Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ağustos '07

 
Kategori
Kültürler
Okunma Sayısı
15573
 

Kör olasan Suzan Suzi!

Kör olasan Suzan Suzi!
 

Yaşar Kemal “İnsan gökten inmez. Bir coğrafya üzerinde doğar. İnsan damgasını o coğrafya vurur” der. Yaşanan coğrafya insana damgasını efsaneleriyle, türküleriyle vurur.

Yılmaz Odabaşı’nın “Ey şehir/Yaralı yatağım benim/Birazdan aksam olacak/Karacadağ'dan kalkan kuşlar saçlarına konacak” ile anlattığı kadim kent Diyarbakır ise bu efsanelerden belki de en fazla nasiplenen kenttir.

Dicle o kadar çok hayat vermiş ve o kadar çok can almıştır ki, bu sebeple “Allah’a giden yol” olduğuna inanılır. Kentlilerin beddualarını da, dualarını almayı bilmiştir.

Rivayet odur ki kenttin zenginleri bir gün karar alır Dicle’nin can almasını engellemek için köprü yapmayı düşünürler ve ihtişamlı olması için de on gözlü olmasında karar kılarlar. On Gözlü Köprü yapılacağı sırada Diyarbakır'da çok zengin bir adam vardır. Fakat öylesine cimridir ki uşağı lambaları yakarken, her lamba için bir kibrit harcıyor diye, onu işten atmaktan bile çekinmez.

Bu köprünün yapımı için zenginler aralarında para toplamayı kararlaştırır. Ancak bu kararların alındığı toplantıya çok zengin olan bir o kadar da cimriliğiyle ün yapan o zengini “Nasıl olsa para vermez” düşüncesiyle çağırmazlar. Köprünün kendi katkısı olmadan yapılacağını öğrenen zengin adam ise buna çok kızar. Diğerlerine “Ben cimri değilim, israfa karşıyım, bunu kanıtlamak için de bu köprünün tamamını ben yaptıracağım, daha sonra yıkıldıkça yeniden onarılması için de köprünün orta ayağına, bir küp altın gömdüreceğim” der ve dediğini yapar.

Dicle’nin “Allah’a giden yol” olduğuna inananlar ise her Kurban Bayramı arifesinde Dicle’nin kenarına gelip bir kâğıda yazdıkları dualarını, isteklerini Dicle’ye bırakırlardı, on gözlü köprü yapıldıktan sonra bu töreni köprünün üzerinden yapmaya başlarlar…

Köprünün bir ayağı Diyarbakır’a bakarken diğer ayağı Kırklar Dağı’na bakar… Bir tarafında Karacadağ varken bir tarafında Gazi Köşkü…

Ama köprünün yapılması da alınan canları engelleyemez. Bu canlardan biri de Suzan’dır…

Diyarbakır’da Süryani bir aile yaşar. Bu ailenin, yıllar geçmesine rağmen çocukları olmaz. Ne yola başvurmuşlarsa kolları, kanatları kırılır, hayalleri suya düşer, ümitleri kırılır. Müslüman bir ailenin tavsiyesi ile Kırklar Dağı'nın arkasındaki kırklar ziyaretine gitmeye karar verirler. Varıp ziyarete adaklar adar, dilek tutarlar... Bir süre sonra nur topu gibi bir kız çocukları doğar, Suzan adını verirler. Bundan sonraki her yıl, kırklar ziyaretini ihmal etmez, kurban kesmeye devam ederler.

Suzan büyür, serpilir, hurilere taş çıkartacak bir güzelliğe ulaşır. Adil de yakışıklı mı yakışıklı, taşı sıktı mı suyunu çıkaracak kuvvete sahip Müslüman bir delikanlıdır. Eee boyu boyuna, huyu huyuna derler ya, Suzan kıza vurulur, Suzan da ona. Ama çekindikleri için söyleyemezler ailelerine bir türlü…

Günler ayları, aylar yılları kovalar. Suzan’ın doğum günü yaklaşır. Olacak ya! Suzan’ın annesi de hastalıktan yatağa düşmüştür. Adağı yerine getirmek için hizmetçileri gönderir Suzan’la beraber kırklar dağına. Adil yerinde durur mu? O da peşlerinden gider. Hizmetçiler dua ile adak ile uğraşırken, iki kor yürek sıyrılmış aradan. Bir tenhada can cananı bulur, iki can bir olur, tenler tanışır, dudaklar kaynaşır…

Ziyaret affetmez bu birlikteliği, çarpar ikisini de. Suzan On Gözlü Köprü’den aşağı Dicle’ye düşer, Adil affetmez kendini, aklını yitirir ve günün birinde o da dayanamaz Suzan’a kavuşmak için kendini bırakır Dicle’ye…

Adil’in Suzan’ın ardından yaktığı türkü ise bu güne kadar kalır. Türkünün birçok versiyonu olmasına rağmen orijinal versiyonun böyle olduğu düşünülür;

Kırklar dağı'nın yüzü
karanlık sardı düzü
Kör olasan Suzan suzi
ziyaret çarptı bizi

Köprü altı kapkara
anne gel beni ara
saçlarım kumlara batmış
tarak getir de tara

Köprünün orta gözü
sular apardı düzü
ben öleydim Suzan suzi
Dicle ayırdı bizi

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanların türküleri kendilerinden güzel, kendilerinden umutlu, kendilerinden kederli, daha uzun ömürlü kendilerinden. Sevdim insanlardan çok türkülerini. İnsansız yaşayabildim türküsüz hiçbir zaman. Kadınlarımı aldattım, türkülerini asla Hiçbir zaman aldatmadı beni türküler de. Türküleri anladım hangi dilde söylenirse söylensin. Bu dünyada yiyip içtiklerimin, gezip tozduklarımın, görüp işittiklerimin, dokunduklarımın, anladıklarımın hiçbiri, hiçbiri bahtiyar etmedi beni türküler kadar . Nazım Hikmet Ran

CAN EGT 
 19.08.2007 19:05
Cevap :
Eğitimci çok teşekkür ederim şiir ve güzel sözlerin için. Sağol...  19.08.2007 21:02
 

Sevgili Haluk, Yurdun en vahsi en guzel koseleridir,nacar yureklerin diyaridir dogu,turkuleri, turkulerindeki hikayeleri.Kimi turkuleri insanlarin hikayelerinden de guzeldir sairin dedigi gibi.Yasar Kemal'in romanindan bir pasaji okuyor gibi oldum.Nacar yurekler adina kalemine ve fikrine saglik....

CAN EGT 
 19.08.2007 18:51
 

bu türküyü ilk defa 3-4 yıl önce Diyarbakır mezunu bir meslektaşımdan duymuştum.İlgimi çekmiş sözlerinin tamamını ve hikayesini merak etmiştim.Hanife ne güzel söylemiş,hikayesi bizi türkünün kalbine götürdü, kalplerimi sızlatarak.Kalemine yüreğine sağlık.

izmirlim 
 16.08.2007 21:24
Cevap :
Ben teşekkür ederim, benim için de yeni bir deneme oldu. Kitaplarımı karıştırdım. Uzun zamandır görüşmediğim arkadaşlarımı aradım, daha fazla bilgi alabilmek için ve o kadar ilginç efsaneler ile karşılaştım ki, belki onları da yazıya dökmek kısmet olur.. Kal sağlıcakla...  16.08.2007 23:17
 

Sevdiğim bir türküdür...sağol yazdığın için..selamlar..

Fatma Köse  
 16.08.2007 20:45
Cevap :
Ben teşekkür ederim değerli yorumun için.. Benden de selamlar...  16.08.2007 23:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 196
Toplam mesaj
: 64
Ort. okunma sayısı
: 2781
Kayıt tarihi
: 17.02.07
 
 

1985 yılının bir Nisan sabahında (ki kendisi 15'i olur) sabah ezanından sonra (saat daha bizim kö..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster