Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
10544
 

Karagümrük neden yandı?

Karagümrük neden yandı?
 

Karagümrük neden yandı bilir misiniz? Hani bir şarkı var ya "Karagümrük yanıyor, herkes beni arıyor" diye. O şarkı aslı astarı bendenizden çıkmadır efendim..

Karagümrük yandıysa benim yüzümden yanmıştır ve şarkıda söylendiği gibi, romatik bir aşk hikayesinden değil, benim haylazlığımdan ve ele avuca sığmaz halimdendir.

Yanlış hatırlamıyorsam yıl 1941, şimdiki Yeşiltepe talebe yurdunun bulunduğu yerde Amerikan kız koleji vardı. Etrafı koca koca duvarlarla, demirli direklerle örülü...

Bıyığımız yeni yeni terlemiş, başımızda kavak yelleri estiği bir dönem. Teşbihte hata olmaz afedersin, tabiri caizse su yeni yeni seğirtmeye başlamış.

Mahallenin üç bıçkın delikanlısı, ben, Softa Kadir ve Zileli Mehmet, yediği içtiği ayrı gitmeyen, kan kardeş olmuşuz. Birimize yan bakan oldu mu, hep birden hooluyoruz, daha ne oldu demeden adamı derdest edip bırakıyoruz.

Sabah baraber akşam beraber, yani yanlış anlaşılmasın efendim, mümkün olsa gece bile beraber yatacağız.

Bir sabah Kadir palas pandıras koşa koşa geldi, her tarafı kan ter içinde kalmış, dedim şimdi düştü düşecek.

- Hayırdır Kadir ne var ne oldu, ananı it mi kovaladı?
- Anamı kovalasa, anam ağlar, benim ocağım battı, haberiniz yok.
Efendim bende bir merak hasıl etti, dedim bu oğlanın başına bir iş geldi..
- Babam akşam söyledi, beni everecekler..
- Ohaaaaa dedim yüksek sesle, Kadir biraz bozulsa da ses çıkarmadı,
- Oğlum sen 16 yaşındasın lan, nasıl everirler?
- Bilmem köyde kertmem varmış, ne zaman kerttilerse beni...
- O zaman durum senin dediğinden vahim , kimmiş bu kertmen?
- Ne biliyim, sabaha kadar gözüme uyku girmedi, Azrail yatağıma girdi girdi çıktı. Her defasında bu sefer canımı alacak dedim ama, nafile...
- Haklısın valla, ne yer ne içersiniz, işin yok gücün yok. Bir de çoluk çocuk oldu mu, yandı gülüm keten helva..
- Ben onu düşünmüyom, aslanım??
- Ne düşünüyon lan softa, yoksa yoksa.. fısmısın?
- Hadi lan, fıs senin...

Bu arada Mehmet kapışmayalım diye araya girdi, iyi ki de girmiş, yoksa Kadir'le papaz olacağız.

Mehmet durumu anlamış olacak ki;

- Kafana taktığın şeye bak, aslanım o işin merak etme en kralını öğreniriz hem de ecnebilerden, onlar ilimiyle biliyomuş..
- İster kız, işter erkek çocuğu yapıyormuşsun?

Efendim o zamana kadar henüz hiç birimiz bir kadınla teşrifi mesai içinde olamamışız, yani kimsenin tavuğuna kişt dememişiz...

- "Kim bu ecnebiler Memed" dedim. Beni de bir merak almadı değil!..
- Amerikalılar var ya, onlar, duydum her türlü işi yapıyorlarmış, o yüzden yüksek yüksek duvar çekmişler, kimseler görmesin diye?
- Yalnız içeriye Türkleri almıyorlarmış, ayrıca parasız girilmiyormuş...

Ne yapsakta içeri girsek deyip düşünmeye başladık.
Ertesi gün aklıma bir fikir geldi, kendimizi kömür isine boyayıp, ecnebi gibi içeri gireceğiz.
Sabah anam mantis yakmıştı, mantisi bilir misiniz?
Kadınlar çamaşır yıkamak için altına kömür doldurdukları büyük büyük demirden sobalar vardı, onlara mantis denirdi.
Cayır cayır yanıyor, kazanı indirdim üstünden, üstüne suyu boca ettim...
Efendim bir duman bir duman, daha yüzüme kömür isini sürmeden Arap Cücüklerine döndüm.. Elimi yüzümü velhasıl nerem açıktaysa her tarafımı simsiyah ettim.
Arap’ı görseniz benim yanımda Belarus güzeli gibi duruyor..
Ben bile tanımadım kendimi..
Kadirle Mehmet’i de iyice boyadım..
Sanki Harlem’den çıkmış gibiyiz, ver elini Amerikan koleji..
Büyükçe bir demir kapısı vardı, iki kanatlı, kapının bir yanında ihtiyar bir adam vardı.
Dedim "arkadaşlar burayı geçersek oldu bu iş bilin." Usulca yanaştık..

- Nereye beyzadeler?..
Bir an şaşkınlık..
- Usul dersleri almaya geldik amca, Amerikadan.. dedim toparladım
- Öğrenip hemen çıkacağız..
- Demek usul dersi alacaksınız, hangi usulden alacaksınız..
- Hangi usulden verirlerse..
- Bacak kadar boyunuzla beni mi kandırıyorsunuz lan hergeleler deyip okkalı bir küfür savurdu ama, biz çoktan kirişi kırmıştık...
Hem kaçıyoruz hem de bizde onun anasına avradına ne varsa yedi ceddine basıyoruz küfürü..
- Aşağıda görüşürüz...gelirsin oralara... sakın tek geçme...

Velhasıl ilk planımız suya düşmüştü..
Nasıl Türk olduğumuzu anladığını hala anlayabilmiş değiliz, ancak "herhalde Türkçe konuştuğumuz için anladı deyyus" demiştim.
Başka bir plan yapmalıydık, canımız ciğerimiz kadir arkadaşımızın izdivacının ilk gününde elaleme rezil rüsva olmasına gönlümüz elvermezdi.
Akşam bir posta zılgıtta anamdan yedim..
Mantisi söndürdüğümü komşu kadın anama söylemişti, anam sordu ne diye söndürdün diye, verecek bir cevap bulamadım. Babam beni öldürür, ne olur söyleme diye anama az da yalvarmamıştım.

- Niye söndürdüğünü söyle, tamam söz bir Allah bir babana söylemiyeceğim.
- Ölürüm de söylemem ana, kurbanın olam sende sorma ..

Gece rüyamda mahalle yanıyor, bizim evler, komşuların evleri ateş içinde, tulumbacılar koşa koşa gelmişler, her tarafta feryadı figan..
Uykudan uyanıyorum, ayaklarım çıplak, çamurun çaylağın içindeyim..herkes yangından bir şey kurtarma telaşında..
Karabasan gibi bir şey..
Birden fırlıyorum yatağımdan, meğerse rüya imiş..
Sabah yine beraberiz. Dünkü fiyaskoyu konuşuyoruz..
Ne yapsakta içeri soksak şu kadiri?

- Buldum .. Bundan başka yol yok buldum.. Kesin içeridesin oğlum..
Ben arka bahçenin yanındaki taraçada kağıt çaput ne varsa tutuşturayım, dumanı çok olur ıslak çaputun..
- Sende arkada tarafta yangın var diye bağır..
- Bekçi gelmeden ben söndürürüm, sende bu arada içeri girersin..
- Peşinden bizde gireriz, içeride buluşuruz..
- Olur mu dersin?
- Olur neden olmasın?
- Peki

Evde ne kadar, kağıt paçavra var hepsini bir çuvala doldurdum, babamın muhtar çakmağını da gizliden arakladım..
Sabah ilk işimiz, kolejin arkasında buluştuk..

- Konuştuğumuz gibi içeride buluşuyoruz, ben ateşi yakıyorum, Mehmet sen bağırıp kaçıyorsun bekçi gelmeden, bende o gelene kadar, ateşi söndürüp, peşinizden giriyorum..

Cebinizde ne kadar var..

- Bende gümüş bir lira var, birazda çeyrek..
- İyi bende de var o kadar yeter değil mi?
- Zaten sadece Kadire öğretecekler, biz öğrenmesek de olur..
- Bismillah deyip, çuvalı sırtladım, birazda ıslattım ki, ıslak kağıt bol duman çıkarsın diye..

Avına giden bir kurt gibi yanaştım, arkada ki ahşap evin terasından zıpladım bahçeye..
Çuvalı olduğu gibi boşaltım, dağ gibi oldu, bunun hepsini yakmasam diyorum, çok mu ne?
Ancak kaçarım bekçi gelene kadar, dedim..
Çakmağı çaktım yanmaz meret, bir daha bir daha derken sonunda yaktım. Alttan alta yanmaya başladı ama duman muman çıkmıyor, hepsi yanacak mı ne?
İşesem diyorum üstüne, duman çıkar ama, ebeninem demişti, ateşe işeyen şeytanla gezer, işi rast gitmez diye, korkuyorum. Çaresiz çıkarıp işemeye başladım..
İşediğim yerler cozzzzz diye sönüyor, bende gezdirmeye başladım paçavraların üstünde..
İçimden kötü bir şey olacak diyorum ama,
Birden rüzgar çıkmadı mı?
Nereden çıktı nasıl çıktı anlamadım.
Bizim kağıtlar havada uçuşuyor, ateşböceği gibi,
Tutmaya çalışıyorum yok, söndürmeye çalışıyorum yok, direklerin arasından ahşap evlerin çatısına düştüğünü gördüm.

- Eyvah!.. dedim kendime, şimdi yandık..

Kaçmaya başladım, Mehmet erketeye yatmış beni bekliyor, oğlum kaç dedim kaç kurtar b... yedik..
Ne oldu lan..
Yangın çıktı,

- Ne yangını,
- Bahçeye atladığım terasın çatısı tutuştu, rüzgar çıktı, söndüremedim..
Başladık beraber koşmaya, köşeyi döndük, kadir hala bizi bekliyor, koşmamızdan bir vehamet olduğunu anladı ki.

- Hayırdır.
- Ahmet çatıyı yakmış..
- Ben yakmadım kendi yandı..
- Nasıl yandı..
- Basbayağı, rüzgar çıktı yandı..
- Ne yapacağız şimdi?..
- Kaçanın anası ağlamazmış, kaçın oğlum..

Ben diyim bir saat siz deyin iki saat koştuk. Nereye gidiyoruz, niçin gidiyoruz belli değil..
Dilimiz dışarı düşmüş. Öldük bittik..
Akşam bu saatler eve vardık, ağzımı kilit açmıyor, anam bir haller sezdi de belli etmedim..
Birkaç gün görüşmedik bizimkilerle..
Sofradayız, anam babamla konuşuyor, kulak misafiri oldum..

- Duydun mu bey?. Geçen koca mahalle yanmıştı ya, o yangın Kolejin yanında ki, ahşap evin bahçesinde başlamış, kadın kazanda süt kaynatırken ateş sıçramış damlarına.. Koca mahalle kül olmuş.. Yazık..
- Mahallenin zibidileri yakmış demişlerdi, kolejin bahçesinde gören olmuş..
- Herkes bir şey söyler tabi ki baba!.. Gör ne için yandı.

Bilmiyorlardı ki ateşe işemiştim..

Karagümrük’ün yanmasının hikayesi asıl budur..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 25
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 1396
Kayıt tarihi
: 22.07.06
 
 

Yerel bir gazetede yaklaşık 6 yıldır köşe yazarlığı yapıyorum. Gündelik yaşamın gölgesinde kalan kon..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster