Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '12

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
486
 

Silivri'de bir kaç saat

Silivri'de bir kaç saat
 

İş adamı, Hava Kuvvetlerinde görev yaptığı dönemde, birlikte bazı projeler yürüttüğü meslektaşının tutuklandığını duyunca şok oldu.

Hava kuvvetlerinden emekli olalı 23 yıl olmuştu. Bu süre zarfında arkadaşını  görme imkanı olmamıştı çünkü,  emekli olunca mesleğinden farklı bir sektöre girmiş, İstanbul’a yerleşmişti. Arkadaşı ise Ankara'da Hava Kuvvetlerine  elektronik sistemler yapan milli  bir kuruluşun başına  geçmişti. Çok başarılı bir elektronik mühendisi olan arkadası, İstanbul Teknik Üniversitesini bitirdikten sonra ABD’de doktora yapmıştı.

Hava Kuvvetlerinin Eskişehir’deki bir fabrikasında  iş adamının askeri mühendis olarak görev yaptığı dönemlerde, arkadaşı da  Eskişehir’de hava elektroniği konusunda uzmanlaşmış bir firmada çalışıyordu. Hava Kuvvetlerinin ihtiyacı olan bazı sistemleri, arkadaşının çalıştığı firma tasarlayıp üretiyordu. Bu çalışmalar sırasında iş adamı ile arkadaşı arasında güzel bir dostluk oluşmuştu.

İş adamı, arkadaşının Hava Kuvvetlerinin yan kuruluşu olan ve Hava Kuvvetlerinin milli ihtiyaçlarına cevap verecek sistemler üreten bir kuruluşun başına geçtiğini öğrenince çok mutlu olmuştu. Onun yönetiminde kurumun çok büyük başarılara imza atacağından şüphesi yoktu.

Ülkede değişik kurumlara yönelik hızla gelişen tutuklamalar gerçekleşirken,  arkadaşı da Balyoz Davası adı verilen bir dava  sonucunda tutuklanmıştı.

İş adamı, arkadaşını ziyaret etmek istiyordu. Bu insani bir görevdi. Ancak, arkadaşının hangi cezaevinde tutuklu bulunduğunu bilmiyordu.  Arkadaşının ağabeyine ulaşarak, Silivri'de tutuklu olduğunu öğrendi.

İş adamı, Silivri Cezaevi Savcılığı ile temasa geçti ve Silivri Cumhuriyet Başsavcılığından izin alması gerektiğini öğrendi. Savcılığa dilekçe ile müracaat edilince, 15-20 dakika içinde cevap verildiği ve sorun yoksa iznin çıktığı söylendi.

İş adamı, dilekçesini hazırladı ve bir cuma sabahı erkenden Silivri'nin yolunu tuttu. Silivri Adliyesine vardığında, doğrudan Cumhuriyet Savcısının olduğu kata çıktı, dilekçesini verdi. Dilekçeyi bir alt kattaki cezaevi savcılarına götürmesi gerektiği söylendi. Öyle yaptı. Dilekçeyi inceleyen savcılıktaki görevliler, tutuklunun, isimlerini  verdigi 3 arkadaşı dışında başka hiç bir arkadaşı ile görüşmesine izin verilmediğini söylediler. İş adamı bir şok daha yaşadı. Bir çok arkadaşı olan bir kişiye, -bu tutuklu da olsa-, sadece 3 arkadaşıyla görüşme izni vermek, mahkumiyetini katmerlendirmekten başka bir anlam taşımazdı.

Bir türlü aklı almıyordu böyle bir kısıtlamayı. Listedeki isimlerde tutuklunun değişiklik yapma yetkisi varsa, başka bir haftanın listesine girmek umuduyla, isimlerin değişim durumunu öğrenmek istedi. Aldığı cevap bir şok daha yaşamasına neden oldu çünkü, tutuklunun listede değişiklik yapma hakkı yoktu. Mahkumiyeti boyunca sadece bu 3 arkadaşıyla görüşebilecekti. Eğer bu 3 kişiden ölen olursa, yerine yeni bir isim verebiliyordu. Ya da, eğer listedeki kişi yurtdışına gitmişse veya bir yıl süreyle hiç ziyarete gelmemişse ve bunlar belgeli olarak kanıtlanırsa, ancak o zaman tutuklu, o kişinin yerine yeni isim belirleyebiliyordu.

Bir tutukluyu tutukluluk süresince sadece 3 arkadaşıyla görüşmeye mahkum etmek, tutukluyu cezalandırmanın da ötesinde, arkadaşlarını da cezalandırmak anlamı taşıyordu. Öte yandan, tutuklu bir arkadaşı ziyaret etmek gibi, bir insanın en doğal insani hakkını elinden almak, dışardakini de cezalandirmaktı. Yüreği burkuldu.

Üstelik, uzun tutukluluk süresince sadece 3 arkadaşı  ile görüşme izni vermek,  o arkadaşlara da haksızlıktı zira, tüm sorumluluk onlara yükleniyordu .  Her hafta ziyarete gitseler bir türlü, gitmeseler bir türlü..  Halbuki bu sorumluluğu diğer arkadaşlarının paylaşmasına  olanak  tanıması, örneğin her hafta farklı 3 arkadaşın ziyaret edebiliyor olması, daha adil olurdu diye düşündü.  Bu yaklaşım, hem tutuklunun hem de arkadaşlarının moralleri üzerinde  olumlu yönde etki  yaratırdı şüphesiz.

İş adamı, Silivri’de geçirdiği bu birkaç saat içinde anladı ki; özgürlüğü kısıtlanan sadece tutuklu değil, onun çevresindeki  dost ahbap  arkadaşlarının da , insani ve vicdani görevlerini yerine getirme gibi bir takım hak ve özgürlükleri ellerinden alınmakta...

Erdener ILDIZ

9  EKİM  2012 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 44
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 797
Kayıt tarihi
: 25.09.07
 
 

Elektronik yüksek mühendisiyim. Bilgisayarlı kontrol sistemleri üzerinde doktora yaptım. Bir  şir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster