Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ekim '12

 
Kategori
Kitap
 

Kitap yazan tanıdığınız varmı?

Kitap yazan tanıdığınız varmı?
 

Türkiye de kitap okuma oranının düşük olduğunu hep söyleriz ama kitap yazma oranının çok çok düşük olduğundan hiç bahsetmeyiz. Çünkü  okumamak  biraz da olsa yadırganır da, kitap yazmamak hiç yadırganmaz. Bundan dolayı kitap yazanın yok denecek kadar az olduğundan hiç şikayet edilmez.

Bir toplumun gelişmişlik düzeyi okuyanın çokluğu kadar,  yazanın da çokluğu ile ölçülür.

Kısa sayılabilecek yaşamımızda yaşadıklarımızı, deneyimlerimizi mevcut ve gelecek kuşaklara aktarmak, en erdemli görevlerimizden biridir. Anıların “hatırda  kalacağına satırda kalması”, kalıcılığı açısından büyük önem taşır.

Şöyle bir geriye doğru düşünelim, ailemizde kaç kişiden geriye yazdığı bir kitap kaldı. Bırakalım bir kitap yazmayı, hatıra defteri bırakan kaç büyüğümüz var. Miras olarak arkalarında en azından yaşadıklarını anlatan bir  kitap bıraksalardı, hanlar apartmanlar bırakmaktan daha yararlı bir miras bırakmış olurlardı gelecek nesillere. Bıraktıkları han ve hamamlardan en fazla onlardan sonraki birkaç  nesil yararlanır ancak bırakılan bir kitaptan sonraki tüm nesiller yararlanır. Esas  tükenmeyen servet  bırakılan bu kitaplardır.

Kitap yazmak önemli bir meziyettir. Kitap yazan kişilere gerekli saygıyı ve desteği vermek gerekir. Bir çok dostla konuştuğumda çok konuşkan olmalarına rağmen yazmaya gelince bir satır yazı yazmakta zorlandıklarını söylediklerinde çok şasırdım. Demek ki yazmak ta ayrı bir özellik ya da yetenek gerektiriyor. Ancak yazma yeteneğiniz zayıf olsa bile söylediklerinizi yazıya dökecek birilerini bulup anılarınızı ve deneyimlerinizi kitaplaştırmanız mümkün. En azından bunu yapmak ve sonuçta anılarınızı gelecek nesillere taşımak önemli bir hedeftir.

Hayatınızı yazarlıktan kazanmıyorsanız bir kitap yazdığınızda genellikle ticari bir amacınız olmaz. Ancak kitabınız da okunsun istersiniz.  Kitabınızı okuyacak olanlarda tanıdıklarınızdır. Çünkü tanınmış bir yazar değilsiniz, kitabınız büyük reklamlar eşliğinde piyasaya çıkmaz. Kitabınızın yayınlandığını genellikle siz çevrenize duyurursunuz. Kitabınızın yayınlandığını duyan her dostunuz, bir nüshayı imzalayıp kendilerine takdim etmenizi bekler. Böylece kitabınızı alacak yegane kitle sizin kitabınızı almaz. Kitabınız başkalarının da umrunda olmadığı için kitabınız satmayan kitaplar katagorisine düşer ve yayıncınız nezdinde itibar kaybına uğrarsınız. İkinci bir kitap yazma yönündeki hevesinizde kırılır. Yazar, çoğu kez böyle kitap edinmiş dostlarının kitabını okumadıklarını da anlayınca çok daha büyük hayal kırıklığı yaşar.

Halbu ki dost diye bildiklerinizin temel görevi, kitabı alıp yazarına kendisi imzaya getirmesidir. Bu yazarı yüreklendiren, teşvik eden ve ona değer veren bir davranıştır. Yazarın kitabını okuyan dostları, iletişimde oldukları kişilere de kitabı tavsiye ederek, okuyucu kitlesinin artmasına katkı sağlamaya çalışmalıdır. Dostunuzun kitabının okunduğunu gören yazmaya istekli diğer dostlarınızı da böylece yüreklendirmiş olursunuz.

Tanıdığınızın kitabını okuduktan sonra muhakkak olumlu ya da olumsuz tüm görüşlerinizi yazara bildirmeniz, dostunuza en büyük destektir. Bu bildirimler onun gelişimine ve daha yetkin eserler üretmesine en büyük katkıyı yapar.

Yazmak ölümün elinden birşeyleri kurtarmaktır. Kurtaranlara destek olmak ve onları yüreklendirmek dostların temel  görevidir.

Erdener Ildız

19 EKİM 2012

 

 
Toplam blog
: 80
: 805
Kayıt tarihi
: 25.09.07
 
 

Elektronik yüksek mühendisiyim. Bilgisayarlı kontrol sistemleri üzerinde doktora yaptım. Bir  şirke..