Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Şubat '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1331
 

Kelimelerin sustuğu yerde...

Kelimelerin sustuğu yerde...
 

Aşkın bittiği yerde kelimeler de susuyor. Soruyoruz birbirimize, emin olmaya çalışıyoruz iyi olup olmadığımızdan. Oysa biliyoruz gözlerimize kederli bir bakış gelip yerleşmiş çoktan.Soruyoruz yine de...Laf olsun...

Uzun sessizlikler hüküm sürüyor şimdi. Aşkın bittiği yerdeki o yarı karanlık sınırdayız. Geri dönüp, o eski, huzursuz alana dönmek eğilimindeyiz belki.Önümüzdeki yalnız, karanlık yol içimize korkular salıyor.Bunca zaman birlikte yürünen o geniş aydınlık yolun anısı kalmış sadece.Yol daralmış ve sığamaz olmuşuz ikimiz. Kimi zaman birbirimizi sürüklemişiz o daracık yolda. Şimdi ise kaçınılmaz gerçeğin tam ortasında öylece kalmışız. Vedalaşmak için bulunmayan kelimeleri arıyoruz. Hepsi yitik...

Ve susuyoruz uzun uzun. Ortada tedirgin eden bir sessizlik.Tek sözcük söylemiyor. Hep ertelediği yüzleşmeyi kabullenmiş gibi. Biliyor olmalı böyle olacağını. Mutlaka biliyor olmalı. Bu görmezden geldiği gerçekle savaşmaktan yoruldu belki. Kabullenişi öyle sessiz...

Biliyorduk belki de en baştan biteceğini. Biteceğini biliyor ama zamanından emin olamıyorduk. Şimdi o zamanın gelişini, sessiz bir kabulleniş ve içimizde kalan ince bir sızıyla karşılıyoruz. Farklı yollara gideceğiz birazdan.İçimizde elini kaldırıp veda bile edemeyen yabancıları alıp götüreceğiz kendi geleceklerimize. Hoş bir anı olarak kalacağız farklı şehirlerde nefes alan ve hayatını sürdüren...

Şimdi vakti geldi bu derin susuşların. İki ayrı kentte, iki yabancı hala nefes alan... İki ayrı kentte iki yabancı uzun uzun susan...

RESİM: Chidi Okoye

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bu yazın biraz tanıdık geldi bana..ama tüm bırakıp gitmeler tanıdık değilmidir aslında dedim kendime..bu genelde hepimizdemi var soruya cevap aramak ne ..hep yasanmışlıkları hatırladığımda şu aklıma gelir veya a.kaaynın yıkarmı sanıyorsun beni bu yalancı ayrılık derim.. çoğu kez yalnızlaga atarım kendimi müzik dinlerim ama kulagım o koridorlardaki ayak sesini bekler hep..sen hiç sırf uzaktan sevmek zorunda kaldıınmı ..veya görse kollarına atılacağını bildiğin için saklandınmı. veya 240 km den kısa sürede izmire gidipte çorbacı seboya karşıdan baktınmı.sanki vapurlar umurundaymış çasına dikkat çememek için vapurlardan inen insanlar kalabalığına baktınmı.. aşk yalnız da olsa tek kişilik değildir..ama yasanmaya değer.

Trapper 
 25.02.2007 17:30
Cevap :
Sevgili Trapper, Aşk elbette yaşanmaya değer.Eğer böyle olmasa sonundaki o içimizi yakan acıları bile bile göze alır mıydık, "ne olursa olsun umurumda değil" der miydik...Ama kelimeler susuyor işte, susuyor ve kanatıyor kalbimizi...Sevgiler...  25.02.2007 21:29
 

"..aslında ne çok şey söylenir susmalarda. Gerçek kendin olursun, tüm elbiselerinden yoksun, çırılçıplak, savunmasız bir bebek gibi olursun. Aracı kullanmadan, kelimelerin bencilligine yakalanmadan susarsın. Boşluga konuşursun susarak.... Bilirim acı verir bazen susmak, konuşmak istersin kelimeler bogazına dügümlenir, her şey bitmiştir aslında, ne kelimeler ne de suskunluk bir işe yarar..." bu da benden sana ithaftı:)sevgiler..

mehmet selim 
 13.02.2007 1:56
Cevap :
Sevgili Mehmet Bey, Çok ama çok şey söylenir susmalarda. Bilmez bunu çoğu ama sanki bir çığlık yükselir içinden...Acı...Hem de çok acıdır susmalar...Kelimeler cam kırıkları gibi batar içine...Bitmiştir ve cam kırıkları hep batar içine artık...Çok çok teşekkür ederim bu güzel ve değerli kelimeleriniz için.Sevgiler...  13.02.2007 8:51
 

Çay bardağında Bırakılan dudak payı/Kadar bile Uzak kalamam gözlerine / Yakın olsun isterim/ Ellerime ellerin/ Yanındaki beton binaya/ Yaslanması gibi köhne bir evin ''Seni bir çivi gibi çaktım çünkü beynime/ Ve toplayıp/ Bütün kerpetenleri/ Attım denize..'' diyor ya Sunay Akın?.. Bazen tüm kerpetenler boylamış olsa da denizin dibini, ortadaki aşkın tüm dişlerini dökme pahasına çekilebiliyor çiviler dişlerle..Olsun..Dişleri dökülmüş olduktan sonra neye yarar ki o aşk?.. Sana süt dişleri bile çıkmamış nice taze aşklar temennisiyle arkadaşım ;))

Leyla ÖNDER 
 11.02.2007 1:05
Cevap :
Canım Leylacığım, Bilirsin bazen canın yana yana vazgeçersin.Elinde kalan sadece içi boşaltılmış bir hayaldir. Dediğin gibi dişleri dökülmüştür.Güzel dileklerin için çok teşekkürler Leyla'cığım.Sevgiyle kucaklıyorum seni...  11.02.2007 12:02
 

önceki aşama var. Yani susmadan önceki, konuşur gibi görünüp konuşulamayan haller. Cemal Süreya ne güzel söylemiş: Sesinde ne var biliyor musun/Söyleyemediğin sözcükler var. Ellerine sağlık...

ni 
 08.02.2007 23:59
Cevap :
Sevgili Nihalcim, Sesinde söyleyemediğin sözcükler olması gibi kötüdür kelimelerin susması...Artık ne söylenecek bir sözün, ne içinden gelen bir cümle kalmıştır...Geriye kalan derin bir sessizliktir...Çok teşekkür ederim Nihalcim...Kucak dolusu sevgiler...  09.02.2007 8:24
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1085
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster