osmanlı Devleti’nde Kanuni Sultan Süleyman’dan sonra Nakli Bilim’in adamları , Akli Bilimin erlerini Bilim adamlarını bastırmışlar, seslerini soluklarını kesmişlerdir. Osmanlı Hükümdarı Üçüncü Murad (1574-1595)ın 1576 yılında İstanbulda (Tophanede) Takiyüddin Efendiye kurdurduğu  Rasathane, daha sonra Nakli din adamlarının kıskançlığı ve kışkırtmasıyla 1580 yılında bu rasathane yıktırılmıştır. Matbaa Avrupa’da kuruluşundan 300 yıl sonra bu memlekete ancak sokulabilmiştir.

Bu ilim bilim ayrılığı hala sürüp gitmektedir. Bazıları eski Batıni yorumların peşinde İlim, İlim diye sürüklenip giderken; gerçek Bilim Adamları bastığı yeri çok iyi bilerek , dünya ve Türk bilimine çok önemli katkılarda bulunmaktadır.

Anlaşılan odur ki, İlimXBilim ayrılığı insanların gerçek uyanışına kadar sürüp gidecektir. Bazı insanların hala Batıni İlimlere saplanıp kalması, kafalarını dogmatik, skolastik düşüncelerle oyalamaları, hem kendilerinin hem de insanlığın çok zaman kaybetmesine yol açmaktadır.
Oysa Dünyada daha nice bilinmedik, bulunmadık sırlar, gizler var. Nice hastalıklar çare bekliyor; nice aletler, araçlar keşfedilmeyi bekliyor… Bu tek bir kitabın içine takılıp kalmakla olmaz. Her yıl milyonlarca kitap yazılıyor. Bunların yararlı olanlarını mutlaka bulup kitaplıklarımıza koymalıyız. Gerekli olanlarını okumalıyız.

İnsanlık ancak böylece gelişecektir. Bilim böyle gelişecektir. Gevezelikle değil…


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

(dvm)belki sosyolojiye, kah psikoloji, kah ilahiyat, edebiyat bölümlerine filan devreder ANCAK EN ÖNEMLİSİ, "BÜTÜN BU ALANLAR ve DİSİPLİNLER ARASINDAKİ İLİŞKİYİ-BAĞLANTIYI ASLA KURMAZ"; öyle ki temel bilimler arasındakini dahi gözardı eder, ihmal eder yada yetersiz-arızalı kurar, çünkü zaten gereksiz bulur! Oysa bu koordinasyonu, bu "sentezi" kesinlikle yapmak zorundadır! İlim karşısında bilimi eksik kılan en bariz fark da budur zaten.Ne zamanki bütün bu dalları önemser VE bu sentezi bilim de yapmaya başlar, o zaman ancak işte belki bilim=ilim de olmuş olabilecektir.Ama henüz, halen ve şu ana kadar mevcut durum, “gerçek” böyledir maalesef. Aralarında ne yazık ki çok önemli böyle bir fark bulunmaktadır! İnsanlar da, bilim de ister bunu kabul etsin, ister etmesin, anlasa da anlamasa da, bilse de bilmese de, hoşa gitse de gitmese de, bu, zaten varolan bir gerçeği asla değiştirmez. Gerçekten varolan, zaten varolan bir gerçeğin-bir mevcudun yanında her türlü zan ve red hükümsüzdür. Sevgiler

Filiz Alev 
 07.05.2014 0:27
Cevap :
Aslında bana göre, ilimi ve bilimi ayrı gören husus insanların anlayışındadır. Yoksa gerçekte öyle bir fark yoktur. Siz ilimi bilimden üstün görmek istiyorsanız görürsünüz. Ama o anlamda bazıları da sizin "ilim" kavramınıza pek de önem vermeyebilirler. İlim mi felsefeyi kapsar, felsefe mi ilimi? size göre "İlim" her şeyi kapsar, (bazen de bilimi..öyle mi) , bunların tanımı çok iyi yapılmalıdır. Yoksa işte alaturka filozofların yaptığı gibi , çelişkiler içinde kalırız. Bir felsefeci , bir mantıkçı gibi çalışmazsa , sadece bir gevezedir. Oysa, daha dikkatli olmalıdır felsefeci de, bilim adamı da... İlim adamı? O bambaşka bir şey.. Saygılar Filiz hanım.   07.05.2014 15:09
 

Hmmm evet yanılmamışım, hakikaten anlaşılmamış demek ki:) Zira evet işte ilim felsefeyi de zaten kapsar! O yüzden size salt felsefe imiş gibi gelmesi de son derece normal:) Psikolojiyi de kapsar, sosyolojiyi de kapsar, bütün temel bilimleri, kimyayı, fiziği vs. keza metafiziği de, genetiği, tıbbı, astronomiyi, astrofiziği, astrolojiyi kapsar, dini kapsar, tasavvufu kapsar, ezoterizmi, antropolojiyi, arkeolojiyi, tarih, coğrafya, sanat, dil, edebiyat.. hasılı, İNSANI ve evreni-şu varoluşu ilgilendiren ve bağlayan, ait ve dair..“yani aslında ZATEN VAR OLAN!” herşeyle, hepsiyle ilgili ve ilişkilidir. Dedim ya,"BÜTÜN"ün bilgisidir! Oysa bilim mesela dinle tasavvufla, ezoterizmle vs. ilgilenir mi? Hayır! Hatta reddeder bile. Oysa daha insanın ilk varoluşundan itibaren tarihler boyu örneğin "din", yani “inanç” hususu, hem sosyolojik bir gerçektir ve hem de insanın işletim sistemine dair de zaten varolan ve gözardı edilemez bir "gerçekliktir"!! Ama buna rağmen bilim ilgilenmez.Bunu kısmen(dvm

Filiz Alev 
 07.05.2014 0:22
Cevap :
Benim hiç düşünmediğim, hiç anlamadığım savları ileri sürüyorsunuz. İlim felsefeyi kapsar öyle mi? Kim kimi kapsıyır anlamadım. Gerçi bu işler :"Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkar.." usulü tartışmalardır. İkisinin ilintisi de elbette vardır. Ama belli ki felsefe düşünce düzeyinde, bilim ise deney düzeyinde konuşur, işgörür.. Bundan çıkacak olan; bilimde düşünce yoktur..demek değildir. Bilimin her evresi ve açıklaması, bir felsefe yöntemi olan mantıktan esin almalıdır. mantıklı olmalıdır. Oysa felsefenin deneysel alana girdiği nerede görülmüştür. bu anlamda ilimin, bilimden farkı yoktur. Tabii, meseleyi siz kendi yolunuzda ben kendi yolumda, burada tartışıyoruz; kaynak verme şansımız pek yok. Aslında felsefe yapıyoruz. siz "Ben doğru söylüyorum, çünkü doğruyu ben biliyorum," diyorsunuz. Ben bunun pek de bilimsel bir düşünce biçimi olmadığın söylüyorum. Saygılar efendim.   07.05.2014 15:03
 

Değerli öğretmenim, bu bloğun yazarına ilim ve bilimi anlatmak amacında değilim ancak çorbaya bir çimdik tuz katayım istedim. Bildiğim, okuduğum kadarıyla ilim ve bilim ayrı veya benzer değil aynı kavramlar. İlim Arapçadan dilimize geçmiş, bilim ise Türkçe bir sözcük. Bakın TDK bilimi nasıl tanımlıyor: "Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim". Ancak yanlış anlamadıysam sizin de vurguladığınız gibi toplumda şöyle bir algı oluşmuş: bilim deneye ve gözleme dayalı yöntemlerden oluşuyor (pozitif bilim dediğimiz kavram), ilim ise daha çok düşünsel, felsefi araştırmaları ve çalışmaları tanımlıyor. Buna göre ortaya örneğin kimya bilim, felsefe ise ilim oluyor gibi bir sonuç çıkıyor. Yazdığınız bilim adamlarının çoğunu bilmiyordum, kendi adıma ne kadar yazık dedim. Kafamızdaki tozları silkeleyen bu tür blogları çok yararlı buluyorum. Sürmesini dilerim. Saygılar.

Güz Özlemi 
 06.05.2014 10:20
Cevap :
"Güz Özlemi" tamamen size katılıyorum. Bana göre fark yok. İlim bilim bunlar aynı şeyler. Ama toplumda bunları farklı gören zihniyetler var. "İlim"e farklı anlamlar yükleyen ve onu bilimden daha değerliymiş gibi gösteren anlayışlar var.. Herkesin anlayışı kendine göre ama bence yanlış. Bunlar : ilim-bilim ; aslında yürek-kalp gibi aynı şeyi işaret ediyorlar. ayırt edilmemesi gerekir ama ayırt ediliyor. Doğru olmayan bu. Bence doğru ve yardımcı yorumunuz için çok teşekkürler. Mutluluklar.  06.05.2014 10:30
 

Oysa daha 2 saat önce bir önceki yanıtınızda öyle olduğunu kabul etmem mümkün değil demiştiniz?? Ben de haliyle anlatamadığımı düşündüm tabii. Yani şimdi aynı noktada buluştuk mu? Zira bir de şu var, gross demişsiniz ya hani, yani bir anlamda da evet işte, tabiiki bütünsel bakacağız bütüne bakacağız, makro bakacağız, önce makroyu asıl bir kavramakt çözmek durumundayızdır ki, zaten onun içinde, içeriğindeki mikroları da farkedebilelim ve gerçekten çözebilmiş ve bilebilir de olabilelim. Yani ilim, "bütün"ün bilgisidir zaten, işleyişin bilgisidir, bütün şu kainata, işleyişe, bunun gerçeklerine ilişkin, "bütün şu işleyişi bütünsel olarak kavrayışa" ilişkin bilgidir ilimin konusu ve alanı. Dolayısıyla ilimin bilimi kapsamaması zaten ne mümkün, nasıl mümkün olsun, olabilsin, aksini düşünmek asıl imkansızdır. ok? Ben hala anlatabildiğimden ikna olamadım gerçi ama, neyse:))) İyi akşamlar ve güzel bir haftasonu diliyorum...

Filiz Alev 
 03.05.2014 19:31
Cevap :
Ben biraz zor anlarım kusura bakma. Ama yine de söyleyeyim; sizin "İlim" tanımınız sanki benim "Felsefe" tanımıma benziyor. Hele o konuları da bir irdeleyelim, bakalım. Ne çıkacak! Saygılar Filiz Hanım.  05.05.2014 14:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 743
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster