Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mart '09

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
8947
 

İzmir’de kadın olmak!

İzmir’de kadın olmak!
 

Kaynak:İnternet


Örselenmeden çocukluğu, genç kızlığı yaşamakmış, nerden bilebilirdim bir ayrıcalık olduğunu, sanırdım ki tüm yaşıtım kızlar yakan top oynar geniş ara caddelerde kızlı erkekli, geniş balkonlarda kadınlı erkekli gruplar hep beş çayı içer, yanında kek ya da gevrek, peynir, domates, reçel yer ve keyifli sohbetler eder…

Bisiklete binmeyi hep babalar öğretir sanırdım kızlarına, “Hep önüne bak kızım, korkma! Çevir pedalları, korkma sakın, düşmezsin, arkanda ben varım!”

Amca, dayı, eniştelerle teyze, anne, hala, yengeler gibi çekinmeden sarılmanın da bir ayrıcalık olduğunu bilmedik, bizler akrabanın kadını ve erkeği olduğunu hiç öğrenmedik!

Bizlere taciz de olmadı belki de hep bu yüzden, tecavüz de!

Bizler babamızın göğsünden kıllar kopardık, acıyor, yapma kızım dese de, yataklarına gidip anne babamızın sabah saatlerinde, oynaşırdık işte! En çok ben severdim rahmetli babamın göğsündeki kılları çekmeyi, deri de gelirdi beraberinde, pıt diye çektiğimde kılını, deri yerini alırdı gerisin geriye, ben ise eğlenmenin doruğunda!

Babacığım çekme dedikçe çekesim gelir, çekme demesine rağmen az biraz kızar gibi olurdu, büyüdükçe anladım, canı acırdı, ama ne hikmetse anlık kızgınlık yerini güzelim masmavi gözlerinde sevgiyle bir ışıldamaya bırakır, yüzü yumuşar, güzelim bıyıkları neredeyse çek beni der, öyle yumuşak yani, bir eli hep üstümde olurdu!

Utandırılmadan kızlığından, kadınlığından bir armağanmış meğer!

Biz bilemedik!

Her kız çocuğu annesi kadar babası tarafından da sevilir, destek görür zannettik!

……

Bizi utandırmadı ne ailemiz ne de komşularımız! Şişşttt! Girin içeriye de demediler! Balkonlarda oturan deneyimli insanlar sokaktan geçen yabancıların hal ve tavırlarından anladılar, bizi suçlamak yerine tavırları garip olan adamları sorguladılar, hayırdır, kimi arıyorsun, kimseyi aramıyorsan neden üç gündür buralarda dolanıyorsun tarzında…

Hırlılar, hırsızlar, namusa göz koyanlar böyle püskürtülürdü, kız sen açık giyindin ondan takıldı bu adam peşine hiç denmedi!

Ah gözünü sevdiğim İzmirlim!

……

Doğduğu, yaşadığı kent ile övünenleri hiç haz etmezdim, yıllar öncesinden bana deseler böyle bir yazı yazacağım, kafamı keserim de yazmam derdim!

Birileri damarına basıyor işte!

Damara basılmaları savuşturmayı da bilirim, hiç ciddiye almamak en güçlü tepkidir!

Ancak, susmak, bazen yanlış anlaşılıyor, sanki kabul gibi, sanki tepkisizlik gibi ve o edepten sakin olma hallerini birileri öyle bir kullanıyor ki, zıvanadan çıkabiliyor insan!

Buysa eğer, hiç uymasa da tarzıma, evet, bazen aynı dilde konuşmak gerek!

Gecenin üçünde tek başıma yürüdüğüm sokaklarda kaç ilde yürüyor kadınlar korkusuzca?

Kaç kadın ve erkek güveniyor karısına kocasına?

Ne ilgisi var demeyin, özgür yetişen kişiler özgürlükler içinde sevdiklerini seçerler, anne ve babaları bilirler ki dünyaya getirmekle mükelleftirler, evlatlarının seçtiklerine müdahale etmezler, ne başlık parası söz konusudur, ne de berdel! Gavur İzmir, iyi ki gavurdur ki, töre cinayetlerine de prim vermemiştir!

……

Ne din iledir işim ne siyasetle aslında, göğüslerim babamın göğüslerine yapışırken en ufak bir tereddüt duymadan sarıldık ya!

Anneme sarıldığımca…

Annemle de göğüslerimiz rastlaşırdı birbirimize!

Annem ve babam! Hiç sakınmadım ya hiçbir organımı beni var edenlerden, cinsiyetine göre!

Özel, güzel yetişmişim, nerden bilebilirdim, her genç kız böyle yetişiyor sanıyordum!

……

Sekiz yaşındaki kızına bisiklete binmeyi öğretse keşke her baba, korkma dese, ileriye bak!

Korkmasa babalar kızlarının ileriye bakmalarından!

……

İzmirlilik bu kadar özel midir?

Hiç bilmezdim!

Hiç de söylenmemişti bana!

“Bak değerini bil! Yaşıtın kızlar neler çekiyorlar!”

İzmirli olmamdan dolayı ne başıma kakıldı sahip olduklarım, ne de pembe gözlükler takıldı!

……

İzmir’de kadın olmak…

Kordon’da dolaşmak, yalnız başına…

Laf atılmadan, peşine adamlar takılmadan…

Tut ki birisi bir şey ima etti, başını çevirip gitmen yeterlidir!

…….

İmbata savurur saçlarını İzmirli kadınlar, dekoltelerini de denize ve sevdiklerine açarlar, hiç umurlarında değildir, bilir misiniz, bir başkası üstüne mi alınır!

Üstüne alınanların problemidir, ne korkarlar ne yerinirler!

Bir bakış ile, bir duruş, en fazlası bir söz ile İzmirli erkekler halden zaten anlarlar!

Ne tecavüz, ne taciz!

……

İzmirli olmak bir ayrıcalıkmış, nereden bilebilirdim, her genç böyle yetişiyor zannetmiştim!

……

Gülgün Karaoğlu
Mart, 17/09

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Milliyet.com.tr sitesinden 71814 kez görüntülenmiştir

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gurur duyuyorum memleketimle ...

Mustafa Tunç 
 20.04.2011 17:55
 

Oysa gavur olan İzmir değildi. Siz, olması gereken Türkiye'de yaşamışsınız. Eğer bu yazınız, doğal görünmesi gerekirken sıradışı karşılanıyorsa sorumlusu bu ülkeyi bu hale getiren yönetimdir. Bilirsiniz, bir şehirde yönetime dürüst bir insan aranıyorsa orada düzen bozulmuş demektir. Bizim için de durum ne yazık ki çok farksız. Kaleminize sağlık Gülgün Hanım. En içten sevgi ve selamlarımla...

Asiye Gürleyen 
 27.04.2010 12:42
Cevap :
Katılımınıza çok teşekkürler Asiye Hanım... Çok selam ve sevgilerimle...  30.04.2010 12:56
 

Mb sayfalarında okuduğum ilk yazıydı hemen hemen bir yıl önce kaleminizden düşürdüğünüz bu inciler. Ardından yapılan üyelik ile yaptığım ilk yorum yine aynı yazıya eşlik ediyordu. Aradan geçen zamana bakıp yazıyı bir kez daha gözden geçirdiğinde insan İzmir'in aslında bir şehir olmaktan çok bir yaşama biçimi olarak algılandığını daha net görebiliyor. Bugün baktığımda hayatımın en özel ve derinliği olan zamanlarını geçirdiğim şehrin böylesine güzel kaleme alınması bir yıl önceki gibi yine büyük keyif verdi bana. Türkiye'de şehir denildiğinde İstanbul'un gölgesinde kalması İzmir'e bir şey kaybettirmiyor sayenizde. Karanlıkları yırtarak etrafını aydınlatan o şimşeğin altında gözün gözü gördüğü zamanları okudum bir kez daha..

Umit Yaka 
 29.03.2010 13:11
Cevap :
:)) Sevgili Ümit, hafızam pek güçlü olmadığından dönüp baktım yazıya, o zaman da beni mutlu etmişsin, şimdi olduğunca... Güzel yazılar kaleme aldığını biliyorum lakin buraya katılmana önayak olduğumu bilmiyordum; bilmeden ne hoş bir şey yapmışım, aferin bana! :)) "Aferin bana!" bölümü şaka elbette, hiç bir rastlantı boşa değildir elbette... Biliyor musun, en popüler yazım oldu o yazı, Hürriyet Gazesinde yayınlandı, Milliyet Gazetesinde bir bölümü bir köşe yazarının sayfasında basıldı, slayt halinde mail kutuma düştü, falan... Sanıyorum işin özü İzmir! Zira, dediğin gibi, İzmir'de yaşamak bir yaşam biçimidir; Selanik'e yakınlığı ve benzerliğinden dolayı belki de en çok Atatürk'ü bu kent anlar! O nedenle hem püfür püfür hem de başları diktir, pencereleri geniştir, yaşamı anlarken keyfine varmayı da bundan dolayı bilir belki de İzmirliler... Saplantısız bir kenttir; bir düşkünlüğü vardır: O da özgürlüktür! :) Bir vefa gibi algıladığım yorumun bir Ege türküsü gibi içimi titretti! Sevgiyle  30.03.2010 4:24
 

izmirde yaşamakmı izmiri yaşamakmı

erbabı 
 17.10.2009 12:45
Cevap :
Bir İzmir'li gibi İzmir'i yaşamak tabii ki! :)) Selam ve sevgilerimle...  17.10.2009 15:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1272
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster