Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
354
 

Kaleiçi günlüğü

Kaleiçi günlüğü
 

‘yeter üleynnnnnn’...

Bir süredir bunun hayalini kuruyor olmalıydı, sonunda yaptı işte.

Patronunun ve müdürünün elinden kurtulup attı kendisini sokağa.

Ceplerindeki sipariş fişlerini, üzerindeki dandik iş önlüğünü yırtıp fırladı.

Bir eli ile hala tepsiyi tutuyor diğer elinin parmaklarını ortada toplayıp ‘izah işareti’ yapıyordu bi yandan.

‘12 lira... Ecdadını.... 12 lirasıyla ben nasıl geçineyim ulan...’

Sonrasında Yengeç Restoranın şef yardımcısı Ali, Arnavut kaldırımlara öyle bi çarptı ki elindeki bira ve karides güveç dolu tepsiyi, çıkan gürültüden irkilip ayağa kalkıyorduk az daha.

İçinden ‘keşke yapmasaydım’ sesleri de gidip geliyordu belki ama olmuştu bi kere.

Geri dönülmez bi noktadaydı artık, şu andan itibaren çok iyi başladığı ‘delirmiş adam’ rolünü harcayamazdı herhalde.

Sokak kedileri kaynamış karideslere bi anda atladıklarına pişman olmuş gibilerdi.

...

Okullar açılmış, yağmurlar coşmuş, Ruslar Yaz anılarını unutmaya başlamışlardı artık.

Henüz cümle turizm iş göreninin kenara 5 kuruş para atamadığı zamanlarda olup bitmişti bütün bunlar.

Ekonomik kriz, sigara yasağı, Ramazan derken enlemesine gitmişti buralarda mekancılık işleri.

İşlerin hal-i hazırdaki bu mantarlığı yetmiyormuş gibi polis, zabıta, belediyeci diş bileyebildiği mekanlara ‘sesi çok açtın, masayı yanlış yere koydun, yangın tüpünü nerene soktun’ diye eşek yüküyle ceza kesiyordu.

...

2) Biz şimdilik yanımıza gelen ve bir sigara- bir bardak da votka kola ile rahatlatmaya çalıştığımız Ali abimize geri dönelim.

‘bende üç çocuk var abem... zor’

Ali abi de Antalyalıydı galiba. (Antalya’da yaşayan bi Antalyalıysanız bazı zamanlarda bi hemşehrinizle karşılaştığınıza sevinirsiniz ve ona şöyle sorarsınız ‘Neresinden?...’ Yadırgamayınız)

‘iyi de abi her türlü gideri yaptın adamın mekanında, uğraşmasın şimdi seninle bu’

‘ne uğraşacakmış... Ülen 12 lira yüzde mi olur....o değil onun feriştahı gelsin 7 sülalesini haklarım ülen!’

‘aman abi sakin, bakıyo elemanlar’

‘baksınlar ülen! benim neyim var kaybedecek’

Ali abiye votkayı dayamakla iyi bi halt etmediğimi anladıysam da artık yapacak bi şey yoktu.

O rolüne devam edecekti anlaşılan.

‘benzin döküp yakarım ülen’

Yapamazsın Ali abi. Yapma da zaten...

...

Sahi benim de rollerim vardı, yediğim son nutuktan sonra mavi saçlıma efendi bi sevgili olacağıma dair bir sürü söz vermiştim.

Üstelik ikna da olmuştum.

‘yazılarındaki gibi yaşaman şart değil’ demişti.

‘peki şarkılardaki gibi yaşayabilir miyim öğretmenim?’

‘şarkıya bağlı’

anlaşılan hayat bi yaz şarkısı değildi ve...

Eve çok geç kalmasam iyi olacaktı.

Ya da bir bira içimi Bademaltı’na uğrasa mıydım? Koca yaz geçti oturup sineriyle iki laf edememiştik Mahmut abiyle.

Hiç olmazsa Simurg’a gidip biraz Mustafa’ları dinleyebilirdim.

Ya da şuradan bi 20’lik votka daha alıp denize karşı kafayı iyice kırsa mıydım...

Şimdi mavi saçlıma telefon açıp ‘geç kalacağım’ dersem kızar mıydı?

...

3) 100.000. Y.A.Ş toplantısı (yüksek akşamcı şura) Simurg’taydı demek ki...

Oturacak sakin bi yer bulmak zordu.

‘vay babacan’

‘oo babacan’

‘melibaa’

‘naber lan keraneci?’

Biraz daha özenli giyinseymişim iyi olacakmış sanki.

(keraneci babandır ayrıca, aç karna içmeyin şu sulu biraları, maymunun oturma organı gibi sırıtıp, boş boş konuşuyorsunuz sonra)

Mustafa hiç kasmadan çağırdı beni sahneye.

‘aramızda değerli Okan abimiz var!’

Öyle ya abi olmuştuk artık buralarda.

Eskiden yani ‘yetenekli genç’ ken daha kolaydı hayat.

...

4) Hüseyni Çeçen kızı’nın üzerinde biraz oynanıp ‘mi minör’e göçürülmüş halini çaldık önce. Sonra –nedense dal boylumu söyledik.

Rakı buz- mevsim güzdü ve biz icra-i sanatkarlar ellerindeki ahşap sazlara sıkı sıkıya sarılmış hayatın orta sıralarından bi yer kapmaya çalışıyorduk ve ne tesadüftü ki bu anlatı tam da bi öncekinin başladığı yerde bitiyordu.

...

5)

‘uyanır uyanmaz yine duydum o kokuyu’...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hayat öyle yada böyle günün birinde hepimizi delirme noktasına getiriyor ... bazı anlar tıpkı Ali abi gibi hayata izah işareti yapıp bütün sorumluluklarımı yerlere atmak istiyorum... o vakit geriye yalnızca şarkılara,yazılara ve kitaplara sığınmak kalıyor... sevgiler

vi/dan 
 15.12.2009 16:44
Cevap :
ben de Ali abiyi yazarken Ali abi olmak istemişim galiba. bir 'yeter uleeeeyni' hayat bize çok görmemeli, en azından bir defalığına:) sağol yorumun için...  16.12.2009 0:07
 

Yazının neresinden tutsam bir blogluk yorum yazabilirim:) Antalyalılar olarak kelaynaklar kadar az kaldık şu şehirde. Bu aralar ben de ' Neresinden? ' diye çok sordum ve aynı yanıtı aldım ' Döşemealtı'ndan ' Şu Bademaltı'nın önünden her hafta geçtim, kulaklarını çınlattım. Çarpışsak birbirimizi tanımayız ama, olsun:) Mavi saçlını sakın üzme. O kokuyu ömür boyu duyabilmeni diliyorum. Sevgiyle...

Tülin Aksoy 
 11.10.2009 22:37
Cevap :
sahi nedir bu döşemealtı tayfası:) neden bu kadar çoklar, o bölgenin ismi neden döşemealtı, döşenen dayanan ne var da oranın 'altında' bir yerellik bilinci oluşmuş harbiden tuhaf:) öneriniz için de ayrıca teşekkür ederim Tülin hanım, sevgiler...  12.10.2009 15:13
 

İlginç olabilir. Epey ara verdiniz ama yine mis gibi bir yazıyla karşımızdasınız. İyi kötü sezon bitiyor, yazılar daha sıklaşır mı ne dersiniz? Sevgiler, kokunuz daim olsun.

Nilgün Akad 
 05.10.2009 22:41
Cevap :
teşekkür ederim Nilgün hanım. göç yolda düzelecek biraz da. yazı yazma eylemi için en uygun zaman dilimini sahnede geçiriyoruz ama azalıyor artık. umarım takdirinize layık mevzular yazabileceğim... sevgiler...  06.10.2009 15:17
 

Bazen ne çok gelir içimden, Ali abi gibi çarpıvereyim işyerinde elimde ne varsa patron sayılan işverenlerin suratına.Sanırım hepimiz içimizde böyle bi potansiyel taşıyoruz..Sakincecik kalmak ne zor oluyor bazen...Bak sen şu utanmaz Mustafa ya!Senin neren abi olmuş yaa, gepegenç bi adamsın halbuki:)Galiba senin Mustafa nın acık gözleri bozuk,bide acık seni kıskanıyo olabilir gibi geldi bana:)Mavi saçlıyı üzmemek lazım benden söylemesi..Pek geç kalma eve derim ben:)Hal böyle olunca tabii, o koku bitmez arkadaşım...Hiç bitmesin zaten, hep duy sen o kokuyu....

esmerkız 
 05.10.2009 17:37
Cevap :
:) çok severim ben Mustafa'yı. ona ikide bir ' anaynı benim 10 sene önceki halim gibisin' demesem bu 'abilik' kalmazdı benim başıma. yani biraz da benim kabahatim var bu işte:) sevgiler esmer toprağım...  06.10.2009 15:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 104
Toplam yorum
: 564
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 478
Kayıt tarihi
: 06.03.08
 
 

1978 doğumlu Antalyalı bir müzisyenim, devamını ben de bilmiyorum..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster