Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '07

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
534
 

İzmir' in yayaları

İzmir' in yayaları
 

Geçen yıl, tam da bu mevsimde... Konak'da Sabancı Kültür Merkezi'nden çıktım, eve geleceğim. Önümde gepgeniş, tertemiz asfaltlı bir cadde. Yeni asfaltlandığı belli.

Karşı tarafa geçmem gerek. Bir an yeni asfaltlanmış bu güzel caddeden otomobillerin acımasızca geçeceklerini düşündüm. ''Bari ben geçmeyeyim'' dedim. Ama karşıya geçmem gerek.

Bakınıyorum sağa sola ''nasıl geçerim'' diye. Caddenin sol tarafında kırmızı ışığın yeşermesini bekleyen bir sürü vasıta bekliyor. Ben karşıya geçerken onlar da bu tarafa gelebilirler. Bulunduğum yerde bir yaya şeridi yok. Yayalara yardımcı olacak bir ışıklandırma da göremediğime göre o da yok.

Gözüme genç bir delikanlı takıldı. Rahatladım. Demek ki ben o kadar zor bir adam değilim. Yani karşıdan karşıya geçmek o kadar kolay olsaydı bu delikanlı da geçer giderdi.

Yaklaştım yanına. Onun probleminin de aynı olduğunu düşünmek rahatlattı beni.

- İyi günler! Bu geniş caddenin karşı tarafına nasıl geçeceğiz? dedim.

Birlikte belediyeye, hükümete, Türk insanına atıp tutacağız, diye bekliyorum. Dertleşeceğiz yani...

Öyle ya bu kadar geniş ve güzel bir cadde yapmışlar. Üzerine basmaya kıyamıyorsun. Ama yayalar düşünülmemiş. Ne sağda, ne solda, ne de bulunduğum yerde bir yaya şeridi, lamba yok.

Genç delikanlı böyle şeylere fazla kafa yormuyor galiba.

- Baya... yürüyerek! diye cevap verdi.
- Sağol kardeşim, uçuş takımlarımı boşuna takmışım, derken, gülümsemeye çalıştım.
Ne demek istediğimi anlamadığı bakışlarından belli oluyordu.
- Siz karşıya geçmeyecek misiniz? soruma
- Yooo! Arkadaşı bekliyorum, diyerek cevap verdi.

*****

Birkaç gün önce de İzmir Fevzipaşa Bulvarı’nda yaya ışıklarının yeşile dönüşmesini bekliyordum.

Modern ışık sistemi. 16 saniyeden başlayıp geri sayıyor. Kırmızı ışık 30 saniyeden başlıyor.

Ama yeşil yanmasına daha 15-16 saniye varken millet başladı yürümeye.
Ben salakça bakınmaya başladım. ''Allah Allah! Bu insanlar niye beklemezler ki? 16 saniye bekleseler ne olur?''

Kafamda böyle düşünceler dolaşırken yeşil yanmasına 4 saniye kalmıştı.
''Ya Allah, ya Bismillah'' diye geçmeye hazırlanırken yanımda duran orta yaşlı bir beye takıldı gözüm.

O da benim gibi çağdaşlığa değer veriyor, kurallara uyuyordu. Yoksa uyuyor muydu? Hayır gözleri açıktı.

- Sizinle benden başka, kurallara uyan yok, dedim. Maksat muhabbet olsun.
Adam ne dediğimi anlamadı bile. Aval aval bakıyordu. Ben yeşil yanınca karşı tarafa geçerken o hâlâ duruyordu.

- Gelmiyor musunuz, bundan daha yeşili yok, dedim.
- Yeşili değil, arkadaşı bekliyorum, diye seslenirken avallığına ciddiyet eklemişti.

Yolun karşısına geçtiğimde adama baktım. O bana bakmıyor, elindeki tespihle oynuyordu.

Bir gün yeşil ışıkta yolun karşısına geçerken, kırmızı ışıkta geçen bir vasıtanın bana çarpması olasılığıyla yaşıyorum bu güzel şehirde. Kimin umurunda? Mustafa Mumcu, 25 Nisan 2007 saat:22:55

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3112
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster