Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Nisan '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1062
 

Karşı gelmek, karşı koymak, karşı durmak "Karşıcı"

Karşı gelmek, karşı koymak, karşı durmak  "Karşıcı"
 

BAŞKA DA GİDECEK BİR YERİM YOK, AMA....


Haksızlığa karşı, karşı koymasını istemeyen çevrelere karşı, karşı bir güç oluşturmuştu. Kendisini, "Karşı Mahalleli" olarak görenlere karşı, "ötekileştirenler"e karşı, karşı durması, boyun eğmemesi; hemen, dedikodulara sebebiyet vermiş, adı, kısa zaman içinde, "karşıcı"ya  çıkmıştı.
 
Oysa, tüm çabası, 'karşı duygu' beslemenin normal olduğu; fakat farkedildiğinde, bu karşılaştırmalardan vazgeçilmesinin gerektiğini, her karşı karşıya geldiklerinde - her karşılaşmalarda- karşısındakilere, karşı koyarcasına, karşı dururcasına, karşı gelircesine - karşı gerilim - yaratılmasına rağmen; her türlü karşıtlığa, karşı görüşe karşı - sevimsizlik duygulari yarattığını bile bile - antipati yarattığını göre göre; bildiği doğruları anlatmaya karşı, kendini tutamaz, yine de, karşı koyardı..

Karşılık verilmesinin, "karşı gelmek" olmadığını, karşı çıkılma'nın, saygısızlık anlamına gelmediğini, anlata anlata, dilinde tüy bittiği halde, sadece `karşıtlamak`adına, - karşı sav - sürenlere karşı da, karşılık vermede, karşı koymada, karşı durmada, hiç sakınca görmezdi.

Karşıdan bakanların kafaları karışsa da, karşısına çıkmak, karşısına dikilmek istemezler; fakat, "KARŞICI" ya karşı olduklarını; 'KARŞICI'yla karşılaşmanın iyi karşılanmayacağını, her fırsatta belli ederlerdi. Öyle ki, 'KARŞICI'nin, kavramlarla, felsefe yapmasının, her konuya maydanoz olmasının, bilimsel karşılıklar vermesinin derecesini ölçüp de, yanına uğramamaya, ayrı bir özen, ayrı bir çaba gösterirlerdi. "Karşı görüş bildirme zorunluluğu doğmasın" diye, Karşı Mahalledekiler'in sokağa çıkmadığı zamanlar bile olurdu.

Karşı partiden olmak, karşı takımı tutmak; demokratik bir hak olarak görülmez, karşı koymalar, karşı durmalar, karşı gelmeler hemen, su yüzüne çıkardı. Ufak bir karşı yorumda hemen, kılıçlar çekilir, kalkanlar ele alınır, karşı cepheler kurulur ve  "savunma" durumuna geçilirdi. (Oysa, sadece kendini suçlu hissedenler"savunma yapma" gereği duyardı.)

Karşı olmak, bir düşünceye katılmamak, Eski Mahalleciler tarafından hemen bir  "karşı çıkma - karşı koyma - karşı durma - karşı gelme  olarak algılanır, edeple  edepsizlik karşılaştırmaları yapılır ve bu durumda "Yeni mahalleciler" de, - karsi cephe - oluşturmada bir behis görmezlerdi. O zaman da; birbirlerine karşı olan, fakat, zorunlu olarak karşı karşıya gelerek - birbirlerinin yúzlerine bakarak yaşamak zorunda kaldıklarının -  anlatılması "KARŞICI" ya düşer; karşılıksız çeklerin ceremesini, yine "KARŞICI" çekerdi.

KARŞICI'ya, gizliden gizliye duyulan 'hınç'ın, haklı sebepleri de yok değildi hani!

- Durgun sularda kürek çekmek varken, azgın dalgalarla mücadele etmeyi öğretmek (!) sana mı düşmüş?... Yok, "kurumuş çöllerde deniz olmak yetmiyorsa, okyanus olacakmışsın" da... yok, "davranış olmayınca düşünce bir işe yaramazmış" da... yok, "sevgi anlatılmaz, yaşanırmış" da... yok, "söz dinlenmediğinde gürültüye dönüşürmüş" de...

- "Öğretme" işinin demokratik bir "baskı unsuru" olduğu; bu yüzden öğretmenlerin tekme-tokat aşağılandığı bir toplumda, sana mı düşmüş, akıl vermek?

- Karşıtlığın her zaman - şartlar her ne olursa olsun; haklılık - haksızlık gözetilmeden, 'saygısızlık' anlamına geldiğine şartlanan beyinlere karşı; karşı durmak, karşı koymak, karşı gelmek, boyun eğmemek, senin haddine mi düşmüş?

- Karşılıklı, Karşı Mahalleler kurulmuş - kurulmamış, sana ne? Sen; istediğin kadar, Yeni Mahalle'ye yeni taşındığını, alışkanlık olarak, - bir yaşam biçimin olarak -  evinin önünü temiz tutmak istediğini, anlat dur! Sana ne, el-àlemin evinin önünden? Sen, kendi evinin önüyle mesgul ol! Mahalle'nin Muhtarlığı sana mı düşmüş? Kapısının önü, temiz değilse, sen de, oradan geçmezsin, olur-biter!

- Yok, aynı zincirin halkalarıyız da; yok, halkalar güçlü olursa, zincir de görevini iyi yaparmış da..?  Geç, bu kolaycılığı geç. Ortalıkta zincir mi kalmış ki, halkası güçlü olsun?

KARŞICI, o zamana kadar, neye karşı olduğunu, bir kez daha gözden geçirdi:

"İNSANLAR, HERKESTE HERKESÇE KABUL EDİLEN, ORTAK BİR DEĞERE DAYANMIYORLARSA, İNSAN İÇİN İNSAN ANLAŞILMAZ" KALIYOR DEMEKTİR.

Ìnsanlık, böyle ortak bir değer oluşturabilseydi, tarihte efendi - köle ayırımı mı olurdu? Tarih boyunca, Efendi, efendiliğini, köle, köleliğini bilecek şekilde şartlandırılmış beyinlerin; "ha" deyince, değiştirilebilmesi mümkün  görünseydi Tanrı, Cennet ve Cehennemi yaratmaya hiç gerek duyar mıydı?

Birileri egemen olacak, diğerleri de boyun eğecek! Karşı koymak, karşı durmak, karşı gelmek; "boyun eğmemek" anlamına gelir.

Boyun eğmemek de, ne demek?  Aksine, "boynumuz kıldan bile incedir". Köle, "adalet" istemekle başlar, "Krallık" istemekle bitirir işi. Değişen -yine- bir şey yok.

'Evet' ve 'Hayır' arasındaki sert gerilimden yorulan insanoğlu ise, kendisini en sonunda, 'boyun eğiş'te bulup, tekrar doğacağı günü beklemekte...

Alaettin Morgül / 05.04.2012

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hmmm.. O kim acaba, şimdi de bunu merak etmedim desem yalan olur:) Ve... sizin yanıtınız da o kadar anlamlı, içten, değerli ve güzeldi ki, benim de tüm varlığım, insanı ancak destekleyen, huzur yükleyen, eminlik veren bir teşekkürle doldu, bunu da belirtmeden geçemedim.. Çok teşekkür ediyorum Alaettin Bey, dost selam, sevgi ve saygılarımla...

Filiz Alev 
 05.04.2012 20:22
Cevap :
"O kendini biliyor..." yok, özel biri değil, tabii. Çünkü 'onlar'dan maalesef çok var. .. Anlaşıldığıma memnun oldum. Selam ve esenlikler dileğiyle.  05.04.2012 23:04
 

Karşı olmak insanın en doğal ve en önemli hakkıdır. Ancak ne var neye ve neden karşı olduğunun, daha da önemlisi neye karşı ne yapılabileceğinin bilinmesi de ayrı bir gereksinimdir. Bir örnek verecek olursam bizim insanlarımız büyük ölçüde emperyalizme karşıdır ama yıllardır bu karşı duruşa rağmen emperyalizm'de sapa sağlam ayaktadır. Kısacası bu durumda emperyalizme karşı olmanın en ufak bir kıymeti yoktur. Diyeceğim salakça karşı durmak ile akılcı bir karşı duruş arasında dağlar kadar fark vardır. Sevgiler ve selamlar

Matilla 
 05.04.2012 19:49
Cevap :
Sn. Atilla, zaten o soruları sorabildiğimizde, cevapları da peşinden gelir ve gerçek olan her şey en kısa zamanda yerli yerine oturur. Fakat, maalesef, toplum olarak soru sorma ve arkasında durma alışkanlığımız yoktur. Değerli yorumunuz için teşekkürler, sevgi ve selamlarımla.  05.04.2012 22:56
 

:)) Ne kadar doğru bir yazı.. Her günüme zaten huzurla ve gülümseyerek başlarım hamdolsun ama bugün sizin bu yazınızla sayenizde daha da bir mutlulukla başladım. Ama hüzünlü bir mutluluk tabii.. buruk. Zira o "karşıcı" ENDER insanlardan biriyim biliyorsunuz. (nekadar ukalaca ve megolamanca di mi:)) Yani benim gibileri anlatmış yazınız. Ve bizzat bu yazdıklarınızı burada da birebir yaşamaktayım da zaten malumunuz. Sadece şuna "itirazım var":))) "sana mı düşümüş" şeklinde süren cümleler var ya hani.. Evet bizlere düşmüş durumda maalesef. Bunu da bilen biri olduğumuz için zaten böyle yapanlarızdır. Bize düşmektedir çünkü;)Ve bir boyun eğiş ve ölüş yoktur ki yeniden kendi doğuşumuzu bekleyelim. Biz kesintisiz yaptıklarımızla, insana umudu hiç kesmeden sadece "insanlığın" yeniden doğuşunu bekleriz. Her yeni doğan çocuk Allah'ın zaten insana umudunun göstergesidir zira. Allah dahi umudu kesmediğine göre insandan, heh işte, "bize düşmeyecek" TEK şey de insandan umudu kesmektir asıl.Sevgiler..

Filiz Alev 
 05.04.2012 15:01
Cevap :
İşte, aynen anladığınız gibi, Filiz hanım. İtirazınızda haklısınız. Fakat O," biz" değiliz ki! İhtiyacı olanlar içindir. "Mücadele etmesini biliriz, her türlü kirlilikle / çünkü, insandan yana , insanlıktan yana içimiz temiz / yıkanmış güzelliklerle / okyanusları aşıp gelmişiz / yaymak için sevgimizi gelecek nesillere / İnsanla ilgili her şey ilgilendirirken bizi / nasıl keseriz umudumuzu / ulaşmadan varlığımız yüceliklere"... Sevgi ve muhabbetle kalınız. Yorumunuz, böyle bir duygulanımdan geçirdi beni, teşekkürler.   05.04.2012 19:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 213
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 989
Kayıt tarihi
: 02.02.10
 
 

İsveç`in Göteborg şehrinde oturmaktayım;  evli ve bir kiz bir oglan iki çocuğum var. İsveç`te..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster