Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '12

 
Kategori
Dil Eğitimi
Okunma Sayısı
3386
 

Kelime ve kavramları yozlaştırmayalım

Kelime ve kavramları yozlaştırmayalım
 

Bir mıh ne kurtarabilir* (Sabahattin Gencal)


Kelime ve kavramlar sadece cümlenin ya da bir metnin yapı taşları değil; bir kültürün de yapı taşlarıdır.

Kelime ve kavramların dolu dolu olması, güçlü olmasıyla doğru orantılıdır kültür. Açık deyişle kelimeler, kavramlar anlamlarını yitirirlerse, ya da yok olurlarsa kültür de erozyona uğrar. Örneğin fedakar, cefakar, vefakar olanlar bu kavramlarla beraber erozyona uğradı. Faziletli, haysiyetli, merhametli olanlar da yok oluyorlar birer birer.

Kelime ve kavramların erozyonu toprak erozyonundan daha tehlikeli. Toprak erozyonunu önlemek için çalışmaların yapıldığını memnuniyetle görüyoruz. Her yıl koca bir ada kadar toprağımızın denizlere sürüklenmesini önleme çalışmalarının devamını isteriz. Bunun yanında kelimelerin ve kavramların içinin boşaltılmasının önlenmesini de isteriz.

Kelime ve kavramlar zamanla zenginleşir ya da fakirleşebilirler. Başka deyişle bir kelimenin ilk akla gelen anlamı dışında yan anlamları, mecaz anlamları, karşıt anlamları, deyimlerdeki anlamları olur. Ayrıca kelime ve kavramlar duygu yüklü de olabilirler. Örneğin ana kelimesinin bunca anlamı yanında çağrıştırdığı duygular da var: Sevgi, şefkat, korumak, kucaklamak, bakmak, sakınmak…vb. bir çok kelime çağrıştırıyor; duyguları coşturuyor. Şimdi de taş kelimesinin çağrıştırdığı katılığı düşünün. Gülü düşünün, dikeni düşünün. Demek ki kelime ve kavramların duygu değerleri de var.

Bir yabancı gramerimizi bizden daha iyi bilebilir, sözlüğümüzü de bilebilir; ancak kelime ve kavramların duygu değerlerini bilemez. İşte burada da kelime ve kavramlarla kültürü ilişkilendiriyoruz.

Cefakar ve fedakar öğretmenlerimiz kelime ve kavramlar üzerinde titizlikle duruyorlardır. Buna eminim; ama ne yazık ki birileri medyadan da yararlanarak kelime ve kavramlarımızı yerle bir ediyorlar. Açık deyişle değerlerimiz, Cumhuriyet dönemindeki kazanımlarımız yerle bir ediliyor. Tıpkı bir zamanlar İslami değerlerimizin dışlanması gibi.

Felaket senaryoları üretiyor değilim. Abartı falan da sanılmasın. Durum çok ciddi. Sadece psikolojik değil, top yekün bir saldırı karşısındayız. Evet, kelime haznemizin tam takır edilmeye çalışılması yanında mevcut kelime ve kavramlarımızın içi de boşaltılıyor…

Neye yanıyorum biliyor musunuz? Böyle bir durumu gözlememe rağmen bir şey yapamadığıma yanıyorum. En azından konuyla ilgili bir araştırma yapabilirdim. Ama yapamıyorum. Araştırma yapmak şöyle dursun konuyla ilgili bol bol örnekler de sunamıyorum. Şimdilik duygularımı paylaşmakla yetiniyorum. Ayrıca anlamlarının boşaltıldığını sandığım birkaç kelime ve kavram yazmakla yetineceğim:

Bir zamanlar “vatan, millet” derdik göğsümüz kabararak. Daha sonraları vatan, millet, Sakarya, fasarya… demeye başladılar. “Vatan millet edebiyatı yapma.”diyenler de oldu.

“Türk, öğün, çalış, güven, Atatürk” Bu kelimeleri duyduğumuz zaman eskiden nasıl olurduk; neler hissederdik? Peki ya şimdi?

Yargıç, Cumhuriyet savcısı, millet vekili, asker kelime ve kavramlarının duygu bakımından doluluk oranları ?

Tabi bu oranlar bir araştırmayla ortaya çıkabilir. Benim için hala dopdolu olan bu kavramlar başkaları için olmayabilir.

Derler ya madalyonun bir de ters tarafı var. Biz madalyonun bir yüze doğru dürüst bakamazken tersine nasıl bakacağız? Bir örnekle yetinelim:

Terorist kelimesi sizde ne çağrıştırır? Bu kelimedeki duygu yükü nasıldı önceden? Peki, ya şimdi? Tabi, bu kelime ile değer aşılayan kelime ve kavramlar yan yana kullanılırsa değerler aşınmakla kalmaz, bizi olumsuz olarak etkileyen kelimeler de artık yadırganmaz hale gelir. Peki bu kelimeleri yan yana kullananlar?

Aslını sorarsanız bu konulara girmek istemezdim. Ben, başta Milli Eğitim Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı olmak üzere tüm Bakanlıkların, tüm kurum ve kuruluşların kelime haznemizin talan edilmemesi, kavramlarımızın yozlaştırılmaması için gereken önlemleri alması gerektiğine inanıyorum. Daha doğrusu bu tür çalışmaları bekliyorum. Bu konuya ilgililerin seyirci kalmasını başka türlü yorumlayanlar varsa da ben Cumhuriyetin kazanımlarının alıştıra alıştıra erozyona uğratıldığını düşünmüyorum. Yetkililerin, bizler gibi düşünce belirtmekle kalmayacaklarını zaman yitirmeden etkin önlemler alacaklarını umuyorum.

Dil konusu küçümsenmemeli. Küçük kabul edilen şeylerin ihmali büyük sonuçlara neden olabilir. İlkokul kitaplarında okuduğumuz “Bir mıh bir nal kurtarır. Bir nal bir at kurtarır…” atasözünü hatırlayalım. Yine, Hasan Ali Yücel’in  bir yazısında küçük bir vidanın yerinden çıkması ile uçağın düşebileceğini okumuştuk. Kelime ve kavramlar mıhtan da vidadan da daha önemlidir. Onun için, dilin yozlaşmaması için herkes üzerine düşen görevleri yerine getirmelidir.

Sabahattin Gencal, Başiskele – Kocaeli, 22. 01. 2012

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhabalar, Sabahattin Hocam! "Kelime ve Kavramları Yozlaştırmayalım" başlıklı makalenizi okudum. Size katılmakla birlikte ben de karınca kararınca düşüncelerimi sizinle paylaşmak istedim. Dil, insanlar arasında iletişimi sağlayan işaretler sistemidir. Toplu yaşamanın gerekli kıldığı en yararlı araçtır. Süreç içersinde bilginin, eğitimin temel taşı olmuş; yaşamın vazgeçilmezleri arasında yerini almıştır. Böylesine önemli bir aracın doğru kullanılması da çok önemlidir. Türkçemizin kirlenmesini, yanlış kullanılmasını ve yanlışların yaygınlaşmasını önlemek; kelime ve kavramları yozlaştırmadan yerli yerinde ve doğru kullanmaktan geçer. Selam ve dualarımla.

Recep Altun 
 23.01.2012 12:48
Cevap :
Merhaba Recep Bey Kardeşim, Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim. Yorumunuza katılıyorum. Hayırlı günler dileğiyle.  23.01.2012 15:36
 

Yazınız beni çok düşündürdü. Dil elbette çok önemli ve bir ülkenin millet haline gelebilmesinin en önemli koşulu. Bir millet yurduna sahip çıkar yada çıkmaz; diline sahip çıkar yada çıkmaz...Dilde çöküş ne zaman başlar, Yabancı bir kültür belli dil çevrimine sızıp onu kendisine bağladıysa, artık kendi kavramlarınızla düşünemez olursunuz. Dilde yozlaşma belli kültür etkilerine karşı teslimiyetçilik demektir. Bu karşı durmayı yalnız hükümet mi gerçekleştirir. Eğer o ulus gerçek bir ulussa, halkın kendisi direnir, karşı koyar...Saygılar Efendim.

Erdal Ceyhan 
 22.01.2012 21:06
Cevap :
Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim. Yorumunuza katılıyorum. Herkes üzerine düşen görevi yapmalıdır. Hayırlı günler dileğiyle.  23.01.2012 5:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 285
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 623
Kayıt tarihi
: 29.03.11
 
 

1943'te Trabzonda doğdu. Erzurum Yavuz Selim İlköğretmen okulunu bitirdikten sonra girdiği Bursa ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster