Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '11

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
335
 

Kamu Binaları

Kamu Binaları
 

Bankadan yasadışı bir kesintiyi şikayet için gittiğim kaymakamlık binası, tabiki içeri giremedim.


Bir bankanın yasal olmadığı halde almış olduğu ücret için şikayet dilekçesi vermek üzere gittiğim kaymakamlık binasının girişinde yaşadığım zorluktan bahsetmek istiyorum. 

Tahmin ettiğiniz üzere içeri giremedim, bina girişine rampa koymak akıllarına gelmediği için içeri giremedim ve dilekçemi gerekli makama kendim sunamadım. Engellemeye rağmen dilekçemi kaymakamlıkta gerekli makama ulaştırdım tabi ki, ama benim isteğim her işimi kendim halledebilmek. 

Sabah saatlerinde bankaya gidip müşteri temsilcisi ile görüşüp "yıllık kart aidat bedelinin alınmasını istemiyorum ve geçtiğimiz ay almış olduğunuz yıllık kart aidat bedelinin iadesini istiyorum" dedim. Müşteri temsilcisi ise bir adet dilekçe hazırlayıp bana verdi ve “bu dilekçe ile son faturanızın fotokopisini kaymakamlığa sunmamı” istedi. Bankası hakkında kart aidat bedelinin iadesini istediğim halde bana çok iyi hizmette bulunup gerekeni yapmam için beni yönlendirdi ve evrak teminini o sağladı. 

Gerekli işlemleri bitirip bankadan on dakika içinde çıktım. Sonrasında; yollar, trafik, trafik ışıkları ve rampalar derken ilçemizin kaymakamlığına ulaştım. Ulaştım ama bir sorun vardı kaymakamlık binası girişinde on beş yirmi merdiven vardı. Bir yandan kucağımda rüzgar nedeniyle uçuşan evrakları tutmaya uğraşıyorum bir yandan da evrakları içeri gerekli makama nasıl ulaştıracağımı düşünüyorum. İstemediğim halde yine birilerine işimi yaptırtacağım. On dakika kapı önünde beklemem bile ne kapı görevlisini ne de kameradan beni göreni rahatsız etmemişti, artık ben de sıkıldım ve kardeşimi telefonla aradım. On dakika içinde geldi merdivenleri iki saniyede aşıp asansörle ikinci kata çıkıp evrakları gerekli makama teslim etti. 

İçerideki kişiye de "ağabeyim tekerlekli sandalyeli içeri giremediği için şu an bahçede bekliyor" demiş. O görevliye bunu söylemek yetmez, asıl bunun farkına varması gerekenler çok daha büyükler. 

Aslında inat olsun diye "bu evrakı ben teslim edeceğim" diyip, akülü tekerlekli sandalyemle kendimi o binaya merdivenlerden çıkartıp sonra üst kata taşıttırıp “evraklarımı kendim vereceğim" demek gerekliydi. Ben altmış kiloyum, altmış beş kilo da tekerlekli sandalyem, ikimiz toplamda 130 kilo civarındayız. O bina girişine rampa yapmayanın suçunun cezasını, kardeşime ve bina çalışanlarına kesmem doğru olmazdı. 

Bazen siyasetçiler bürokratlar iş adamları; "engellinizi, özürlünüzü evde saklamayın", "onları dışarı çıkartın", "onları sosyal hayata kazandırın" gibi, tuhaf laflar ederler. Tuhaf çünkü biz engellileri asıl mahkum edenler kendileri. Engelli, özürlü ailelerini bilinçlendirmeyen asıl kendileri. Engellisi özürlüsü için bir şeyler yapmaya çalışan kişileri bezdiren de kendileri. 

Sonuç olarak bu ülkede yaşam çok zor; özellikle başkalarına muhtaç olan biz engelliler için yaşam daha da zor. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

daaaaa... Başka çare yok... Her defasında yenilsekde, acı çeksekde ve bunu baştan bilsekte yinede direnişe devam...

KUYUCAK 
 30.01.2011 18:17
Cevap :
Sonuçta kazanmakta olsa kaybetmekte olsa, verilen çaba güç savaş önemli aslında.  31.01.2011 13:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 120
Toplam yorum
: 46
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 484
Kayıt tarihi
: 15.12.10
 
 

His kaybı olmayan, sol tarafı felç, tekerlekli sandalyeli bir bedensel engelliyim... 1996 yılında..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster