Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Eylül '13

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
338
 

İzmir'de; " Martı Çığlıklarından, Filamingo Sevincinden, Batmayan Güneşinden Beste Yapılır."

İzmir'de;  " Martı Çığlıklarından, Filamingo Sevincinden, Batmayan Güneşinden Beste Yapılır."
 

İzmir'de bu gurup, sadece Bostanlı'da var. Makinesini kapan, gelir buraya.


İzmirli’lere “ Balıkçı Barınağı dediniz mi, önünüze ciltlenmiş olarak kalınca bir aşk, meşk, sevda, uçan hayaller, yeşeren kalpler, solan güllerin, gül kurularının kokusu  önünüze “pat diye” çıkıverir. Ve de sevdaların daniskası akla gelir.

Sevdalar, aşklar, meşklerin yerini şimdi, koca koca apartmanlar aldı. Balıkçıların o meşhur iskeleleri, sıraya meyhane oldu. Balıkçılar daha uzaklarda mekan tuttular. Keyifleri pek gıcır değil. Eski günlerini anıyorlar.

Nerde o eski günler. Rakılar,  “ince belli”  bardaklarda içilirdi. Şimdiki Bostanlı Meydanının karşısındaki sokak, denize çıkardı ve az ötede biter, iskele uzanırdı tahtadan. Balıkçılar sağlı sollu buraları mekan tutmuşlardı. Burada yatar kalkarlardı. Sinemaya tiyatroya gerek yoktu. Her gün için,  gelen geçenlerle mizansen kurulur, üç boyutlu skeçler oynanırdı tahta iskelelerde.

Buralara genellikle ot kokar, deniz kokar, yosun kokar, iyot kokar, sardalye kokar, boya kokar, mazot kokar ve aşk kokardı. O zamanlar bilgisayar yoktu amma, buranın her bir balıkçının ayrı ayrı öyküleri vardı. Her biri, birer bilgisayar kahramanı idiler.

Dostluklar bu iskelelerde atılırdı. Gelen geçenler buralara resim çekmeğe, gün batımını seyretmeğe akın akın gelirlerdi. Dostluğun temelleri, o tahta iskelelerde atılırdı. İnce belli çay bardaklarla, ayrıca verilen biraz deniz yosunu, biraz sardalye tava, bir dilim kavun, işi görürdü. Orada kurulan dostluklar, ilelebet devam ederdi.

Barınak yok şimdi. Denize çıkan yol,  meyhanelerle dolu. Belediye vefa göstermiş.  Balıkçı Barınağının karşısına Balıkçı Parkı yaptırmış. Ağ ören balıkçının heykelini koymuş.  Balıkçı kedileri, balıkçılarını yalnız bırakmamak için, yine birlikteliğini sürdürüyorlar. Efendilerinin dizleri dibinden ayrılmıyorlar. Ne güzel vefa değil mi? Barınaklar elden gitti amma, edinilen dostluklar hala geçerli. Sergilenen bu ince siyaset, çok hoş!

Bu heykelin ayak uçlarında, nesilden nesile kediler, sırayla gelip, burada nöbet tutuyorlar. Balıkçı ve kadim dostları kediler, bu parkta da beraberler. Kedilerin hiçbir balık çıkarı olmadığı halde,  nimetleri olan, babaları gibi sayıp sevdikleri o balıkçı heykelinde sözleşip,  balıkçının dizleri dibinde eski günleri anıyorlar. Söyleşiyorlar. Gözlerini minnetle balıkçıdan ayıramıyorlar.

Mark Tawin ne demiş? “ Kedi milleti kadar, öz benliğinden taviz vermeyen  ve çıkarı için takla atıp alçalmayan yegane hayvan, “kedidir” demiş. Ne kadar haklı. O, sadece, bin bir umut içinde,  ağların arasından bir balığın, kendisine uzatılacağını bilir. Hep o anı bekler. O, onun  amentüsüdür. Hakkına bir tek balık düşmese bile o gün, yalanıp yutkunur, yine de sabırla ertesi günü, “ya kerim” diyerek bekler. Ki, ağzının suyu aktığı halde, kol kırılır yen içinde kalır hesabı, o kediler, ağızlarının suyunu yutarlar ve zafiyet göstermeyerek, gururlarını kurtarırlardı. Nerdeee. Şimdi öyle kediler mi kaldı.

Kediler çeşit çeşit. Kül kedisi, çıtkırıldım kedi, sosyete kedisi, hanımefendi kedi, kebapçı kedisi diye tasnif edilirler. Bir de yenisini tanıdık: “ yorganı, tuvaleti atlastan, sabahları robe de chambre’lara bürünen, kedi motifli döşeklerde uyuyan, oyuncakları, oyuncakcı’dan birlikte beğenilerek alınan kediler var ki, bu, konumuzun dışındadır.

Hey gidi günler hey. Bostanlı Barınağı yollarında şimdi meyhaneler var. Bunlardan Vona’da Tansel Selman ve Seda Sakar’lara rastladık. Yeni evlenmişler. Kutladık kendilerini. Dostları Aslı Konyalı, A. Alman’ rastladık. Mesut bir gün için, nihah yemeğindeydiler. Tansel  Bey sözü aldı ” Hala daha Güneşin batışını resimlemek için bu sokağa gelenler var” diyor. Anlayın yani, olay,  beynelmilel.

Ha bu artada Vona'nın sahibi Caner Beyi epey zayıflamış gördük. Midesinden kelepçeli arkadaşımız, içkiyi de bırakmış. Epey de zayıflamış. Oradakilerden birisi " Caner Beyin yakışıklılığı yerine gelmiş" diyenlere karşı, başka bir ses " O zaten yakışıklıydı" diyenler de çıktı.

Buralarda, balıkçıların ince belli bardaklarının yerini, sıraya dizili meyhaneler almış. Martı çığlıklarından, flamingo  sevinçlerinden besteler yapası gelir insanın.

Ve en önemlisi de K.Yakanın değerleri, her seferinde işte böylesi ölümsüzleşiyor. Adım  başı duygulu anlar, böyle karşımıza çıkıyor.

 

BALIKÇI VE BARINAKLARI, BOSTANLIDAN TAŞINALI ÇOK OLDU. ŞİMDİ BU YERLERDE SIRAYA MEYHANELER VAR. BELEDİYE "BALIKÇI PARKI" YAPARAK, BİR BALIKÇININ AĞ ÖRERKEN HEYKELİNİ" HATIRA OLARAK PARKA YERLEŞTİRELİ, BALIKÇILARIN KADİM DOSTU KEDİLER DE, ONLARIN PEŞİNDE BU HEYKELE GELİP, BALIKÇININ DİZİ DİBİNDEN AYRILMIYORLAR. ESKİ VELİNİMETLERİNİ UNUTMUYORLAR. BU BİR VEFANIN ABİDESİDİR.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mesut Selek, Şahin ÖZŞAHİN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yine bir gül Nihal. Aldı bu gönlümü.

Şahin ÖZŞAHİN 
 27.09.2013 10:08
Cevap :
"Simuten, gonca fem, bi bedel, o güzel"  27.09.2013 11:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 906
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster