Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Aralık '11

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
Okunma Sayısı
483
 

İşe adam alma ilkesi

İşe adam alma ilkesi
 

Yeni emekli olmuş ve pahalı arabalar satan bir otomotiv şirketinde  Finans ve İnsan Kaynakları  Müdürü olarak işe başlamıştım.

Birgün patron telefon açtı ve akrabası olan genç bir bayanın  geleceğini ve   sekreter  olarak işe başlayacağını belirterek,  işe almadan önce görüşmemi istedi.

Bir kaç saat sonra sekreter olarak çalışacak olan bayan geldi.

Lise mezunu olduğunu, daha önce tezgahtar  olarak çalıştığını mülakat sırasında söyledi. Daha önce hiç sekreterlik yapmamıştı.

Bizim şirkette ise,  müşterilerden arayan olunca, her birinin değeri yüz bin liradan fazla olan arabaları, teknik detaylarıyla birlikte tanıtacak, fiyat aralıklarını belirtecekti.

Kolay gibi görünen, oysa yetenek isteyen zorca bir işti yapacağı.

Ben ilk  önce profil bilgilerini sorup, öğrendikten sonra iki soru sordum.

Birincisi, "Daha önce çalıştığın  bayan  konfeksiyon mağazasına,  bir müşteri geldiğinde  ve  etek  ve bluz alacağını  söylediğinde, ona nasıl bir tanıtım yapardın, ne gibi alternatifler sunardın" dedim.

Soruma karşı çıt yoktu. Nereden çıktı bu soru diye yüzüme donuk donuk baktı.

Sorumu tekrarladım, bu sefer ağzının içinde yuvarlanan bir kaç kelime, o kadar. Belki de, ne demek istediğimi anlamamıştı.

 Heyecanlı herhalde diye düşündüm, ikinci soruyu sordum :

"Sizin mağazanın yerini bana  tarif eder  misin dedim?" (Daha önce çalıştığı mağaza Suadiye' de,  bizim Şenesenevler'deki  şirketimize  bir kilometre uzaktaydı )

Yine çıt yok. Tavrından "Yürüyerek geliyorum, bunda ne var" gibi düşündüğünü hissettim.

Oysa ben, onun bir olayı anlatma yeteneği var mı, onu ölçmek istiyordum.

Sonuç, genç bayanı,  patron gönderdiği ve patronun   akrabası olduğu için,   işe aldık  ve  patronun sekreterliğine başladı.

Sekreterin işe başladığı gün, patron aradı. Müstehzi bir edayla, "Amma yapmışsın Yılmaz bey, alt tarafı bir sekreter alacağız, sorular sormuşsunuz canım " dedi ve gülerek telefonu kapattı. Patron,  ABD üniversitelerinden mezun zengin bir ailenin çocuğuydu.

Aradan bir hafta ya geçti,  ya geçmedi, patronun emriyle gazetelere  ilan verip yeni bir sekreter aramaya başladık.

Bu sefer, gülme sırası bana gelmişti.

Ama genç kıza acımadım desem yalan olur.

Günün sözü: Kaş yapalım derken,  göz çıkarmayalım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Türkiye'de işe göre adam almak yerine; adama göre iş ayarlamak, iş bulmak amatörlüğü bıçak gibi kesilmediği sürece... Anlattığınız manzara daha yüz binlerce kez daha tekrarlanır durur bence. Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 28.12.2011 21:50
Cevap :
Bugün ne çekiyorsak bu yüzden çekiyoruz. Yani herhangi bir işe layik olan kişiyi seçen bir sistem uygulamıyoruz ve işler aksıyor.Bir örnek vereyim. Liselerde Robert Kolej mezunu bir öğretmene rastladınız mı veya var mıdır? Devleti temsil eden büyüklerimizin çoğu lisan bilmez. Okul Müdürlerinin Yönetim Bilimi okumadıkları veya böyle bir kurstan geçirilmedikleri bir gerçektir. Selamlarımla.  28.12.2011 23:43
 

Özetle; ifade gücü her pozisyon için geçerlidir, işin düzeyinden öteye yaptığı işi ifade edebilmek, ne yazık ki bu anınız çok yaşanmaktadır. Saygılar...

Kadri KANPAK 
 27.12.2011 19:11
Cevap :
Tespitiniz çok doğru Kadri Bey. İfade düzgünlüğü ve ilave edeyim, iyi bir hafıza ve de uzun boy, her meslekte başarının anahtarı oluyor. Uzun boy da nereden çıktı demeyin.İnsan kaynakları ile ilgili makalelerde buna rastlıyoruz. Başbakanımızın uzun boylu olması başarısında önemli rol oynamıştır bence. Saygılarımla.  27.12.2011 20:15
 

Yılmaz bey, adama göre iş yaratmada üzerimize yoktur.Amaç eş-dost veya partili işsiz kalmasın.Bu durumun çok dramatik anlara da sebebiyet verdiğini biliyoruz.Örneğinizdeki genç kız da eminim iyi zarar açmıştır patronun başına, yoksa yol vermezdi.Devlette ise durum daha da vahim. İşinin ehli olmayan bir yığın personel iş başında ama kimse yol vermiyor/veremiyor.Hal böyle olunca da hantal devlet bir adım ilerleyemiyor.Bu işler ne zaman hakkaniyet ölçüsünde yapılır, belki o zaman daha iyiye daha güzele ulaşmak mümkün olur.İyi yıllar diliyorum...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 27.12.2011 15:09
Cevap :
Aynen yazdığınız gibi Ayşegül hanım. İşin ehlini aramak yerine başka kıstaslara önem veriliyor. Yorumunuza teşekkürler.Ailenizle birlikte mutlu yıllar dilerim. Selamlarımla.  27.12.2011 18:07
 

MERHABALAR...Sevgili YILMAZ beyciğim..:-) Çok çok doğru Kişiye göre İŞ DEĞİL, İŞE GÖRE ELEMAN alınmalı her zaman her firmada..Eskiden bizim dönemlerde KARTVİZİT ile işe girilirdi...Şimdi ise devir değişti C.V. " Curriculum vitae " (özgeçmiş, hal tercümesi) ile milli piyango çekilişi gibi işe girmek mümkün oluyor...! :-)) İşte böyle..! :-)) Sonsuz sevgiler, selamlar ve saygılar sunarım..ADANA'dan --> İSTANBUL'a.... NECİP KÖNİ - ADANA / TR

Necip Köni - Adana / TR 
 26.12.2011 21:24
Cevap :
Merhabalar Necip Bey. İşe göre eleman alınmalı ve bu prensipten şaşmamalı. Sevgi ve saygılarımla.  26.12.2011 23:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 437
Toplam yorum
: 2166
Toplam mesaj
: 120
Ort. okunma sayısı
: 984
Kayıt tarihi
: 26.01.10
 
 

1945 yılında Adana'da doğdum. Galatasaray Lisesi ve Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster