Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '12

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
6008
 

Kimlere aşık oluyorsunuz?

Kimlere aşık oluyorsunuz?
 

Genelde kimlere âşık olursunuz?

Fiziksel anlamda değil.

Huy, karakter ve yaradılış anlamında, kimlere âşık oluyorsunuz?

Hiç dikkat ettiniz mi?

Ben ettim.

Mesela ben kendimi bildim bileli, istisnasız hep aynı karaktere sahip erkeklere âşık oluyorum!

Bu senelerden beri hep kafama takılan bir konuydu. Neden aynı yaradılışta erkeklere âşık oluyordum?

Çevreme baktığımda arkadaşlarımda da durum aynı. Mesela kaybetme korkusu olan arkadaşım, sürekli onu terk edecek, onunla ilgilenmeyecek erkekleri hayatına çekiyordu. Aldatılma korkusu olan bir arkadaşım, daima onu aldatan erkekleri hayatına çekiyordu.

Seda Diker’in son kitabını okuyunca eksik parçalar tamamlandı.

Kime âşık olacağımıza bilinçaltımız karar veriyor.

Seda Diker, “Aslında Giden Erkek Yoktur” kitabında bu konuya o kadar güzel anlatmış ki, ben de sizlerle paylaşmak istedim.

Kime âşık olacağımıza bilinçli zihnimiz değil, bilinçaltımız karar veriyor.

Ve bunu her zaman içinde bulunduğu eksiklik duygusuyla yapıyor. Karşımızdaki insandan bu eksikliği tamamlamasını istiyoruz.

Beni sevsin, bana ilgi göstersin, beni değerli hissettirsin, bana şunu alsın, bunu alsın, bana ait olsun... v.s.

Karşımızdaki kadın/erkek bunları yapmadığı zaman aşk bitiyor zannediyoruz. Bizi sevmiyor sanıyoruz ve aşkımız azalıyor. Acı çekiyoruz. Sonra hop, bir başka aşkın peşinden koşmaya başlıyoruz.

Sonra, bilinçaltımız aynı eksiklik duygumuzu bize yaşatacak birini daha hayatımıza getiriyor… Bu döngü devam edip duruyor.

Oysa kendimize değer vermediğimiz için bunca beklentiye giriyoruz.

Kendimizi sevebilsek, başkasından bunu ille de talep etmeyi bırakacağız. İşte o zaman mucizevî bir şey yaşayacağız ve sadece karşımızdakini sevmek bize yetecek.

Duygularımıza karşılık ne kadar geliyor diye hesaplamayı bırakıp sevmekten sadece haz alacağız. İnsanlar bize daha fazla ilgi ve sevgi gösterecek. Tam da buna ihtiyacımız kalmadığında...

Ve işte o zaman şunu fark edeceğiz: Gerçek aşk, Yaradan'a duyduğumuz aşk, ilahi aşk. Bu duygumuz bilinçaltımızda hâlâ kayıtlı. Ve insanlar bu duyguyu hatırlayabiliyor.

Ayrılık acısının bu kadar büyük olma sebebi de ruhun Yaradan'dan ayrılarak ilk kez bedene girdiği andaki ayrılık acısını hatırlatmasından.

Karşımızdaki kişiden hep bu duyguyu talep ediyoruz aslında ve bulamıyoruz... Ve Yaradan'dan ayrılıp bedene girince, değersiz olduğumuzu düşünüyoruz.

Kaybettiğimiz değeri, bize âşık olduğumuz kişi versin diye uğraşıp duruyoruz.

Aşka âşık olmak demek, devamlı sevilmek istemek, pohpoh istemek, onay istemek demek.

Bunu yeterince veremeyen biri varsa ya onu bırakıyoruz ya da öyle bir kafamızı takıyoruz ki hayatımızı yaşayamaz hale geliyoruz.

Kendi içimizde Yaradan'ın varlığını fark ettiğimizde bu da geçecek.

Sadece sevmenin hazzına varacağız...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

merhaba nilgün abla sizi telden rahatsız ettim ama burdan ulaşamadım bir türlü o yüzden kusura bakmayın sizin iyi niyetinizi suistimal etmek istemedim hiçbir zaman en kısa zamanda sizinle görüşmek istiyorum inşaallah

Havva Yılmaz 
 15.12.2014 12:37
 

Değerli A. Nilgün Aktaş, Neden her seferinde aynı çiçeği seçeriz? Bunun en bilinen sebebi, insanların kendilerini-davranışlarını-tekrar etmeleridir. Burada duygusal bir varlık olan insanların duygularının kararlarında etkili olmalarıda bulunmaktadır. Ve bu kararlarımızda önemli belirleyiciler olan kişilik ile aklımız nerede konumlanmaktadır? Bilindiği gibi kişiliklerimiz, aklımızdan evvel oluşmaktadır. Anlaşılması gereken, kişiliğimizin aklımız üzerinde daha fazla etkin olduğudur. Bu nedenle duygular iş başına gelince aklımız dışarıya çıkmaktadır! Toparlarsak; İnsanlar lastik misalidir, kaç kez uzatırsanız uzatınız hep aynı merkeze geri gelmektedir. İnsanlar mutlu değil, haklı olmak istediklerinden de, her seferinde aynı çukura girerek, yukarı çıkacaklarını zanneder bunda ısrarcı olurlar. Ve "Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur." Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 06.02.2012 16:21
Cevap :
Merhaba Canmehmet bey, insanın sürekli aynı davranışları tekrar etmesinin nedeni de bilinçaltı kayıtlarından kaynaklanmaktadır. Bilinçaltındaki düşüncelerimiz ne ise, biz hayatımızda da sürekli onu deneyimleriz. Çünkü bilinçaltındaki duygularımızın çekim gücü çok yüksektir ve kısır döngü şeklinde aynı olayları bize yaşatır durur. Zira, bilinçaltı zihnimiz ise 0-6 yaş arasında aldığı kararları tüm hayatımız boyunca uygulamakla yükümlüdür. Dolayısıyla ben de kitabın yazarı Bilinçaltı Uzmanı Seda Diker Hanımefendiye katıldığımı söyleyeceğim. İnsanların aşık olma nedenleri haklı olmak istemelerinden değildir. İnsanların devamlı aynı karekterdeki kişilere aşık olma nedeni, psikolojiktir ve bilinçaltımızdan kaynaklanmaktadır. Bizde var olan bir eksiklik duygusu ile sürekli aynı tarz kadın veya erkeklere aşık oluruz. Teşekkür ederim yorumunuz için, saygılar, sevgiler sunarım.  06.02.2012 17:11
 

Nilgün Hanım, Şunu anlayamıyorum, örnek verirseniz sevinirim. KENDİNİ SEVMEK NE DEMEK? Bir insan kendini nasıl sever? Kendini sevmek, insanın kendini bir şekilde ödüllendirmesi ile mi olur? Kendini sevmek nasıl olur?

Hüseyin Okan Durmuş 
 06.02.2012 13:18
Cevap :
Merhaba Hüseyin Bey, elbette hemen anlatayım. Kendini sevmek, kendine değer vermek, kendine özen göstermek demektir. Hani birine aşık olursunuz ve onu el üstünde tutarsınız, ona laf söyletmezsiniz ya, işte aynen öyle davranmak kendinize. Kendinizi el üstünde tutmak demektir ve harika bir duygudur. Ne yazık ki toplumumuz hala kendini sevemeyen insanlarla dolu. Kendini sevmeyi bilmeyen bir insan, karşındakini nasıl sevsin? İşte bütün mesele önce kendinizi değerli hissedip, yürekten sevebilmek Hüseyin Bey. Anlatabildim mi acaba ? Sevgiler, selamlar.  06.02.2012 14:04
 

Sevmeyi bilseydik, işe önce kendimizden başlamayı bilseydik... Acıyı çekmesini bilseydik, razı olsaydık, değer bulsaydık baştan... Beklentisiz, bütün ruhumuzla sevebilseydik... Elbette biz de sevilsek iyi olur ama aşk onun seni sevip sevmemesi ile ilgili bir şey değil ki. Eğer onunla anaları paylaşabilme imkanın varsa, yaşadığın her anın kıymetini bilmek, yeterli... Değil mi?

Ahmet KARAKAYAN 
 03.02.2012 12:20
Cevap :
Merhaba Ahmet Bey, ne kadar haklısınız. Zira değişim önce kendimizden başlar. Biz değişirsek karşımızdaki insan da değişir. Biz sevmeyi bildiğimiz oranda seviliriz, saygı göstermeyi bildiğimiz oranda saygı görürüz ve ve en önemlisi belki de. Ne zaman ki karşılık beklemeyi bırakıp sadece sevmeye ve aşka odaklanırsak işte o zaman gerçek aşkı yaşarız. Doğru söze ne denir ? Saygılarımı sunuyor, bu güzel yorumunuz için yürekten teşekkür ediyorum. Selamlar, sevgiler.  03.02.2012 14:12
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 559
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8169
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster