Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Eylül '07

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
667
 

İşi şakaya vurmak..

İşi şakaya vurmak..
 

İnsan kendin de kaygı uyandıran duygu ve düşünceleri ciddiye almayarak en azından bir süreliğine etkisiz hale getirmeye çabalıyor.. Bu ego savunma mekanizmasına psikoloji biliminde “Şakaya Vurma(Humor)” denmekte..

.....

“Dünyanın en tehlikeli insanlarını, dünyanın en tehlikeli silahlarından uzak tutmak için bir politikamız olmalı” Beyaz sarayın nükleer programı olmayan Suriye’yi “nükleer izleme listesi”ne dahil etmesi üzerine, Amerikan Dışişleri Bakanının 16.09.2007 tarihli gazetelerde yayınlan bu açıklamasının ben de yarattığı, “insanlık, içinde bulunduğumuz coğrafyada yeni acılarla karşılaşacak” şeklindeki kaygıyı, haberi espri ile tamamlayarak azaltmaya çalıştım; Bu beyanat üzerine G.W. Bush açıklama yapar; “Garajımda kesinlikle nükleer silah bulundurmuyorum, yalnız kırmızı düğmenin nerede olduğunu hep unuttuğum için garaja da bir tane yaptırdım”

.....

Hollywood filmi olan “Son Samuray” Amerikan silah sanayinin pazarlama teknikleri hakkında çok anlamlı bilgiler verir(bir de böyle bir, filmini çekerek günah çıkarma adetleri var); Önceki işi Kızılderilileri kesmek olan yüzbaşı rolündeki Tom Cruise Japonya’daki işbirlikçi sermayenin çağrısı üzerine bu ülkenin ordusunu ateşli silahlar konusunda eğitmek üzere görev alır.. Oluşturulan “Modern!! Japon Ordusunun” ilk işi de bir zamanlar imparatorluğun vazgeçilmez savaşçıları olan samurayları saf dışı bırakmaktır.. Böylece silah sektöründe egemen olan Amerikan şirketleri için yeni bir pazar kapısı açılmış olur..

.....

Tüm dünyada, ülkelerin askeri araştırma-geliştirme için ayırdıkları bütçeler içinde ABD’nin payı yüzde 78 civarındadır.. Bush yönetiminin 2007 yılı için onayladığı askeri bütçe 470 milyar dolardır.. Ekonomisinin önemli bir kısmı silah yatırımı ve üretimi üzerine kurulu ABD’nin elbette bir tüketim alanı bulması gerekmektedir.. Coğrafyamızdaki savaş Amerikan silah şirketleri için vazgeçilmez bir gelir kapısıdır bu nedenle.. Amerika'nın ilk körfez savaşı öncesi Irak’ı Kuveyt’e karşı kışkırtması, 19. yy.’ın sonunda Japonya’da uyguladığı pazarlama yönteminin bir başka şeklidir.. Vietnam’ın, Afganistan’ın, Irak’ın olduğu gibi kuvvetle muhtemel sıradaki Suriye ve İran’da bu pazarın yeni tüketim alanları olacaktır.. Amerikan tehdidini iliklerine kadar hisseden dünyanın diğer ülkeleri de yine Amerikan silah sanayi ile savunma sistemlerini güçlendirmeye çalışacaklardır.. Pazarlama bir taşla bir kaç kuş vurmak üzerine kurgulanmıştır yani.. Ve kim bilir belki Bin-Ladin de bu pazarlamanın ögelerinden biridir..

.....

Michael Moore “Benim Cici Silahım” adlı belgeselinde Amerikan toplumundaki bir paranoyadan bahseder.. Gündüzleri bile Amerikalılar evlerinde kapıları kilitli yaşarlar.. Moore, bu paranoyanın bilinçli olarak yaratıldığını anlatmaya çalışır.. Olmayan bir “yabancı”lar, “kötü”ler, “öteki”ler paranoyası.. Böylece Amerikan toplumu silahlanmaya bilinç altı dürtülerle teşvik edilir.. Moore, en iyi belgesel oskarını aldığı 2003 "Oscar" töreninde yaptığı konuşmada Irak savaşı öncesinde savaşın gereksizliğini ve Saddam Hüseyin'in Amerikalılar için tehdit olduğu iddiasının kurmacadan ibaret olduğunu söyleyerek “bu yaptıklarından utan, Bush, utan!” demişti..

.....

Şu günler itibari ile Irak’ta ölen sivillerin sayısı 500 bin’i geçmiş durumda(ilk körfez savaşı hariç).. Bush insanlığından utanıyor mudur bilmiyorum.. Ya da Amerikan toplumu yönetimlerinin bu icraatlarından kaygı duyuyor mudur? Belki de Bush’un 88 IQ su ile bu kadar çok dalga geçmeleri, işi “şakaya vurarak” kaygılarından kurtulmak içindir.. Kimbilir..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Serdar bey humoruna hayran oldum. Elinde tabanca tutan özgürlük anıtı. Söze gerek olmadan herşeyi tüm çıplaklığı ile açıklıyor. Amerikan halkı ve hiç bir halkla bir derdimiz yok. Sıkıntımız politikacıların kirli politikalarıyla ve çetelerin doymak bilmez açgözlülüğüyle, ve silah taciriyle... Hepsinin bir yerlere saklı kırmızı düğmeleri var inan. Bu kiminde nükleer silahlar bahanesi kiminde de kutsal dinlerin tacirliği oluyor. Amaç sömürü ve köle çaresiz insan yığınları oluşturarak bunları sömürebildiğince sömürmek ve bir çuval gibi boş bi çuval gibi bi kenara fırlatmak sonunda işi bittiğine karar verdiği an.Ne acı. Oysa bu paralar insanlığı yüceltmek için kullanılamz mı? Onların pırıl pırıl aydınlık geleceği için harcanamaz mı? Yaşanası güzel bir dünya için yine de sevgi ve umutla diyorum.Ellerine sağlık.

Ezgi Umut 
 31.10.2007 17:06
Cevap :
Sevgili Ezgi hanım, değerli katkınız için teşekkür ederim.. Gerçekten halklarla insanlarla bir sorunumuz olmaması gerekir.. Ama çirkin politiklarla olayı buna indirgeniyor işte.. Sevgi ve umut dileklerinize gönülden katılıyorum... Sevgilerimle...  02.11.2007 16:25
 

Kok hucre calismalari icin proje paralari son derece kisitli...abuk sabuk sartlar da var. Sebebi de oyle embryolarin yok edilmesi bir canin yok edilmesidir deniyor...ve  bu alanda calisan herkes isyanda, katildigim toplantilarda insanlar avrupadaki meslekdaslari ile ortak calismalar kurup bu engeli asmaya calisiyor...Sonucta kok hucre calismalari inanilmaz imkanlar sunacak bize...Hayatlari kurtaracak. Saka da burada basliyor embryonun yasam hakki onemsenirken...binlerce yetismis  ve insan olmuslarin yasam hakkina ne oldu acaba? Sevgi ve saygilarimla.

Biraz 
 21.09.2007 14:51
 

Kendimiz konuşup kendimiz dinliyoruz hep. Az önce Tijen'in yazısına da yorum yazdım benzer şekilde. Yapılan reklamlar ve kandırmacalarla halk, gece poposu kaşınsa doktoru çağıracağı hayaliyle dört gözle bekliyor "Aile doktorluğu"nu... Aşı ile önlenebilir hastalıklardan çocuklarımız ölmeye veya sakat kalmaya başladığında ya da istenmeyen gebeliklerden kadınlar zarar görmeye başladığında bunun hesabını kim verecek? Sonumuz vahim...

Yeşim Özdemir 
 19.09.2007 16:13
Cevap :
Sevgili Yeşim, sanırım sağlıkta dönüşümle ilgili yazıma bu yorumun:) Daha önce de söylemiştim.. Bireysel bir haykırış olmaktan öteye bir şey aslında yazdıklarım.. Görüşlerim/iz TTB'nin sağlıkta dönüşüme bakışı ile paralelleşen görüşler biliyorsun.. TTB, odalar, PHD bize bu görüşlerimizi seslendirmek için platformlar sunuyor.. Bunlar değerlendirilebilir.. Burayla ilgili de yılmamak lazım.. Üniversite hastaneleri ile ilgili yazıma bu gün hoş bir yorum aldım.. Aile doktorluğunun geçtiği paragrafa atfen okuyucu "hiç bu açıdan bakmamıştım daha önce" diyor.. Ne güzel.. Elde var bir:) Sonra şöyle de bir şey yok mu sence; biz bu ülkenin aydın insanları olarak uyarımızı yapalım sonumuz vahim olsa da, yapmazsak bir şeyler eksik kalır içimizde.. Yorumladığın için teşekkür ederim.. Sanırım elin iyileşmiş:) Sevgilerimle..  20.09.2007 0:31
 

İran'lı bir yönetmenin filmi. Savaş sırasında Kuzey Irak'da yaşayan ebeveynleri ölmüş çocukların yaşam öyküsü. İzlediğinizde dehşet ve göz yaşları içinde sorumlulara binlerce beddua ediyorsunuz ama hiç bir şey olmuyor. "Nitche haklı mı yoksa ?" diyorsunuz. Bu arada ABD'nin eski patentli silahlarıyla ne kadar güvende olduğumuzu düşünüyorum:) İnsan zor durumda dediğiniz gibi işi şakaya vuruyor. Elinize sağlık...  

vakayinüvis 
 18.09.2007 23:35
Cevap :
Hatırlatmanız üzerine filmin konusunu okudum.. İlk fırsatta mutlaka izlemeye çalışacağım.. Dualarımızı eksik etmemek ten başka yapabileceğimiz, bilinç oluşturmak, konuyla ilgili sivil birlikteliklere katılama hatta hükümetlere baskı yapmak söz konusu olabilir, keşke olsa.. Bakın 1 mart 2003 tezkeresi ABD ye karşı onurlu bir duruştu ancak devamını getiremedik ülke olarak.. Yönetenlerimiz bu kararın onurunu hissedecekleri yerde hala özür peşindeler ne yazık ki.. Yorumladığınız için teşekkür ederim..  19.09.2007 11:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 48
Toplam yorum
: 303
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1447
Kayıt tarihi
: 17.11.06
 
 

Konuştuğum gibi yazmamalıyım... Yazmak, konuşmaktan farklı ve her zaman onun önünde benim için.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster