Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ağustos '08

 
Kategori
Kültür Turizmi
Okunma Sayısı
663
 

Karadeniz turu 7. gün

Karadeniz turu 7. gün
 

Atatürk Köşkü - Trabzon


Tarih: 15/08/2008


Sabah kahvaltısının ardından minibüslere binerek otobüsümüze doğru yolaldık. Otobüsümüzle ilk durağımız olan Ayasofya Müzesi’ne vardık. Biraz da bu eser hakkında bilgi verelim.


Günümüzde müze olarak kullanılmakta olan Trabzon Ayasofya Kilisesi, I. Manuel Komnenos zamanında(1238-1263) inşa edilmiş.

Fatih Sultan Mehmet'in 1461 yılındaTrabzon'u fethini takiben yapı, camiye çevrilmiş ve vakıf eser olmuş. Ayasofya, yüzyıllar boyunca şehri ziyarete gelen seyyah ve araştırmacıların ilgisini çekmiş. Trabzon üzerine anlattıkları ile ünlü Evliya Çelebi (1648), Pitton Tournefort (1701), Hamilton (1836), Texier (1864), Trabzonlu Şakir Şevket(1878) ve Lynch (1893) yapıya önem veren kişiler arasında.

1868 yılında harap durumda olan caminin Bursa'lı Rıza Efendi'nin teşvikleriyle yeni baştan onarıldığı bilinmekte. Bina I. Dünya Savaşı yıllarında sırası ile depo, hastane daha sonraları yine cami olarak kullanılmış. 1958-1962 yılları arasında Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Edinburg Üniversitesi'nin işbirliği ile restore edilerek 1964 yılından sonra müze olarak ziyarete açılmış.

Geç Bizans kiliselerinin güzel bir örneği olan yapı, kare-haç planlı ve yüksek bir merkezi kubbeye sahip.Nartex denilen giriş holüne sahip olan bina üç nefli. Neflerden ortadaki beş köşeli, yanlardakiler ise yuvarlak birer apsisle son bulmakta. Nartex' in üzerinde şapel var.

Yapının kuzey, batı ve güneyinde üç revaklı giriş bulunmakta.

Kubbe ve kasnağı oniki köşeli.Kubbe mono blok dört mermer sütun, kemerler ve pandantiflerle taşınmakta. Yapı ana kubbenin etrafında değişik tonozlarla örtülmüş, çatı farklı yükseklikler verilerek kiremitle kaplanmış.

Üstün bir işçiliğin görüldüğü taşplastiklerde Hıristiyan sanatının yanı sıra Selçuklu Dönemi İslam sanatının da etkileri görülmekte. Kuzey ve batıdaki revak cephelerinde görülen geometrik geçmeli bezemeleri içeren madalyonlarla, batı cephesinde görülen mukarnaslı nişler Selçuklu taş işlemelerindeki özellikleri taşımakta.


Binanın en görkemli cephesi güneyi. Burada Adem'le Havva'nın yaratılışı kabartma olarak bir friz halinde anlatılmış.


1.Sahnede; Adem ile Havva' nen yaradılışı

2.Sahnede; Adem ile Havva'nın cennette yaşayışları

3.Sahnede; Yasak elma

4.Sahnede; Adem ile Havva'nın cennetten kovuluşları

5.Sahnede; ilk cinayetin tasviri(Kabil'in Habil' i öldürmesi) tasvirleri yer almakta.


Yine bu cephede kemerin kilittaşı üzerinde Trabzon'da 257 yıl hüküm süren Komnenosların sembolü olan tekbaşlı kartal motifi bulunmakta. Benzer bir kartal tasviri ana apsisin dışında doğu tarafta yer almakta. Bu cephede, kentaur - grifon gibi mitolojik varlıklar, güvercinler, merkezlerinde yıldız ve hilal bulunan kare panolar, içleri bitkisel motifli madalyonlar yer almakta.

Yapının ana kubbesinin altına rastlayan kısmında opus-sectula tarzında çok renkli mermerden yapılmış bir yer mozaiği bulunmakta.

Ayasofya'nın süslemelerinin önemli bölümünü meydana getiren fresklerde İncil'den alınmış konular canlandırılmış:


Kubbede ana tasvir Hz. İsa'nın tanrısal yönünü aksettiren Pantacrator İsa. Bunun altında bir kitabe kuşağı, daha altta ise melekler frizi bulunmakta. Ana kubbenin pencere aralarında İsa'nın on iki havarisi tasvir edilmiş. Pandantiflerde değişik kompozisyonlar yeralmakta. İsa'nın doğumu, vaftizi, çarmıha gerilişi, kıyamet günü gibi sahneler betimlenmiş.

Ayasofya Müzesi'nin doğu yönündeki ana apsisin dış cephesinde yer alan ve 1450-1850 yılları arasına tarihlenen değişik form ve büyüklükteki kayık ve yelkenli kazımaların kimler tarafından ve ne amaçla yapılmış oldukları kesin olarak bilinmemekte.

Değişik kişilerin elinden çıktığı açıkça anlaşılan bu kazımaların zaten denizci bir millet olan yöre halkının inanışları gereği; avlanırken ve yolculuk esnasında tanrının kendilerini koruması ve bol kazanç vermesi amacıyla çizmiş olabilecekleri düşünülmekte.

Ayasofya Müzesi gezimizin ardından Telkari, Kazaziye ve Hasır el sanatlarına ilişkin bilgiler almak üzere bir mağazaya yöneliyoruz. Buradaki anlatımın ardından dileyen arkadaşlarımız alışveriş yapıyor.

Alışverişimizin ardından daha önce de ziyaret ettiğim ve hayran olduğum Atatürk Köşkü’ne gittik. Atatürk Köşkü ile ilgili bilgiler de şöyle:

Köşk, 1890 yılında Trabzon’a hakim Soğuksu sırtlarında Konstantin Kabayanidis tarafından yazlık olarak yaptırılmış. Avrupa ve Batı Rönesans mimarisinin etkilerini taşıyan binada büyük ve gösterişli Avrupa simgeleri kullanılmış. Bununla birlikte Köşkün dış cephesinde taş işçiliği kullanılmış olup, bahçesi çam ağaçlarıyla çevrili. İç cephede tuğla kullanılmış merdivenler ahşap ve korkuluklu.

Katlarda karo kullanılmış ve tavanlar ampir tarzda alçı süslemeli. Su ve ısı tesisatı ise zamanın ileri teknolojisiyle döşenmiş. Giriş katında oturma odası, dinlenme odası, yemek odası ve misafir odası bulunmakta. Birinci katta çalışma odası, büyük yatak odası, bekleme odası ve toplantı odası var. İkinci katta ise iki küçük oda mevcut.


Atatürk Eylül 1924 tarihinde Trabzon’a ilk ziyaretini gerçekleştirmiş. 15 Eylül’de Trabzon Belediyesi'ne ve 3. Genel Müfettişliği ziyaretlerinden sonra Soğuksu’ya gezi amaçlı götürülmüş ve burada dinlenmek için durmuş.

Atatürk ikinci kez Kasım 1930’daTrabzon’u tekrar onurlandırdığında, Köşk’te ağırlanmış ve çok memnun kalmış. Haziran 1937’de kendisi için düzenlenen Köşk'te iki gece kalmış ve 11 Haziran gecesi bu Köşk’te bütün mal varlığını, canından çok sevdiği Türk Ulusuna armağan etme kararı almış ve mal varlığının bir listesini hazırlayarak gereğinin yapılması için Başbakan’ a göndermiş.


Atatürk Trabzon’daki Köşk’ ten mal varlığını milletine adarken şöyle demiş: “İnsanın serveti manevi kişiliğinde olmalıdır. Mal ve mülk bana ağırlık veriyor. Bunları milletime vermekten ferahlık duyuyorum.”


Bilinmeyen bir sebepten dolayı Soğuksu’daki Köşk, Türk Ulusuna armağan edilen mal varlığı listesinde bulunmaz ve ölümünden sonra kız kardeşi Makbule BOYSAN’ a kalır.

1942 yılında Köşk Makbule BOYSAN’dan satın alınarak 1943 yılında müze olarak hizmete açılmış.

Müzenin içinde görüntü almak kesinlikle yasak. Ancak dışarıdan Köşk'ü fotoğraflama imkanınız bulunmakta.

Gezimizin ardından öğle yemeğimiz için, Akçaabat denilince akla gelen -köftenin gerçekten ustası olan- Nihat Usta’nın tesislerinde kendimizi buluyoruz. Köfteler gayet leziz. Ayrıca ½litrelik (kişi başı) ayran geliyor, ayranı da gayet güzel. Ününün hakkını veriyor gerçekten. Yerli ve yabancı turistlerin buradaki uğrak yeri. Restoran tamamıyla dolu. Bu kadar yemeği yiyince kalkmak da zor oluyor.

Otobüsümüze binip bir sonraki durağımız olan Tirebolu Kalesi’nde fotoğraf molası veriyoruz.

Tirebolu adı üç şehir demek olan Tripolis’ten gelmiş. Şehir bu adı bir görüşe göre İschopolis (Tirebolu), Argyria (Halkaovalı), Philokaleia (Görele) adında üç şehir halkının toplanmasından, bir görüşe göre de St. Jean (Merkez), Petroma (Bedreme) ve Anduz (Andoz) adlarında üç kaleden dolayı almış. Ancak, Tirebolu adını “yan yana bulunan üç çıkıntı yahut burun üzerinde ve onların arkasında kurulmuş olmasından” dolayı almış olması daha kuvvetli bir ihtimalmiş.

Ardından Giresun’un simgesi “Finduk” alışverişi yapmak için Güze Fındığa gidiyoruz.

Buradaki alışverişin ardından Ordu’ya yöneliyoruz. Bulancak civarında otobüsümüz arızalanıyor. Durduğumuz yer sahil kenarı, kimimiz deniz havası almak için sahilde geziyoruz, kimimiz çay bahçesine yöneliyoruz, kimimiz ise denize dalıyoruz. Herkes keyifli… Derken otobüsteki arızamız gideriliyor ve biz tekrar yola çıkıyoruz.

Ordu’nun simgelerinden ve tam bir Kartal Yuvası niteliğinde olan Boztepe’ye vardığımızda saat 19:30 suları. Şehir ışıl ışıl. Kısa bir fotoğraf molası veriyoruz. Ardından konaklama yapacağımız Fatsa’ya doğru yola çıkıyoruz.

3820 metre ile Türkiye’nin en uzun tüneli olan ve 2006 yılında hizmete açılan Nefise Akçelik Tüneli’nden geçiyoruz. Birçok projeye imza atan Nefise Akçelik 2003 yılında vefat etmiş ve bu projesinin açılışını görememiş.

Fatsa’da Yalçın Otel’de konaklama yapıyoruz. Mimari ilginç bu otelde, odalara ulaşmak için tünelleri aşmak lazım:)


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şu ana kadar gezdiğim yerler arasında en keyif aldığım Karadeniz gezisiydi.Bir kez daha oraları görmüş gibi oldum.Elinize sağlık.Sevgiler ...

Tuğba Ilgaz 
 09.09.2008 12:11
Cevap :
Yorumunuza çok teşekkür ederim. Umarım tekrar Karadeniz'in o muhteşem havasını soluma fırsatını bulursunuz. Ben de tabii ki:)  09.09.2008 15:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 711
Kayıt tarihi
: 17.05.07
 
 

Evrenin Samanyolu Galaksisi'nde yeralan Dünya gezegeninde cennet Türkiye ülkesinin İstanbul olarak a..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster