Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
886
 

İlk Türk huzur evi

İlk Türk huzur evi
 

Kreuzberg Viktoriaplatz Berlin’de açıldı! Birçok dilde yayın yapan, her türden müzik sunan radyo, haberi bu sabah ilk kez almanca olarak bildirdi. Canlı söyleşide, yarım yüzyıldır buralarda çalışmış ömür tüketmiş, 80 ine merdiven dayamış Habibe Nine’nin (gonuştuğu alamancaya gurban) Şakır, şakır bir anlatışı var! Osram ampul fabrikasında çalışmış, emekli olmuş her şey yolunda giderken elini kötü incitmiş, kendine bakamaz olmuş!

Türkiye’de kimi kimsesi var mı? Yok mu? Duyamadım, postacı kapı zilini çalmıştı o ara. Allah bağışlasın çocuk çokmuş Habibe Hanım da, koyup gidemiyormuş hepisi burada olduğundan kez, yakın olsun kuzularına diye birde domuz neyin yokmuş yemek listesinde bu yüzden, huzur evini tercih etmiş! Hiç canı sıkılmıyormuş, evlatları sık, sık ziyaretine gelirlermiş boş koymazlarmış onu.

Yöneticilerden Sayın Leyla Hanım (soyadını tam anlayamadım Türkçe, Almanca dışında bir isim) Tatlı dilli Habibe Nine o bizim Kraliçemiz (Königin Habibe) diyerekten söze başlıyor! "Şu anda toplam 10 kişi, fakat evimiz 145 kişiye hizmet verebilecek kapasitede. Burada herkes hem Almanca hem de Türkçe konuşur, hiçbir dili konuşmayanımız da var! (Demenz: Bunaklık) Arayanı soranı yok! Perişan bir halde bize geldi! İbadet hanemiz de mevcut şu anda orada kimseler görünmese de! Âdem Havva ayrıntısına da özen gösteriyoruz."

Ardından sözü Sayın Celal Altun Bey alıyor. Özetlersek "Alışageldiğimiz geleneksel aile yapısında, değişiklikler kaçınılmaz olmuştur, günümüzün yaşam akışı böyle olmasını gerektiriyor! Bizler bir ilki gerçekleştirdik" İçimden Tebrikler, hayırlı olsun diyorum, ama yarım ağızla! Daha dün gibi geliyor çırpınmaları altın dişli, (dişi eksik olanı kabul etmiyorlardı buralara, o zamanın modası altın diş devreye giriyordu) öncülerin aman 16 yaşı geçmeden çocukları getirelim, sonra kabul etmiyorlar, kız gözün aydın getirmişsin bebişini, iyi bir bakıcı bulsam bu alaman karısı iyi bakmıyo çocuğa g..ü pişik olmuş! Daha dün gibi geliyor bu konuşmalar bana! Şimdi o altınların, şalvarların getirdikleri bebeler, çocuklar (tümü olmasa da) televizyonda sunucu, milletvekili, yazarçizer, avukat doktor, iş adamı kadını, sinema yıldızı vs. "Çok azı" diyenler olacaktır içinizden! Olabilir, şimdi sunulan imkânların hiç birine sahip değillerdi öncüler! Haklarını hukuklarını bilmezlerdi, çalışıp, çalışıp memlekete para göndermekten başka, Türkçe yayın yapan televizyonları bilem yoktu! Ah sizi gidi alamancılar nerde kabul gördünüz ki!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çocukluğuma rastladı bu deyimin tanımladığı insanlarımız... Ve aklımda kalan, aslında oralarda gavurların en "pis" işleri onlara yaptırdıkları ama, aldıkları paranın memlekette değerli olduğu için işlerine yaradığı...hep üzülmüşümdür, sömürülen emekleri, insanlıkları için... Belki sömürülmemişlerdir ama ben hep öyle algılamışımdır. Ve "değerli" insanlarımızın, farklı bir kültürde "değersizleştirilmeleri"...içimi acıtmıştır. Bazılarının da, memlekete gelince, "Alamanyayı" övüp, ülkemize burun kıvırmalarına sinirlenmişimdir. Sevgiler, en derin mavilerle...

derinmavi.. 
 31.10.2007 10:33
Cevap :
Çaresiz kalınınca en kötü çare kabul görüyor! Günümüzde içimizde öyle sömürücüler var ki... Bizim bize yaptığımızı, inanın bir yabancı asla başaramıyor! Feda olmuş ne olduklarını unutmuş bir nesil...onlara nasıl kızılır? Sevgiler selamlar.  06.11.2007 15:39
 

oradaki yaşamı tam olarak bilmediğimden yorum yapamayacağım ama bir ihtiyaca biraz da olsan cevap verdiğini düşünüyorum. sevgilerimle

erol aslan 
 01.05.2007 0:35
Cevap :
Bu tür kurumlar Her ülkede yeterince olmalı, yine de ürkütüyor belki son istasyon oluşundan ötürü. Haklısınız kabullenmek gerekli! İlginize teşekkürler, mutlu sağlıklı günler, sevgiler selamlar!  01.05.2007 21:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 584
Toplam yorum
: 2445
Toplam mesaj
: 327
Ort. okunma sayısı
: 834
Kayıt tarihi
: 01.03.07
 
 

Dinleyenin olmadığı yerde anlatmanın önemi! Nasıl YAZAN oldum. 'Yalnız doğar, yalnız göçer' eskile..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster