Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
486
 

Kendinleştirmeye dair (Çilek'le Patates'in aşkı)

Her ikisi de Kırşehir'in aynı mahallesinde beşer yıl arayla dünyaya geldiler.

Babası, oğluna Çilek dedi, "Kollarıyla her yana yayılsın diye"; babası kızına Kiraz adını verdi, Kırşehir'in bozkırına inat ateş gibi olsun diye.
Çilek, Kirazdan beş yıl önce dünyaya gelmişti, çocukken oynadığı oyunlarda kuralları hep o koymak isterdi. Kiraz ise kuralları başkaları tarafından konulmuş oyunlarda oynamak isterdi.

Büyüdüler, Çilek Kiraz'ın ateş kırmızısına aşıktı, elini çabuk tutmalıydı, o onun olmalıydı. Kiraz benim elimde büyüdü diyecek kadar körpeyken evlendiler. Çilek, Kiraz a kendisini kendinden çok sevdiğini söylüyordu (Aslında Kiraz'ın ateş kırmızısını kıskanıyor ve kendinden başka hiç bir şeyi sevmiyordu).

"Seni seviyorum Kiraz";"Senin yerine ben çözerim", "Sen bir yere gidemezsin, ben seni alıp götürürüm", "Senin için en iyisini ben bilirim" diyordu. Çilek kendi dinlediği şiir ve şarkıları şayet kendisi etkilenirse "Dinle ve etkilen", "Ye, otur ve sadece nefes al" diye tümceler kuruyordu. Kiraz'a göre ise eşi tarafından çok seviliyordu.

Çilek, doğası gereği hep biraz daha ileri gitmeliydi, ona bu istila yetmiyordu; o kadar bencilleşti ki, Kiraz'ın ateş kırmızısını o kadar kıskanıyordu ki Kiraz'dan başını kapatmasını istedi.

Çilek, Kiraz'la güneşin arasına böylece bir branda çekti.

Zamanla Kiraz, o güzelim ateş kırmızısını kaybetmeye, çürümeye başladı. Dönüşüm başlamıştı; Çilek'in bencil aşkı onu dalından toprağa düşürdü; artık Kiraz Patates'e dönüşmüştü. Canlı hiçbirşeyi, ruhu, düşüncesi, kırmızısı, tepkileri, sevinçleri yoktu. Herşeyi onun adına düşünen, yapan, yaşayan, kocası Çilek vardı.

Çilek, yayılmacı ve uzun kollarıyla Patates'i hapsetti, güneşini aldı, kırmızısını çaldı ve bunları sevgi adına yaptı.

"Patates Kiraz", hayatına (buna hayat denirse) Çilek'in kolları arasında devam ediyor. Şimdi aile toplantılarında, içinde tek canlı kalan tarafından gezgin (abdal) Neşet Ertaş'tan bahsediyor ve 'aile toplumun çekirdeği' diyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok merak ettim gerçekten böyle bir aşk (aşk demeyeyim de tutku diyeyim en iyisi) var mı etrafınızda yoksa hayal ürününüz mü? Her satırı dolu dolu okuduğum güzel bir yazıydı, tebrikler.

martimur 
 29.05.2008 19:29
Cevap :
ya martimur ne aşkı ne tutkusu.bu öyküde aşk ya da tutku yok.başlıgındanda anlaşılacagı üzere egoist bi kendinleştirme var ve bunun sevgi adına yapıldıgı söylemi.bu olsa olsa kendine aşk olur.ama aşk bu degildir.aşk karşındakinde kayboluştur.aşk karşındakinin sırtına yapışıp asalakça kendini varediş degildir.  25.06.2008 11:20
 

Çileğin de kırmızısı güzeldir. Ne garip aslında, kiraz da çilek de kadını anlatır bana göre... Sevgilime çileğim derdim:-) Art niyetsi kız:-) Yani senin anlatımınla sarmaşıklıklığına değil, kızıl lezzetine... Mecnuna söylediklerime devam:-) Çok güzel yazacaksınız siz... Hoşçakalın şimdilik...

yeşilsoğan 
 29.05.2008 19:08
Cevap :
Art niyetsi bir soru sorabilirmiyim?Mecnuna karşı bu hassasiyetiniz neden?Çilek ya da kiraz sevgilinizdi de siz mecnunmuydunuz?Mecnun satmadıda satıldımı?Bu arada bütün yazılarınıza bayıldım.takıntılar ancak böyle güzel ifadelerle böyle muhteşem ürünlere dönüşebilir.teşvik ediciliginize teşekkürler.yanıtım biraz geç oldu tembelliğime verin.  25.06.2008 11:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 593
Kayıt tarihi
: 16.05.08
 
 

1971 Batman doğumluyum. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Grafik Bölümü mezunuyum. Şu anda Maliy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster