Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ekim '12

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
1523
 

Kişisel gelişim: Hayatın anlamı

Kişisel gelişim: Hayatın anlamı
 

Ve bir gün gelecek “Hayata Atılacaksınız.” Ne demek bu? Artık eğitiminiz bitmiş;  o kadar uğraşma, didinme ve bir iş bulmuşsunuz… Para kazanmaya başlamışsınız…

O günler çok çabuk geçer. Bir gün ve belki de her gün kendinize sormaya başlarsınız. “Bu muydu? Bu parayı kazanmak için mi bu çaba, bu kendini parçalama! Hayatın anlamı bu mu?”

Kuşkusuz hayatın anlamı o değil. Hayatın bir gerçek anlamı daha var. O da karşına çıkınca, ayaklarının titremesinden; sesinin kısılıp anlamsızlaşmasından anlarsın. İşte karşıdaki insan, belki de hayatına anlam katacak  bir “Güzel İnsan”dır. Eğer işler güzel güzel giderse; sizde tercih edilirseniz; iki hayat birleşir ve yeni bir hayatı  oluşturmak için  elbirliği yaparsınız.  Ve  mutlu olmak için kerevete çıkarsınız… Ya mutlu olunmazsa… Yine o soru karşılarına çıkar: “Hayatın anlamı ne? Sevmediğiniz, istemediğiniz bir hayatı, yaşamak  ve katlanmak mı?”

Çoğunun hayatı “KATLANMAK” üzerine kurulur. Kötü bir öğretmene katlanmak; kötü bir işe katlanmak; kötü bir patrona katlanmak; ve sonunda o da olur; iyi bir eş diye seçtiğiniz insana, katlanmak zorunda kalabilirsiniz. Ne zamana kadar. Çekerseniz belki ölünceye; belki kafayı üşütünceye kadar… Çünkü, bazen işler son derece ciddidir; karşıdaki insanın çekilecek durumu yoktur ve çekip gidilmelidir. Eğer  gitmezseniz ; enayiliğinize doymayın; o insan size kendini  hayatınızın sonuna kadar taşıttırır. Bu da aptallığın en büyüğüdür.

Niye en çok, en sıkıldığımız anlarda, en kötü zamanlarımızda bu soru aklımıza gelir. “Bu hayatın anlamı ne? Ben dünyada niye yaşıyorum?”

Aslında kazanırken; kazançtayken, bu sorudan ne kadar uzaksınız; aklınıza bile gelmez. Ama ne zaman kaybetmeye başlarsınız; yavaş yavaş her şey elinizden kayıp gitmeye başlar; ev, arsa, birikintiler, fabrikalar… O soru aklınızın bir yerindedir ve tekrarlanır: “Hayatın anlamı ne?”

Bazıları bu soruya çok çabuk  yanıt verirler. Bir ev, bir araba, ve yeteri kadar para… (ama ne kadar?) . Bazıları ben hayattan hiçbir  şey beklemiyorum. Allah bana bir ömür vermiş, onu yaşayacağım, ve sonra sessiz sakin bu dünyadan Cennete gideceğim , diye kendi kendini inandırır ve bu minval üzere yaşarak, o güzel ömrünü bitirir.

Aslında inananlar için, hiç sorun değildir. “Bu dünyaya diye geldik, bunun anlamı ne?” sorusunun cevabı.  Onlar kolaylıkla : “Bu dünya bir sınav yeri, eğer Allahın isteklerine göre yaşarsan; öteki dünyada artık bu dünyada yasak olan her şey serbest ,”  diye yanıt verirler ve buna bütün ömürleri boyunca inanırlar. Hiç kuşkuları yoktur. Onlar hatta Cennetiala’nın kaçıncı katına çıkabileceklerini bile tahmin edebilirler. Öylesine kendilerine güvenirler. Hiç hata yapmamışlardır; insanları kırmamışlardır ; Allahın emirlerine uygun olarak yaşamışlardır. O zaman niye keder; neden sorgulamak. O kolay?

Ama bazı nabekarlar da hiç de dek durmazlar bu soruyu tekrarlayıp dururlar:  “Biz bu dünyaya niye geldik; hayatın anlamı ne?”

Bazı  Jean Paul Sartre; Albert Camus gibi  Varoluşçu   filozoflar bu soruya çok ters bir cevap vermişlerdir.

“Dünya aslında boş ve saçmadır. Dünyanın kendine göre başlı başına bir anlamı yoktur. Ona siz ne anlamı verirseniz ; aslında o anlamı kazanır…” İnsan olarak dünyada iyi insan olmayı da seçebilirsiniz; zalim olmayı da… O size bağlıdır.

O bakımdan dünyaya vereceğiniz anlam; dünyanın anlamı size bağlıdır. Bu anlamı başkasından beklemeyin.  Başkasının verdiği, eklediği her anlam, bir bakıma, ezbere bir anlam olacaktır, gerçek bir anlam değil.

Bu bakımdan, diğer insanları dinle; onların yazdıklarını oku; fakat hemen inanmak; yada tansıklaşmak yoluna sapma. Önce kendi aklından geçir şöyle. Kendi kendine sor: “Doğru  mu?” Ondan sonra, bu alandaki  yetkelere danış; ondan sonra karar ver. Ama hayat boyu kararlarını yeniden, yeniden gözden geçir.

Çünkü sana empoze edilen cevaplar; kalıp bilgiler, çoğu kez yanlış olabilir; yalan olabilir. Hele bir de kendi aklını kullan. Güvendiğin insanların akıllarını kullan. Belki onlar bu işin aslını sana daha iyi açıklayabilirler.

Çünkü öyle kalıp bilgiler vardır ki, seni ölüme çok yaklaştırırlar. Öyle  düşünceler vardır ki, seni insanlıktan çıkarır.

İnsan olan, hiçbir şeyi sorup, soruşturmadan; gerçek uzmanlardan öğrenmeden benimsemez. Benimsese bile, yeniden yeniden sorgulaması gerekir.

Bilimsel bilgi ancak, nice deneyimden sonra gerçeğe yaklaşır. Salt gerçek, var mıdır? Belki, ama ona yaklaşmak çok zordur.

“Hayatın anlamı ne?” Bu sorunun cevabını bulmak için, Fizan’a gitmeden önce; bu sorunun cevabını niye aradığını  kendi kendine sor… Belki de cevabını bulmaya hiç gerek yoktur. Cevabını bulmadan da yaşamak mümkündür. Ama anlamlı mıdır? Onu bilemem…

Merve Ballı Acar, Ünal Şeref bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Ceyhan, insanın bir çok konuda toplumdan bağımsız düşünemeyeceği kanısında olduğumu vurgulamak isterim. Arasıra sürü dışı olanların çıkması geneli pek etkilemiyor. Ama bu bir kişinin bile bir dönüşüm yapamayacağı anlamına gelmiyor kuşkusuz. Örneğin Martin Luther, Galileo farklı alanlarda devrimsel dönüşümler yapabilmiş ilim ve bilim adamlarıydı. İlginizi çekerse mutlak doğru üzerine yazdığım naçizane denememi paylaşmak isterim: http://blog.milliyet.com.tr/inanmak-ve-bilmek--inanc-ve-bilgi-uzerine-bir-deneme-veya-aforizmalar-/Blog/?BlogNo=259184 Saygılar. Not: Kafamda planladığım bir bloğu hızlandırarak en kısa zamanda yayınlamak ve bu şekilde bu bloğunuzun içeriğiyle örtüşen karşılıklı düşünce alışverişi yapmayı düşünüyorum.

Güz Özlemi 
 09.10.2012 11:02
Cevap :
O doğru . Genellikle bilincimizi ve düşüncelerimizi çevremiz ve dogmatik eğitimimiz biçimlendiriyor. Onun dışındaki sularda yüzmek çoğumuza korkutucu geliyor. Ve bilinmeyinin sınırlarından kaçıp duruyoruz. "Ağam ne derse, o doğrudur!" Düşüncesi içinde asırlar geçiyor. Ve asırlarca insanoğlu dünyayı düz olarak belliyor. Ondan sonda delinin biri çıkıp, dünya düz değil, eğridir, dedi diye boynunu vurmaya çalışıyoruz... Aslında her alanda bu böyle. Gösterdiğiniz kaynaklar için teşekkür ederim. Tartışmak isterim. Saygılar.  09.10.2012 12:03
 

Günaydın Hocam, aslında bir haftadır tam da bunları düşünüyordum. Yazınız ilaç gibi geldi. Öyle doğru anlatmışsınız ki...içsel yolculuk şart. Herkes yaşadıklarının nedenini önce içinde sorgulamalı. Her şeyin her sorunun cevabı kendimizde. İzninizle önerilerime ekledim,selamlar...

Merve Ballı Acar 
 09.10.2012 9:46
Cevap :
Sağol Merve Hanım. Bir çok şey sorgulanmaya değer. Ama sorgulanmıyor. belki de hataların büyüğü burada. Verilen algoritmalar olduğu gibi kabul ediyoruz. Oysa ne gibi karış formüller var. Biraz düşünmek gerekir.   09.10.2012 12:44
 

Hayatın anlamı; belki de bizim ona yüklemeye çalıştıklarımız... Yazdıklarınıza tamamen katılıyorum...

Burcu Ege Acem 
 08.10.2012 11:48
Cevap :
Teşekkür ediyorum. Bize durmadan bir şeyleri empoze etmeyi düşünürler; buna çalışırlar... Ama insanın akıllı olmaktan başka gidecek yolu yoktur. Saygılar.  08.10.2012 17:56
 

Kıymetli Üstat Erdal CEYHAN: Dünya ya gelip, gitmek arasındaki süreç yaşam dilimidir.Hayatı kolaylaştıran ve zorlaştıran, bu yaşam sürecine kural ve kaideleri ekleyen de yine İnsandır.Yaşam biçimini, şeklini kendisi tayin eder,İyilikler,güzellikler,çirkinlik ve kötülükler vardır.hangisini beğenmiş, hangisini tercih etmiş ise,katlanması gerek,kendi düşen ağlamaz.Güzel bir konu, ellerinize,yüreğinize sağlık.Selam ve saygılar sunuyorum.

Mehmet Burakgazi 
 08.10.2012 8:46
Cevap :
Değerli düşüncelerin için teşekkür ediyor. Başarılarınızın devamını diliyorum. Esenlikler.  08.10.2012 15:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 2579
Toplam yorum
: 10204
Toplam mesaj
: 237
Ort. okunma sayısı
: 739
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster