Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '16

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
12623
 

İyi koca olamıyorsan iyi bir eski koca ol

İyi koca olamıyorsan iyi bir eski koca ol
 

Öyle bir yaşa geldim ki evlilikleri değil iyi ya da kötü gidiyor diye konumlandırayım evli olan kalmadı çevremde. İyi ya da kötü boşanma süreçleri ve iyi ya da kötü eski kocalar la dolu gündemim. Her zaman savunduğum bir sistem vardır evliliklerde. Eğer illa ki çocuk istiyorum deyip evlenilecekse imza 5 yıllık sözleşmeye atılmalı derim ben. 5 sene sonunda taraflara 2 ay süre verilmeli sözleşmeyi uzatmak istiyorlar mı istemiyorlar mı? 2 ay yalnız kalıp düşünsünler özlüyorlar mı, sıkılmışlar mı, sevmeyi ve sorumluluk almayı becerebilmişler mi dönüp bir düşünmeleri lazım.

Bu ara çevremde kötü kocaların iyi birer eski koca olduğunu o kadar çok gördüm ki “madem boşandıktan sonra bu kadar medeni ve mantıklı olacaktın keşke daha önce boşansaydınız da sevgili olarak devam etseydiniz be kardeşim”diye düşünmeden edemiyorum. Bir anlayış, bir incelik, bir sempatikliktir gidiyor hepsinde. Demek ki neymiş “ evlilik adamı gerçekten değiştiriyormuş”.

Hiçbir zaman evlilik düşünen, isteyen bir kadın olmadım (sorsanıza onun için mi 22 yaşında hem de tanıştıktan 3 ay sonra koştura koştura evlendin diye). Keçinin istemediği ot burnunda bitermiş hesabı ben “evlenelim” diye tutturan bir adama denk geldim. O dönem evlenmek için yanıp tutuşan hatta çeyizlerini saklamaya ayrı ev açılan arkadaşlarım hala bekar. Ne garip bir durum değil mi?

Ayrı evlerde yaşamanın ilişkiyi canlı tuttuğunu savunduğum gibi, sevgili olmanın eş olmakla aynı anlamda olduğunu da savunmuşumdur. Tek eşlilik, fedakarlık, sorumluluk almak gibi kavramlar sadece aynı evi paylaşıyorsan önemli olmamalı. Bütün bunlar yaşanan ilişkinin içinde önemli olmalı. Eğer aşk, güven, sadakat, aleniyet, sorumluluk, paylaşmak, saygı ve iyi günde kötü günde bilinci varsa her şekilde birbirine eş olunmuştur zaten.

Gelelim boşanmalarda ki karmaşalara. Çok azdır rutinden sıkıldığını anlayıp farklı bir yolda ilerlemek istediğini fark edip, medenice boşanan çiftler. Ya maddi sorun vardır ya da çocukların büyümesi beklenir. Ama birbirinden ve evinden sıkılmış 2 insanın aynı eve mahkum olmasının getirdiği stresin çocuklar üzerinde ki yıkıcı etkisini kimse düşünmez bu arada. Eğer sevgi, empati, saygı ve dürüstlük bitmişse ondan sonrası sadece “ haram olsun senin için yaptıklarıma ya da ben saçımı sana süpürge ederken sen ne yaptın?” la geçer.  Kimse üzerine düşeni yaptığını, kendi seçimlerini yaşadığını düşünmez nedense. Boşanmak ayıp veya yıkıcı olmak zorunda değil hatta 2.bir şans diye düşündüm o dönemlerde. Eşime ve kızıma da hep bu şekilde açıklamaya çalıştım. Beceremediğim yerlerde profesyonel destek aldım.  Bir blog yazısında çok hoşuma giden bir cümle okumuştum. “ Haram olsun demek yerine helalleşmek daha şık olmaz mı?” demişti yazar. Ben hayatımın o kısmı ile helalleştim, affettim ve babasının mutluluğunun kızımın mutluluğu olduğunun bilincindeyim. Kızımı mutsuzluğuma, kızgınlığıma alet etmemek için çok çabaladım. Kötü eş olması kötü baba olmasını gerektirmez diye savundum herkese karşı. Kızım kendi yaşayıp, kendi fikri, aklı ve vicdanı ile görsün istedim olayları. Sanırım iyi bir iş çıkardım ki o da benim gibi herkesi ve her şeyi oldukları gibi kabul etmeyi ve bununla yaşamayı öğrendi.

Eğer yaptığınız şey size yanlış gelmiyorsa, saklamak gereği duymuyorsanız ki bana göre saklama gereğini duyduğunuz şey ilişki değil kaçamaktır, elinden tutup herkese bu benim hayatımda ki insan diyebiliyorsanız, kimsenin mutsuzluğundan beslenmiyorsanız, ortak kararlarda birleşebiliyorsanız, aynı evde 3 gün hiç sıkılmadan vakit geçirebilmekten hoşnutsanız (4.gün mutlaka hır çıkar mümkünse kahvaltı sonrası 2 gün sonra görüşürüz deyip gönderin), gelecekle ilgili planlarınıza dahil etmek garip gelmiyorsa, gülümsemesi size her şeyden daha kıymetli gelmeye başlamışsa, aynı ilgi ve özeni sizden esirgemediğini düşünüyorsanız, 2 gün görmeyince özlüyorsanız ve birbirinizi kaybetmekten korkuyorsanız siz zaten birbirinizin eşisinizdir. Bunun için kimseden onay almanıza gerek yoktur. Hele bu yaşta ve bu devirde böyle bir şey yakaladıysanız şansınıza şükredin ve hiçbir şey için şikayet etmeyin. Çarpılırsınız :)

ERIC VAN BUYTEN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle cesur ve içten bir yazı. Ben medenice boşanmayı becerdiğim için mutluyum.

ERIC VAN BUYTEN 
 03.11.2016 15:49
Cevap :
Şanslı azıklıksınız demek ki. Ne mutlu size :)  30.05.2017 11:27
 

Değerli Esra Kaner, Otomobil kullananlar: ne kadar dikkat etseler, deneyimli olsalar da, trafikte seyrederken, göremedikleri ve bu nedenle kazaya neden olabilecek "Kör noktalar"ı ve tehlikelerini bilirler. Yaşamda böyledir. İnsanların, akıllı, dikkatli, samimi olmalarına karşın: kişisel "kör noktalar"ı onların yaşamında kazalara (tartışmalara-ayrılmalara) neden olabilmektedir. İnsanın ilerlemesinin göstergesi; “Farkındalık”ıdır. Farkındalıkları yüksek olanlar; kendileri ile barışık, olabilecekleri başında öngörebilir: mümkün olanları çözer, olamayacakları da kendi haline bırakırlar. Konuya gelindiğinde; İnsanlar, uygulamaları ile kendilerini tekrar ederler. Bu manada insanın (kararlarının değişmesi) kolay olmayacaktır. Şartlar/ihtiyaçlar onu bir lastik gibi uzatabilirse de, lastik kısa sürede eski yerine gelecektir. Yaşam (ağır maliyetli) öğrenmektir. Bedelini ödemediğinizi vermemektedir. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 26.10.2016 16:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1670
Kayıt tarihi
: 03.10.13
 
 

45 yaşını aşmış, yetişkin bir kızı olan, çalışan bekar bir anneyim. Hayatın esprili, güzel ve ren..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster