Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Temmuz '07

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
451
 

Kadın şairin sarayı mutfak -I

Kadın şairin sarayı mutfak -I
 

Sadece demir bir parmaklık var ölümle aramda. Parmaklık ayrılıverse betondan ya da ayağım takılsa sendelesem… Ölüm yakınımda… Ölümlüyüm… Kırılganım… Düşüversem boşluğa, parçalanır hayat… O kadar kolay… Oysa ben parmaklığın ardındayım. Sakınımlıyım, tedirginim. Yaşlı bir kadın gibi yaşıyorum hayatı. Tedbirli ve cimri.
Kalemin elimde olduğu her dakika nefes alarak ve elimden bıraktığım an nefesimi tutarak yaşıyorum. Zamandan tasarruf edilir sanıyorum. Biriktirilir, bankaya yatırılıp repo yapılır… Zamanı gelmiş saman gibi saklandığı yerden çıkarılır sanıyorum.

Nefesimi tutup kulaklarımı tıkıyor ve gündelik yaşam denilen ömür törpüsüne teslim ediyorum kendimi. Her gün saatlerce hem de.

“Aç avucunu / Boş mu? Boş. Al sana bir el
İstekli seninkini doldurmaya ve / Sana çay taşımaya ve kovmaya baş ağrılarını
Ve ona söylediğin her şeyi yapmaya
Evlenir misin bunla? / Garantisi var.

Yirmibeş yıl içinde gümüşleşecek / Ellisinde altın
Canlı bir oyuncak bebek, hep elinin altında. / Dikiş diker bu, yemek pişirmeyi bilir.
Konuşabilir bu, konuşabilir
Çalışır vaziyette, hiçbir yerinde bir kusuru yok / Sen yaralıysan bu kara merhem
Sende göz varsa bunda endam / Evlat çölden önceki son kasaban bu senin
Evlen bununla, evlen gitsin”

Otuziki kısım tekmili birden demiştik. Aşk, seks, kan demiştik. Otuziki kısım olmayacak gerçi. İçiniz kıyılır. Reytingler düşer hem. Cesaret edemem. Ama bir risk alacağım Sylvia Plath için.

Bir intihar güncesi gibidir hayatı. Tam magazinlik. Kötü bir baba ardından kötü bir koca. Çocuklar, şiirler. Demiştim size. Her şey var istediğiniz. Hikaye sağlam. Benden önce Holywood el attı zaten. Kaçırırlar mı? Kaçırmadılar.
Bu başıdır hikayenin.

Her şey belki de doğduğu an başladı. Alman baba, Avusturyalı anne. Sene 1932. Doğmak için ne kötü bir zamanlama. Boston’da doğdu. Bilmiyorum nasıl bir yerdir. 27’siydi ekimin. Çocukluğunun masum günleri savaşın kıyısında köksüz savruk yitiverdi Sylvia’nın. 1939’da savaş başladı. 1940’da babası öldü. “Seninle bir daha hiç konuşmayacağım” dedi tanrıya. Bir yerde kırıldı bir şeyler. Belki de doğduğu an değildi o an. Bu andı. Ve Plath diye düştü hayatın ortasına pençeleri sivri kanatlarıyla Sylvia denilen şair kadın. Çok malzeme verdi edebiyat magazincilerine, trajedi avcılarına… Manik depresif, şizofren ve şair oldu.

“Babacığım öldürmek zorundayım seni…
Ben zaman bulamadan ölüverdin”

diyecek kadar çok nefret biriktirdi 8 yıllık ortak yaşanmışlıklarında babasına karşı. İlk şiiri o yıl yayınlandı. Sekiz yaşındayken yani. Sonra… Sonrası sonra tabii ki. Tekmili birden dedik ya. Bir dahaki blogda kısmetse.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

filmini seyrettim. ama senin yazdıklarından başka bir tat alacağımı biliyorum. bekliyorum o yüzden...

beenmaya 
 25.07.2007 13:49
 

arkası çabuk olsun.Okunmaya değer buldum.

emel dedeoglu 
 25.07.2007 10:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 79
Toplam yorum
: 359
Toplam mesaj
: 78
Ort. okunma sayısı
: 1539
Kayıt tarihi
: 24.07.06
 
 

1972 yılıydı. Doğdum. Evde hep kitap okuyan iki kişi vardı. Büyüdüm, okullar okudum. Birşey öğrenmed..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster