Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Mayıs '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
161
 

Kadına dair

Kadına dair
 

Türk kadını


İnsanlık tarihinde oluşmuş birbirinden farklı uygarlıklarda kadın, toplum yaşamında erkekle eşit olarak paylaşabileceği bir sosyal statüye çok az zamanda sahip olmuştur. Kadına, genelde bir köle, bir ırgat, ikinci planda bir insan bazen insan olarak bile bakılmamıştır. Toplumun yerleşik işbölümünde evde oturması, ev işlerini görmesi, çocuk doğurması ve çocuk büyütmesi gereken bir kişi, erkeklerin yoğun ve yorgun çalışmalarını kolaylaştıran, çekilir hale getiren bir varlık, bir zevk aracı ya da bir süs eşyası gibi görülmüştür. Bu anlayışlar, toplumun örf ve adetleri ile kurallaştırılmış, inançları ile sağlamlaştırılmasına rağmen çoğu kez, edebiyat ve sanatla yüceltilmiştir. Kadın, hemen her dönemde rastlanan istisnalar bir yana bırakılırsa, sosyal ve ekonomik hayattan itilmiş, eğitim olanaklarından çoğu kez yararlandırılmamış, hukuk sisteminde hakları kısıtlanmış, toplum yaşamında ise güvencesiz bir ortam içinde bırakılmıştır. Onun bırakıldığı bu olumsuz koşullar içinde iyi bir eş, iyi bir anne olamayacağı bile göz ardı edilmiştir.

Bugün dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, ülkemizde de kadının yeri ile ilgili geleneksel anlayışların toplumun genel yapısında varlığını sürdürdüğü, birçok ailenin ve bireylerin yaşam biçimi ile davranışlarına yön verdiği bilinmektedir.

Oysa insana değer veren, herkese gelişme ve kişiliğini ifade etme olanağı tanımayı amaçlayan, eşitlikçi çağdaş toplum düzeninde kadın, yalnız ev kadını ve anne olarak değil, aynı zamanda, ailenin eşit haklara sahip bir üyesi, eşinin hayat arkadaşı, toplumun her alanda kendisinden katkı beklediği faal bir üyesi olarak görülmektedir. O, ekonomik hayatta iş ve meslek sahibi bir birey, siyasal hayatta seçmen ve isterse sorumlu siyasetçi, kültürel zenginliklerin mirasçısı ya da yaratıcısı olabilir. Kısaca, çağdaş toplumda kadın, bir ülkenin sosyal, ekonomik ve kültürel hayatının ayrılmaz bir parçası olarak sayılmaktadır.

Bu anlamda ifade etmek gerekirse bir Ülkenin ulaştığı çağdaşlık ve gelişmişlik düzeyini gösteren en önemli ölçülerden biri, toplumun kadınına verdiği değerdir. Bu durum sadece çağdaşlığın bir simgesi olmaktan öte ülkenin sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamının ayrılmaz bir bütünü sayılmaktadır.

Cumhuriyetimizin önemli bir şansı, Atatürk gibi çağdaş düşünce ile eylemi kişilinde birleştirmiş bir önder tarafından kurulmuş ve yönlendirilmiş olmasıdır. Çağdaş bir toplumun ne olması gerektiği hakkında son derece açık düşüncelere varmış olan Atatürk, kadının kurulacak olan yeni Türk Toplum düzenindeki yerini daha 1923 yılı başlarında şöyle belirlemiştir;

“… Milletimiz güçlü bir millet olmaya karar vermiştir. Bugünün gereklerinden biri de kadının her alanda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız da fen ve bilim insanı olacaklar ve erkeklerin geçtiği bütün eğitim basamaklarından geçeceklerdir. Sonra kadınlar toplumsal yaşamda erkeklerle beraber yürüyerek birbirlerine yardım edeceklerdir.”

Atatürk, birçok başka nedenle ifade ettiği bu temel inançla kadınlara erkeklerle eşit medeni ve siyasal hakların verilmesi için gereken hukuki düzenlemelerin yapılmasını sağlamıştır.  Kadınların eğitim olanaklarından daha çok yararlanmaları, çalışma hayatına atılmaları, toplum yaşamında daha aktif roller almaları için önderlik etmiştir. Böylece Atatürk’le birlikte Anadolu’da evine hapsolmuş, yaşamında dışında, yok hükmünde insan olarak sayılan kadının çağdaş anlamda toplumda yerini alabilmesi için çığır açılmıştır.

Ancak; Günümüzde kimi toplumlarda halen kadın insanmıdır irrasyonel tartışmaları yapılmakta, insan olarak yok hükmünde sayılmaktadır. 

Laik, çağdaş, evrensel hukuka dayalı bir toplum olarak; acilen, kadın adına yapılan tüm çağ dışı anlayışları bir yana bırakıp, hatta tepki göstererek, kadının eşit haklara sahip bir insan olarak kabul edilmesi, kadın hakkındaki çağdaş anlayışın toplumun tüm kesimlerine yayılmasının, bir yaşam biçimi olarak yerleşmesinin, günlük işlerde ve ilişkilerde normal olarak işler hale gelmesinin sağlanması gerekmektedir.

Nizamettin Biber

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kadın hakları diye bir hak ve yasadan utanmadığımız sürece hiç bir şeyin hakkını veremeyiz ..

jale kasap 
 03.08.2019 11:24
Cevap :
Kesinlikle Jale hanım, Anadolu'nun bir tanrıça diyarı olduğu gerçeği ile davranmalıyız, çok teşekkür ederim, esen kalın.  08.09.2019 10:31
 

Kastım; kadın evden sorumludur, kadın çocuk doğurur, kadın çocuk büyütür ve kadın erkek kadar çalışmalıdır mantığının sakatlığı dır...

Kadri KANPAK 
 06.05.2017 9:59
Cevap :
Anlıyorum Kadri bey, kadının yüklenen geleneksel sorumluluk ve rolün düşünce içeriğini kastediyorsunuz.   06.05.2017 12:38
 

Kadınla ilgili çoğu bu yazıda da yer alan klasik düşünceleri aşmamız gerekiyor diye düşünüyorum.

Kerim Korkut 
 05.05.2017 11:31
Cevap :
Kesinlikle katılıyorum ama biz daha klasiği aşamadık nasıl moderne ziplayacağız Kerim bey, selamlar  05.05.2017 15:46
 

Sevgili Nizamettin Kardeş! Bir toplumun yücelip yükselmesi kadınlarla ilgilidir. Kadın hiç bir zaman üs eşyası değildir,kadın kadın evinin hanımı, çocuklarının anasıdır, cephede erkeği ile savaşan omuz omuza çarpışan bir kahramandır.Selam sevgiler esenlikler.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 02.05.2017 16:38
Cevap :
Çok değerli Nahide hocam, kadınların bir toplumun dinamosudur, ben hep derim, kadınını ezen toplum içten içe çürür. Kadın, her şeydir. Teşekkür ederim, selam, saygı ve sevgiler sunarım.  02.05.2017 22:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 881
Toplam yorum
: 3742
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 2548
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster