Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Kasım '06

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
4454
 

İmkanız aşk yoktur, imkansız ilişki vardır...

İmkanız aşk yoktur, imkansız ilişki vardır...
 

İmkansız aşk yoktur, imkansız ilişki vardır. Aşık olmak için belli bir şarta gerek yoktur. İki kişiye ihtiyaç vardır. İki kişinin bakışmasına, gülümsemesine ihtiyaç vardır. Paraya pula, diplomaya, kariyere ihtiyaç yoktur. Aşk, aşık olunacak kişinin askerlik yapıp yapmadığıyla ilgilenmez mesela, hele hele maaş hiç umurunda değildir. Aşk neyle ilgilenir derseniz, aşk aralarındaki tılsımla ilgilenir sadece... Hani şu herkesin dilinde olan elektrikle ilgilenir. O da neye göre belirlenir derseniz, bir formülü yoktur söyleyebilecegim. Bunun formülü herkese göre değişir çünkü... Bir bakarsınız ki, olmadık birini her dakika düşünür olmuşsunuz. Sonra bu düşünme olayı yerini görmek istemeye bırakır. Sürekli görmek istemek, dokunmak istemek. Yani bir şekilde onunla ilişkili kurma ihtiyacı hissetmek. İşte o sırada ilişki devreye girer. Kendinden emin bir şekilde gelir ve olaya el koyar. Ama ilişki aşka benzemez. İlişki katıdır. Öyle kolay kolay karar veremez. Hemen yelkenleri suya indirmez. Bir sürü şart koyar, şu da olmalı bu da olmalı... Önce dış görünüşü yeniden bir inceler. Birde öyle ince eleyip sık dokur ki sormayın, aşka benzemez... O aşk gibi değildir ki! Ciddidir... Sonra görünüş sınıfı geçerse, karaktere gelir sıra. İlişki için karakter cok önemlidir. Karakterler uygun olmalıdır. Siyasi fikirler, eğitim durumları yakın olmalıdır... Dinlerinin, kültürlerin aynı olması tercih sebebidir... Olaylara bakış açıları da yakın olmalıdır... İkiside aynı yerden bakmalılardır, biri pencereden bakarken çevresine, diğeri balkondan bakmamalıdır. İkisi de aynı pencereden bakmalılardır ki, olayları aynı görüp, sık sık fikir ayrılığına düşmesinler. Olmadık sebeplerden birbirlerini yiyip bitirmesinler.

İnsanların çok iyi anlaşmaları yetmez ilişkiye, bakar çok iyi anlaşıyorlar pes etmez. Daha yakalarını bırakmak için cok erkendir çünkü... Başka şartlar sunar hemen... Hemde olmazsa olmaz şartlar, uzak mesafe olmamalıdır aralarında... Hele ayrı şehirlerde falansanız ilişki bundan hiç hoşlanmaz, hemen kendini çekiverir. 'Gözden ırak gönüden de ırak olmalı, herkes kendi yoluna' der. Hadi aynı şehirdesiniz diyelim. Gerçi büyük kentlerde de bazen aynı şehirde olmakla ayrı şehirlerde olmak arasında pek fark yoktur ya. İşi gücü bitirdiniz, trafiği aştınız, yapılacak angaryalardan da kurtuldunuz, sevdiğinizin yanına ulaştınız diyelim. Bu seferde ilişki kaliteli zaman geçirmek ister. İlk buluşmalarda öyle aşkınızın hatırına çay bahçelerine, alış-veriş merkezlerine falan gittiniz. Ama ilşki gelemez öyle her seferinde aynı yer, aynı yer... Değişiklik ister. Monotonluk sevmez. Sıkılıverir. Bu ne böyle aylar oldu aynı şeyler der.

Diyelim ki çeşitli organizasyonlara katılacak, haftasonu tatilleri, küçük kaçamaklar yapacak kadar şanslısınız... Sonra arkadaşlar ve aileler çıkar birden, ilişkiye yardım eden, bazen de sorun üzerine sorun çıkaran... Mesela ilişki hem arkadaşların hemde ailelerin birbirleriyle iyi geçinmelirini ister. Üstüne bir de kendisine destek olmalarını ister. Yoksa ilişki yürümez. Bütün bunlar olduktan sonra para ister. Para en önemli şeylerden biridir onun için. Parasız hiçbir şeyin yapılamadığı bu dünyada, ilişki mi olur canım değil mi? Netlik ister ilişki, öyle iyi zaman geçiriyoruz ya ,bakalım nereye varacak falan anlamaz, söz ister, vaad ister. Düzen ister, bir gün görüs, bir hafta ortadan kaybol istemez. Bazen de ara ister. Öyle ya çok yorulmuştur,kafasını dinlemek ister. Yani ister de ister, bitmez hiç istekleri...

Zaten medeni durumları ya da aileleri yüzünden imkansızlaşan ilişkilere değinmiyorum bile. Onlar 1-0 yenik başlamışlardır hayata, ilişki karşısında...

Peki ya ilişki bu şartları koyarken, herşeyi mükemmel isterken, öyle olmazsa devam etmem, böyle olmazsa yürümem derken, aşk nerdedir? Aşk hep ordadır aslında, ilişkinin yanıbaşındadır. Aşk ilşkiyi bazen tamir etmeye, bazen ikna etmeye çalışıyordur. Kopma noktasına gelen ilişkinin pamuk ipliğidir aşk... İlişkinin bile kalbini yumuşatan gözyaşındadır aşk... Bazen küser, kırılır ,saklanır... Ama eğer tamamen cekip gitmemişse dayanamaz yine ortaya çıkıverir. İlişki bu kadar kötü havada da buluşulur mu diye dudak bükerken, onu görmek için heryere gidilir diyendir aşk... Aşk olmasa ilşkinin katlanılır yanı var mıdır ki zaten...

Aşk ne kadar çoksa ilişki o kadar iyi yürür. Zaten eğer aşk elini eteğini çekerse ilişkiden, meydan sadece ilşkiye kalırsa, o zaman o ilişkinin sonu hüsrandır işte. Aşkın elinin üstünde olmadığı bir ilişki düşünülemez. Aşk görüşme sebebindir, aşık olduğun için görmek istersin. Görüşmekte ilişkinin temelidir. Görüşmenin olmadığı bir ilişki düşünülemez. Yani ilişki varolabilmek için aşka muhtaçtır. İlişkinin varolma sebebi aşktır. Ama ilişki çoğu zaman bunu göremez. Tıpkı bir aşığın diğerine olan muhtaçlığını görememesi gibi. Aşıkta , ilişki de bencil olurlar zaman zaman... Biri yokken diğerinin anlamsız olduğunu anlamazlar... Sürekli bir şeyler bekleyerek kaybettiklerini anlayamadıkları gibi.. Ukala da olur ya bazen ilişki, aşığa 'Sadece aşk yetmez ilişki için' dedirtir. Hatta bazen ilişki kendini öyle üstün görür ki, aşkı ezer, başlamaya bile tenezzül etmez. Eğer yeterince cesur değilse aşık olan dinler şartlarını sıralayan ilişkiyi, önceden dinlemedim ağzım yandı diye düşünür, geri çekilir. Belki de hayatının en güzel günlerini kaçırır. Denemediği için ömrünü geçirebilececegi insanı kaçırır. Çok büyüyebilecek aşkı kaçırır ve hep daha azlarıyla yetinmek zorunda kalır. Ve yine aşk kaybeder. Ne yaparsa yapsın yine suçlanan, her türlü suçun üstüne atıldığı, her konuşmada lanetlenen olur aşk.. Herşeye rağmen imkansız damgasını yiyen olur... Ne kadar imkansız olanın kendisi değil, ilişki olduğunu sessiz sessiz bağırsa da kimse onu dinlemez... Sonunda da ona sadece mektuplar, resimler ve şarkılarla avunmak kalır...Yine de vefalıdır, ilişki gibi 'Olmadı,bitti' diyip hemen terk etmez, tamamen bitmez...Biz istediğimiz sürece içimizde kalır, acımızı paylaşır ve kovmadan da gitmez... Çünü aşk ya paylaşılır, ya da paylaşılmadan yaşanır...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Esasında aşk içerisinde 2 kişi var gibi gözükse de bir özne bir de nesne var galiba... elma ile armut gibi... Ama asla 2 kişi olduğunu düşünmüyorum... Karşılıklı olarak birbirine anlam yüklemek karşılıklı yaşanan aşkı getiriyor. Ama bu aşkın tamamen bencilce bir duygu durumu olduğu gerçeğini de gizleyemiyor sanki... Bunun yanında hiçbir şeyi hesap etmeden bir şeyler yaşayabilmek de gerçekten güzel... Bu yüzden ilişkiler sıkıcı oluyor ve kendi kendisini inkansızlaştırıyor galiba :) Sevgiyle

Barış 
 02.11.2006 12:12
 

Uzun zamandır bu kadar güzel bir yazı, bu kadar doğru bir tespit okumamıştım. Sevgili Özge, önce aklına sağlık bu güzel ayrımı yapabildiğin için. Sonra da kalemine. Bu kadar ince bir konu çok zor anlatılır, ama sen zoru başarmışsın. Ne diyebilirim ki tebrikler demekten başka? Sevgiyle kal...

Melda 
 02.11.2006 1:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1173
Kayıt tarihi
: 11.10.06
 
 

Yunan dili ve edebiyatı mezunuyum.. İçimdeki yazma isteğine mani olamayınca, madem yazıyorum yazdıkl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster