Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Aralık '06

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1731
 

Kabuğuyla mı sevmeli insanı yoksa kabuğunu soyupta mı sevmeli?

Kabuğuyla mı sevmeli insanı yoksa kabuğunu soyupta mı sevmeli?
 

Elmayı kabuğuyla mı yersiniz yoksa kabuğunu soyup mu? Bütün vitamini kabuğunda mı elmanın?

İnsanı kabuğuyla mı seversiniz yoksa kabuğunu soyup mu?

Dışımızda, bedenimizin bittiği yerde, dış dünyayla aramızda oluşturduğumuz kabuk! Bozulmamıza sebep olacak her şeyle teması engellemek için oluşturduğumuz bir kabuk! Bize zarar verecek şeylere oluşturduğumuz ilk kalkan. Zamanla şekillenen bir kabuk.

Küçükken, küçücükken kabuksuz dolaşan saflardık. Bedenimizdeki tek kabuk, çocukluğun birinci kuralı olan düşme eylemi sonucunda oluşan yaraların zamanla tuttuğu kabuktu. Ve en büyük acılı zevkte bu kabukları tekrar kaldırıp kanatmaktı.Yani oluşabilecek her kabuğa baş tutmaktı.

İlerleyen zamanlar ve çevre şartlarına göre oluşan kabuklar.

Ne kadar inceyse o kadar narin,

Ne kadar sertse o kadar çetin.

Kabuk kalınlığına göre belli olunan geçmiş...Bu kadar sertleşmiş bir kabuk ancak çok zor bir yoldan geçmiş olmalı diye yürütebildiğimiz fikirler...

Korunmak için oluşturulmuş dikenli kabuklar... Kimse bana zarar vermeden önce ben batırayım onlara dikenlerimi diyen.

İçinden ne çıkacağı belli olmayan kabuklar... Kozasındaki kelebek ya da istirityedeki inci! Kabuğunu kırmak için zaman bekleyen, kendini tamamlamaya çalışan!

Ya da örümcek gibi ezilip ölmemek için oluşturulmuş bir kabukta dolaşan inatçı böcekler...

Meyve olgunlaştıkça, kişilik geliştikçe kabuk sertleşir. Renk alır kabuk. Olgunlaştıkça kendi kabuğunun rengini belirler, o ana kadar ne verildiyse ne kadar geliştiyse, çevre şartları ne ise (sıcak / soğuk) bunlara göre kabuğunu oluşturur. Zaman geçtikçe kabuk kalınlaşır. Zaman geçtikçe daha da zorlaşır içine girmek insanın.

Oysa kabuk sadece bir sonuçtur.

Dıştan ilk görünen ama içten son oluşan!

Kabuk sadece bir sonuçtur. Her şey içte gerçekleşir. En son kabuğuna renk ve şekil verir. Içten başlar çürümeye... Ta ki kabuğu renk değiştirdiğinde anlarız biz çürüdüğünü. Oysa çoktan başlamıştır ve hatta sona gelmiştir bile çürüme. Kabuk sadece bir sonuçtur, içte olanların sonucu.

İnsanı kabuğuyla mı seversiniz yoksa kabuğunu soyup mu?

Nasıl bir kabuk peki?

Kabuğuna bağlı değil mi?

Dikenli bir kabuğu olsa bile sever misiniz birisini?

Ya da nasıl olsa ben soyarım kabuğunu diye mi alırsınız içinize?

Sizin kabuğunuz incecik bir zarsa ne kadar yaklaşabiliriniz birisine?

Ya da taş gibi sertse kim yaklaşabilir size?

İnsanı kabuğuyla mı seversiniz yoksa kabuğunu soyup mu?

En iyi meyvenin kabuğu kendi toprak rengini alırmış.

Umarım kabuğunuz doğduğunuz zamanki toprağınızın rengiyle aynıdır ya da çok değişmemiştir tonları...

Umarım sizi soymadan sevebilecekleri kadar incedir kabuğunuz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 219
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 5767
Kayıt tarihi
: 06.09.06
 
 

Yılın en uzun gecesinde doğmuşum. Bu yüzden midir bilinmez ruhlarımızın özgür kaldığı geceleri se..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster