Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '15

 
Kategori
Yolculuk
Okunma Sayısı
112
 

Kent ve Yaşam: Londra

Kent ve Yaşam: Londra
 

Kilometrelerce öteye gidip, döndüm bir kez daha köşeme…

Dünyanın en büyük iş merkezlerinden biri olan Londra’daydım bu defa. Hani şu meşhur İngiliz oyununun kurgulayıcılarının arasından geçtim. Kraliyet sarayının kapısından içeriye “kraliçem size iftara geldik” diye seslendim, hiç kimse cevap vermedi. Biz de arkadaşlarla saray bahçesinin çevresinde bir tur atıp şehrin yemyeşil sokaklarına doğru ilerledik. Şaka bir yana, Londra sarayları, kuleleri ve şatoları ile ihtişamlı bir şehir görecek çok şey var.


Geçtiğimiz günlerde akademik bir etkinlik için Londra’daki Kingston University Business School’daydım. Kingston Üniversitesi Avrupa’nın ilk 50 işletme okulundan birine sahip. Toplantı süresince dünyanın dört bir yanından katılımcılar ile tanışma fırsatını bulduk. Çok keyifli tanışıklıklar yaşadık. Akademik yayın yapmanın en sosyal ortamı sempozyum ve kongrelerde oluşuyor. Londra’da katıldığımız ICCMI 2015, 3. Uluslararası Karşılaştırmalı Pazarlama Konuları Konferansı’nı İngiltere ve Yunanistan’daki iki üniversite her yıl sırasıyla farklı bir şehirde düzenliyor. Toplantı, bir sonraki yıl Girne’de yapılacak, ve tabii ki orada olmayı düşünüyorum.


Uluslararası pazarlarda yer bulma savaşı veren binlerce firma için yeni taktikler geliştirmek bu konferansın ana temasıydı aslında. Sosyal Bilimler’in Ar-Ge çalışmaları bu tür etkinliklerde yapılıyor. Bir yanda insanoğlunun materyalist yaşama kapılmışlığı, diğer yanda sosyal sorumlulukların göz ardı edilmemesi zorunluluğu yeni projelerde daha sağlam bir şekilde gündeme geliyor.


Toplantının kapanış konuşmasında pazarlamanın dünyada bir bilim dalı olarak kurulmasında önemli isimlerden biri olan Profesör Michael Baker’ı dinleme şansımız oldu. Kendileri ile konuşma bitiminde yaptığım görüşmede ilginç bir tesadüf ile onun da doktorasını iktisat alanında yapmış olduğunu öğrendim. Konuşmasının tümünde ekonominin temel kavramlarına değinmiş olması dikkatimden kaçmamıştı. İyi bir pazar olmadan ekonomiden söz edilemez ki, öyle değil mi?


Kültürün, paranın ve malın ortak değiş tokuş noktası, pazar. Dürüstlüğün pazarlamanın ana ilkesi olduğunu belirttiği konuşmasında Dr. Baker, sosyal faydanın önemini defalarca vurguladı. Esasen benim de çalışma alanım olduğu için bu konuyu işlemesi beni ayrıca memnun etti. Ekonomi, ihtiyaçlar, tatmin, para ve harcamadan daha fazlasını ifade ediyor. Bir de sosyal fayda var diyor Baker. Şüphesiz, aktif nüfus olarak hepimiz birlikte üretiyoruz bu sosyal faydayı. Bir sürü şamatanın arasında farkında olmadan hava gibi hayati bir unsur olarak karşımıza çıkıyor sosyal faydanın etkisi. Pozitif ya da negatif, iki yönde de etkisi olabiliyor. Örneğin, daha fazla otomobil satın almak, diğer yanda hava kirliliği, trafik ve borç üretmek demek. Bunun için kimi suçlayabilirsiniz ki? Bir pazar unsuru olarak alıcılar da, satıcılar da, üreticiler de kabahatli. O nedenle “social good” burada topluma sunduğunuz bir dışsallık etkisi gündeme getiriyor. Ambalaj malzemelerinin kullanımı zorunlu bir tüketim ihtiyacı. Lakin, çöpünüzü sokaklara atmayın diye insanlara kim laf anlatacak, çöpler nasıl doğaya karışacak ve bu sorumsuzluğun bedelini kim ödeyecek? Yüzlerce örnek gösterebiliriz. Aslında pazardaki her ürünün bir de sosyal fayda boyutunun düşünülmesi gerekiyor. Üretim ve tüketimin üçüncü boyutu, sosyal fayda.


Toplantıdan kalan zamanda gördüğüm kadarıyla Londra’da sokaklar güvenli, insanlar çok yardımsever ve dost canlısı. Birgün giderseniz benim için Richmond’dan kendinize bir şapka alın, içimde kaldı doğrusu. Pırıl pırıl sokaklarda yürüyüp, Richmond’da konaklayarak, metrosunun tüm karmaşasına rağmen yol alarak akademik tecrübelerimde bir adım daha ilerledim. Araştırmacılığın en sevdiğim tarafı bu heyecanı yaşamak, o enerjiyi solumak ve bunu çalışmalarıma yansıtmak. İlerleyen çalışmalarda da bu keyfi alarak devam edecek ve sizlerle paylaşmaya gayret edeceğim.


Sıcakların sultan üzümünü lezzetlendirdiği şu günlerde bağ ve bahçelerin bereketli olmasını diliyorum.


Not: Uzun süre yazılarıma ara vermem nedeniyle beni affedin dostlarım. Bu dönemde bir dostumu kaybettim, biraz da iş dışında da yoğunluk var, fırsat oldukça yazılarımı sürdürmeye çalışacağım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 624
Kayıt tarihi
: 07.04.10
 
 

Sazsız söze ezgiler diziyoruz, birer birer. "Kim" olduğumuzun belli olmadığı bu dünyada K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster