Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '13

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
286
 

İzmir'e gelişimin 20. yılı anısına

İzmir'e gelişimin 20. yılı anısına
 

BANA NELER ÖĞRETTİN SEN İZMİR


Vay be tam yirmi yıl olmuş bu şehre geleli. Oysa daha dün gibi hatırlıyorum o ilk günü. Yirmi yıl önce tam da bu günlerde henüz 19 yaşında bir delikanlı olan ben, aklımda hayallerim, yanımda babam on iki saatlik tren yolculuğunun ardından, üniversite okumak için Basmane Garı’nda ilk adımı atmıştım bu şehre. Basmane Garı’ndan İkiçeşmelik Caddesine doğru yürürken akın akın gelen insan selinde boğulup, kaybolmaktan korkmuştum. Akşam saatlerinde yolcu ederken babamı o ana kadarki en büyük hüznümü yaşamıştım. Onunla birlikte geri dönmek istemiştim köyüme. Fakat sırf, başaramadı, geri döndü demesinler diye gitmedim, gidemedim. İkiçeşmelik’ten Buca’ya doğru belediye otobüsüyle giderken, ben bu şehirde katiyen yapamam diye düşündüm. Haksız da değildim aslında; on bin nüfuslu ilçeye gittiğimde dahi ürken ben, bu milyonluk şehirde nasıl yapacaktım? Ama yaptım işte, çünkü yapmak zorundaydım.

Hayatımın bütün ilklerini bu şehirde yaşadım ben, her şeyi burada öğrendim; Sevmeyi, sevilmeyi, sevişmeyi, aç kalmayı, bilet yokluğundan kilometrelerce yürümeyi, dostluğu, dost kazığını.

Elinde çiçekle ilk bu şehrin sokaklarından yürüdüm ben, utanarak da olsa. Evin pencerelerini gazeteyle kapatmayı öğrendim, perde niyetine. İlk bu şehirde tuttum ben bir kızın elini ve ilk kez bu şehirde öpüştüm bir kızla.

Gece kalacak yeri belli olmadan günler geçirdim ben bu şehirde. Ama Alsancak'ın göbeğinde de oturdum, Basmanenin üç beş kişinin aynı odada kaldığı izbe otellerinde de. Dürüstlükten çok takdir edildim ama çok da sıkıntısını yaşadım dürüstlüğün. İşten atıldım örneğin dürüstlüğün gereği gibi davrandığım için.

Yapmadığım iş kalmadı desem yeridir bu şehirde. Şimdi şehrin hangi semtine gitsem ben buralarda çalışmıştım diyorum. Bazı zamanlar saymaya kalkıyorum da yetmiyor ellerimin parmakları ve hatta ayaklarımdakileri dahil ettiğimde bile. Aynı türden bir işte iki defa çalışmadım. Bazılarından ilk gün ayrıldım işten. O kadar çok insan tanıdım ki hiçbiriyle irtibatı koparmasaydım şimdi binlerce arkadaşım ekli olurdu Facebook’ta.

Bir insanın bir başkası için canını verebileceğini öğrendim bu şehirde, hem de bizzat yaşayarak. Oysa çok saçma gelirdi bir başkası için canını vermek öncesinde. Gecenin bir yarısında, ıssız Çankaya caddelerinde, üzerinde gece elbisesi olan müstakbel eşimle yürürken, bir saldırı olması halinde canımı verebileceğimi hissettim tüm samimiyetimle. Sonra aynı gece bir parkta sabahlamayı öğrendim. Sabah gün ağarırken parkın kafesini açan adamın verdiği çay hayatımda içtiğim en güzel ve en sıcak çaydı.

Namus bekçisi ev sahiplerinden çok çektim ben bu şehirde. Soğuk bir kış gecesinde balkonda dibim donmuştu bir keresinde, ani baskın yapan ev sahibinden saklanacağım diye. Ama itiraf edeyim güzel heyecanlardı bunlar. Bütün engelleri aşıp, sevdiğinle baş başa soğuk öğrenci evinde buluşup, çay eşliğinde çekirdek çitlemenin hazzı bir başkaydı. 

Parasızlık en büyük yoldaşım oldu bu şehirde. Çalıştığım zamanlarda öğlen yemeklerinde çok ikilem yaşamışımdır, yarım ekmek döner mi yesem yoksa gevrekle geçiştirsem mi diye? Tercihim çoğunlukla gevrekten yana olurdu zoraki. Yarım ekmek döner veyahut köfte yediğim zamanlar ise ziyafetti benim için.

Memleketteki aileme, akrabalara, komşulara gururla söyleyebileceğim bir işim olmadı bu şehirde tam on yıl boyunca. Bayramlarda herkes bunu sordu bana ev ziyaretlerinde. Geçiştirme cevaplar verdim utana sıkıla, başım öne eğik. Sonra Devlet Memuru oldum on yılın sonunda, sekiz yıllık çabamla. Çok matrak bir şey değildi memurluk ama en azından ismi, ünvanı vardı. Ama ne tuhaftır ki ondan sonra kimse sormadı ne iş yaptığımı, nerede çalıştığımı. Gururla söylemek istedim, bu sefer de imkânım olmadı.

Daha çocukluk yıllarında kurduğum hayallerime ulaşmak için ilk adımı da attım ve hatta birkaç adım da olsa yaklaştım hayallerime bu şehirde.

İş buldum, aş buldum, eş buldum ve baba oldum bu şehirde. Şimdi geriye bakınca ömrümün yarısının bir fazlası geçmiş bu şehirde ama hayatımın tamamını burada yaşamışım. Ve yirmi yılın ardından her şeye rağmen iyi ki de gelmişim diyorum bu şehre.

Ve hala umutlarım, hayallerim var bu şehirde...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, bir solukta okudum yazınızı. İzmir'de yaşamı, çok yalın bir dille anlatmış olmanız ve ortak paydamız olmasındandır bir solukta okuyuvermem yazınızı. Şöyle bir bakınca İzmir'in bir albenisi yok ancak, suyundan için, gevreğini yiyenlere bırakıp da gidemiyor bu şehri. Deniz ve dinginlik bağımlılık yapısor kanısındayım. Saygılarımla.

Yapukay 
 20.09.2013 11:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 6551
Kayıt tarihi
: 08.12.09
 
 

Devlet memuruyum, yazmak ilkokuldan beri bir tutku benim için."Yazmasaydım çıldıracaktım" diyen ş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster