Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
490
 

Karıncalar çelme taktı...

Karıncalar çelme taktı...
 

Son günlerde ‘’nasılsın’’ sorusunu içtenlikle soranlara verdiğim yanıt, insanlarda garip bir etki bırakıyor. Kendileriyle dalga geçtiğimi zannedip öylece yüzüme bakıyorlar. Durumum gerçekten nedir anlamaya çalışıyorlar.

Çünkü yanıtım şu: ‘’Sormayın arkadaşlar, karıncalar bile çelme taktı bana!’’

Sanırım ilk düşündükleri benim biraz zor günler yaşadığım, ancak yanıt biraz sıra dışı olunca bir soru işareti oluşuyor kafalarında. Bunu neredeyse dışarıdan bile görebiliyorum.

Aslında işin esprisini bir tarafa bıraktığımızda bu yanıt benim ruh halimi gözler önüne sermeye yetiyor.

Düşünün ki, minicik karıncalar ve onların gözünde dev gibi görünen bir insan var. Ve bu dev minicik karıncalar tarafından çelme takılarak düşürülmüş ya da sendelemiş. Bunu söyleten öyle bir durum ki, artık normalde farketmeyeceği kadar küçük sorunlar karşısında bile çözümden uzak bir yenilmişlik duygusu... Ya da bir izin verme durumu, kendini koyverme belki de... Bir suyun akışına kendini bırakıp , minik çakıl taşlarından oluşan sıyrıklara aldırmadan; o sıyrıkların büyüyerek kocaman bir yara haline dönmesine izin vermek.

Tabi ki bir yere kadar, canının yandığı son noktaya kadar. O nokta ki artık bu sızlamalar dayanılmaz bir acıya döndüğünde mutlaka bir ‘’dur’’ işareti görüyor gözler. Beyninin derinliklerinden kopup gelen bu ikazı göz ardı etmenin imkanı yok o zaman geldiğinde...En azından benim için yok. Şimdilik bu akış içinde biraz sızlayıp, biraz dinlenip; karıncalara ve çakıl taşlarına izin vererek uygun zamanı beklemem gerekiyor.

Nasılsa dilimde kimsenin duymadığı o şarkı var hala...

Geçer, geçer; daha öncekiler gibi,

Bu da geçer, neler neler geçmedi ki,

Yine düşer deli divane gönlüm hayata...

blogresim: http://www.deviantart.com

Ferdi için: http://biryardimeli.bz.tc

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

berber cemal amcayı traş ederken -''Yahu Cemal amca senin burnunda kıl dönmesi olmasın'' diyerek cımbızı alır eline,Buruna sokup çıkarmasıyla birlikte Cemal amca acılar içinde feryat eder,çocukları da hasta babalarının canını acıttığı için berberin üstüne yürürler.takımlarını bile toplamadan sadece elindeki cımbız ve ucundaki 20 cm uzunluğundaki kılla kendini dışarıya zor atar berber. Cemal amca burnundan geriye dönüp,beynine kadar uzanan kıldan kurtulunca garip bir şekilde iyileşmeye başlar,şimdi maaşallah sapasağlam. Burdan çıkartacağımız üç ders var sevgili Deniz;Birincisi bazen adam yerine koymadıklarımız çok önemli sorunları n üstesinden gelebilirler. İkincisi;Bazen biz boğan,içinden çıkılmaz,altından kalkılmaz gördüğümüz problemlerin farklı bir açıdan bakılırsa çok kolay çözümleri olabilir. üçüncüsü de;Siz tenzih ederim ama,toplum öyle anlayış ve hoşgörüden uzaklaştı ki;kimse burnundan kıl aldırmıyor.Aldırmayanlar da bunun faturasını bazen ağır ödeyebiliyorlar. Saygılarımla

Halil16 
 10.01.2007 13:04
Cevap :
Halil Bey, Cemal amcanın hikayesi oldukça ilginçti. Alınacak ders çok tabi. Ancak bazen gerçekten yorulduğumuz ve çözümsüz olduğumuz zamanlar oluyor. Ve böylece koyveriyoruz kendimizi. Toplumun bu umarsamaz ve hoşgörüsüz hali buna tuz biber oluyor çoğu zaman da. Teşekkürler ve saygılar.  10.01.2007 15:09
 

Dilerim yorumumun uzunluğu siz sıkmaz,Sevgili Deniz; Uşakta yaşanılmış bir olaydan bu alıntım. Ellibeş yaşlarında bir Cemal amca; Bir gün baş ağrılarından şikayet eder.Ağrı kesici filan verirler geçmez ağrılar.Sonra doktora gider,doktorun verdiği ilaçların da hiçbir yararı olmaz.Hastaneye gider hiçbir teşhis koyamazlar,istanbula havale ederler çözüm yok.Ağrı poliklinikleriyle ünlü İsviçreye kadar gider ama her geçen gün kötüleşerek yatağa kadar düşer.orda da teşhis koyamazlar.Sonunda yapabileceğimiz birşey yok,eve götürüp iyi bakın derlerve gönderirler Türkiye'ye. Bütün konu komşu artık eve son defa olsun görelim diye helallik almaya gelmektedirler.Çocukları yataktan kalkamayan babalarını gelen misafirlerin karşısına temiz ve bakımlı çıkması için traş yaptırmak isterler.Cemal amcanın her zaman gittiği berberini eve çağırırlar. Buraya kadar herşey normal,asıl gelişmeler bundan sonra

Halil16 
 10.01.2007 12:53
 

deniz abla hani sana çelme çakan karıncalar vardıya... senden sonra bana da uğradılar çelme taktılar o da yetmedi arkadan da ittiler. yere düştüm ve üzerinde zafer dansları yapıyolar.. ama kalkacağım bu düştüğüm yerden... söz.. gitmek olmaz nedensiz...

özlem.demirçi 
 09.01.2007 17:37
Cevap :
Azıcık nefeslenelim devam ederiz yine değil mi? Sırtımızda tepinen o karıncaları yavaşça kenara iteriz biz. Ama işte onları ezemeyiz, kenara iteriz. Belki de bu yüzden bize çelme takabiliyorlar ne dersin?  09.01.2007 18:44
 

Bu yorgunluğunuz beni bile okurken yordu.Umarım çabuk toparlanırsınız, gücünüzü geri kazanırsınız.Çakıl taşları da karıncalar da küçüktür ama iz bırakabilirler.Direnmelisiniz ama ayakta. “hayatta ya tozu dumana katarsın, ya da tozu dumanı yutarsın. Seçim senin!”

pinkpapatya 
 07.01.2007 5:37
Cevap :
Ah pinkpapatya, bu yorumu aldıktan sonra kendime gelmezmiyim hemen ben! Yorulmak olmaz başlıklı bir sayfadan böyle bir yazıyı yadırgadınız galiba. Ama hayat bazen yoruyor ve anlık dinlenmeler de gerekiyor. Ben dinlenince o karıncalardan hesap soararım yine:)) Sevgiler...  07.01.2007 17:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 240
Toplam yorum
: 1379
Toplam mesaj
: 381
Ort. okunma sayısı
: 1613
Kayıt tarihi
: 18.08.06
 
 

Zamandan şikayet ederken, ne kadar hızlı aktığını fark edemeden geçmiş yıllar. Kırklı yıllar, kır..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster