Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '13

 
Kategori
Beslenme
Okunma Sayısı
3060
 

Kışın domates yemenin faydaları

Kışın domates yemenin faydaları
 

msn den


Mevsim göz önüne alındığında; mayıs ayından itibaren doğal olarak yetişen sebze meyveler sırayla yetişmeye başlar. Bezelye, kiraz, dut ilk doğal olarak yetişen turfandalar. Haziranda taze patates, taze fasulye ve kabak doğal ortamda meyve vermeye başlar. Daha sonra temmuz başlarında burnu kızıl eriği ve peşinden mürdüme eriği derken, patlıcan biber ve salatalık yetişir. Tabi bunlar tamamen doğal ortamda dışarıdan müdahale edilmemiş tarımdır.

Eğer bu meyve ve sebzeler kendi ürün verme süreleri içinde tüketilirse o yıl insan bedeni mevsimlere kendini daha kolay hazırladığı ispatlanmıştır. Örneğin kışın seralarda yetiştirilmiş domates, biber ve salatalığın insan vücuduna verebileceği hiçbir fayda olmadığı da ispatlanmıştır.

Uzmanlar; mevsiminde tüketilmiş gıdaların vücut direnci ve bağışıklık sistemini en iyi dengeleyen beslenme prensibi olarak altını çiziyorlar. İyi ve düzenli beslenmeden kastedilenin, asla her şeyin bol miktarda tüketmek olmadığı, 20 gün kadar olgunluğunu koruyan burnu kızıl eriğinin ve kısa süren mürdüme eriğinin bu dönem içinde günde üç tane yenmesi bir yıl boyunca yeterli olacağını belirtiyorlar. Domatesin bir yıl boyunca tüketilmesine hiç gerek olmadığını ve sadece mevsiminde alındığı kadar miktarın bir yol boyunca vücuda yeterli geleceği hususunda bilimsel kanıtlar mevcuttur.

Ayrıca; yaratılış olarak İnsanoğlunun organizmasının bu besinlere kendi yetişme döneminde ihtiyaç duyduğu ve tamda o zaman tüketilmesi gerektiği konusunda her çevre hem fikir.

Günümüzde her gıdaya ulaşabilen tüketim toplumu, beslenme adına vücudunu çuval gibi doldurmaktadır.

Hz. Muhammet SAV. “Mideni üçte bir yemek, üçte biri su, üçte bir boş olmalıdır” derken bu günün biliminin yeni anlayabildiği bir gerçeğin altını çizmiştir.

Ortalama bir lokantada yemek yemenin incelikleri bize özgülükten ziyade, görgü adıyla başkalarından ezberlenmiş ama bizim ölçülerimizle ölçülmemiş alışkanlıklarla değişmiş.    

Yemekten önce menü dışı soğuk mezelerle sofra dolduruluyor. Çoğu bilimsel beslenme kriterlerinin dışında olmakla berber Avrupai olması pahasına, milletimize özgü yemek kültürü büyük ölçüde dışlanmış. “Yemek öncesi aperatif ne alırsınız?” sorusunun cevabı, hafif ve pahalı bir kırmızı şarap olmuş, birlikte gelen soğuk mezeler masada yer kalmıyor. Sonrasında ızgara balık veya şarapla terbiye edilmiş ördek yada bıldırcın olabilir (İskandinav modeli).

Avrupai giyim ve davranış döneminden kalan “Avrupalılar yapıyorsa moderndir” kanıksamasının zaman içinde günlük yaşama eklediği ezber alışkanlıklar, zaman içinde geleneksellik kazanmış olabiliyor. Alışkanlıklar “herkes yapıyor” un verdiği, akıl ve mantıktan süzmeye gerek olmadığı rahatlığı ile zamanla yerleşen davranışlardan olup çıkıyor. 

Milletimizin yemek kültürü ve damak zevkini, Türk milletinin mizacını ve değer ölçülerini direkt olarak etkilediği bilimsel literatüre girmiş bir realitedir.

Dünya beslenme forumlarında ve kongrelerinde, beslenme alışkanlıkları İnsanın mizacından alında, bedensel ve ruhsal bütünlüğünün ömrünce sürdürülebilirliğini belirleyen temel unsurdan sayan sunumlar görmezden gelinemez.

Eldeki yazılı eserlerden anlaşılacağı üzere; Türk Milletinin yemek kültürü, damak tadı ve beslenme alışanlıkları, Karahanlılar’dan  Selçuklu’ya, Selçuklu’dan Osmanlı’ya, Orta Asya Türk gıda kültürüne dayalı. Bu yüzden Türk Milleti kendine özgü mizaca sahiptir.

Örneğin aile algısı tüm Dünya Milletlerinden farklı olduğu gibi, evdeki eş ve Anne algısı ile çocuk algısı candır, her şeydir, uğrunda ölünebilecek değerdir. Dinimizde de, ailesini korumaya çalışırken ölen evin erkeği şehit sayılmış, hukuktaki nefsi müdafaa kavramına temel olmuştur.

Bir çok bilim adamımız bu konuyla ilgili yaptığı çalışmalarını kitaplaştırmış ve iddialarını destekleyen somut bilgiler ortaya çıkarmışlardır. Çağımızın önemli hastalıklarından sayılan beslenme bozukluklarının, Avrupai ezber alışkanlıklar yaygınlaşmadan, Ülkemizi sarmalamadan önce ne kadar az olduğu bilinmektedir.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 186
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 542
Kayıt tarihi
: 01.06.08
 
 

Yerel bir gazetede yazıyorum. Okumayı severim, şiir okumayı severim. Emekli işçi olarak sosyal ak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster