Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '09

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
901
 

Koşulsuz sevgi

Koşulsuz sevgi
 

Bazı insanların bazı kitapların azımsanmayacak kadar ilişkilerde koşulsuz sevgiden bahsettiğini duyar, okuruz. Koşulsuz sevgi, insanlar arasında karşısındaki kişiyi olduğu gibi kabul etmek anlamında kullanılır çoğu kez...

Yanlış anlamayın buna karşı değilim, söyleyebilirler yazabilirler. Kişiyi eğer tüm özellikleriyle "görebilirsek" ki bu mümkün değildir çünkü kusur dediğimiz davranışlarda her zaman dikkatimizi çeker. Ya da kişi bir şeyi neden yapmıştır, bunu bilmek de biraz zordur. Alt nedenler bilinmez, sonuçla da kişiyi değerlendirmek sadece kişinin yorumudur. Bir insanın bir diğerini tam olarak anlaması ise gerçekten neredeyse imkansız gibidir. (Bazen terapistler bile anlayamıyor:))

Koşulsuz sevginin anne ile çocuk arasındaki bağdan oluştuğunu düşünüyorum. Çocuk küçüktür, anne büyüktür. Küçüğün hata yapma olasılığı vardır, büyüğün de onu affetme gücü... Çocuk hata yapar, anne ne olursa olsun onu affeder. Aradaki ilişki böyle devam eder. Suç işleyen çocuk bile anne için bağışlanabilir ya da kabullenebilirdir. Bunu ancak anne yapabilir.

İlişkilere baktığımızda her ilişki içerisinde bir alışveriş vardır.

Bir adım atarsın, bir adım gelir. Eğer o adım gelmezse bir adım daha atarsın ama bir adım gelmezse bir adım geri gidersin. Tüm ilişki alanlarına baktığımızda bunun böyle olduğunu görebiliriz. Yani ilişkiyi koruyan dengedir. Maddi manevi verirsin alırsın, alırsın verirsin...

Kim az almışsa kızgınlık başlar, kim fazla vermişse kızgınlık başlar. Bu durumda bozulan denge kurulamadığı sürece o ilişki tökezler. Ya zorla ya da zorunlu olarak yürür ya da en sonunda biter.

İlişkiyi korumak için o alışverişi (maddi-manevi) dengelemek zorundayız.

Oysa anne- çocuk ilişkisine baktığımızda anne büyük ve veren olduğu için çocuk da küçük ve alandır. Ve bu sadece anne çocuk ilişkisinde vardır. Buradaki ilişki şartsızdır, koşulsuzdur. Biri annedir diğeri de evlat... Yedekleri yoktur, tektir, biriciktir. Biri yaşam verendir, diğeri alan... Yani o kitaplarda yazan, dillerden düşmeyen koşulsuz sevgi sadece anne-çocuk arasında varolabilir.

Alışverişe dayalı olan diğer ilişkilerde koşulsuz sevginin var olabilme imkanı var mıdır?

Size karşı yapılmış bir hata ya da suç işlediğinde karşıdakini olduğu gibi kabul etme lüksü var mıdır? Hakkınızı ararsınız değil mi? Orada bir mücadele vardır.

Her yetişkin insan bir diğerinin karşısında eşittir. Eşitlik de dengeyle yürür. İnsan olan canlı, beklentiye dayalı yürütür ilişkilerini! Beklentiyi yok saymak dengenin de yok olmasına neden olur. Beklentisiz bir ilişki körelir.

Şöyle basit bir örnekle açıklayabilirim bunu, bir arkadaşınız var. Her doğum gününde ona hediye alıyorsunuz fakat sizin doğum gününüz geldiğinde ya unutuyor ya da almıyor. Burada veren sizsiniz! Sinirlenmez misiniz? Üzülmez misiniz? Öfkelenmez misiniz? Yoksa "boşver "deyip onun adına kendinizce nedenler mi sıralarsınız? Buna benzer durumlarda kaç ilişkiniz hala devam ediyor ya da ediyor mu? Ya da nasıl devam ediyor?

Bu yüzden ben koşulsuz sevginin sadece ve sadece anne ile çocuk arasında yaşandığına inanıyorum. Çocuk ancak aldıklarını bir sonraki ilişkisine aktarır diye düşünüyorum. Ne kadar seversem seveyim diğer ilişkilerimde de beklentisiz bir ilişkiye "hayır" diyorum. Karşılığı olmayan bir ilişkiyi yürütemeyeceğimi de biliyorum. Çünkü ne çok alan ne de çok veren, ne az alan ne de az veren olmak istemiyorum.

Ve "hiç kimsenin benim annem olmasına izin veremem, kimseye de annelik yapamam. Benim zaten bir annem vardı!" diyorum.

Tersini bana açıklayabilirsiniz, memnuniyetle dinlerim:)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

..dedi-kodu metodunu kullanan bir kesim var. Amaçları topluma güvensizliği aşılamak ki sanırım buna bizler de işin aslını öğrenmeden alet olduk. Aynı apartmanda oturanların asansörde bile selamlaşmamaları bundan. Olumsuzlukları sergileye sergileye olumsuzlukları olumlu, doğal gören bir nesil yetişti, yetişmekte. Güven, artık kazanılması imkansız bir duygu haline geldi. Şüpheci bir toplum. Herşeye şüpheyle yaklaşan bir toplumda şüphe eden de, edilen de elbette huzursuz olur. Hakettiğiniz saygıyı size sunan insana da 'acaba?' diye, şüpheli yaklaşıyor, ya da yaklaşmıyorsunuz. Bu da pekçok insanî yaklaşımları engelliyor. Güvensizliği hem kendimiz yaratıyor, hem de kendimiz şikayetçi oluyoruz. Sanırım ekolojik dengeyle birlikte insan beydindeki muhakeme sistemi de bozuldu.

Yüksel ÖNAÇAN 
 27.12.2009 7:01
 

Her iki kavramın ürünü değil midir ihtiyaç?

Yüksel ÖNAÇAN 
 14.12.2009 18:42
Cevap :
çıkar deyince bencilliğin daha öne çıktığı bir durumu algılıyorum daha çok "istek" ama "ihtiyaç" deyince suya ihtiyacımız gibi olmazsa olmaz... güvene ihtiyacımız var, sevgiye ihtiyacımız var, insan olarak saygı duyulmaya ihtiyacımız var... gibi. çıkar da "ben" öne çıkar diğeri geride kalır... gibi. yani burada istek devreye girer. anlatabildim mi?  14.12.2009 20:37
 

Şuayp peygamberin kavmi Allah'ın gazabına uğrar. Kuraklık hüküm sürünce yiyecek birşey kalmaz ve tüm sular bir gecede kan rengini alır. İnsanlar, bitki kökü ve her türlü hayvan aramaya çıkacak duruma gelir. Ana-oğul bir tarla faresini aynı anda yakalarlar. Çekiştirirler bir süre ve ana oğlunun gözlerinin içine bakarak fareyi bırakır; oğlu tümünü yer. Günümüzde de doğan, doğurana ihtiyacı olduğu sürece yanından ayrılmaz. Adeta bir sömürgendir. Doğuran, hep verendir. Tüm canlılarda bu böyledir. Ve doğurandaki fedakarlık sevgiden değil, içgüdüseldir. Ve birbirine ihtiyacı olmayan canlılar arasında değil koşulsuz sevgi, arkadaşlık bile doğmaz, yaşayamaz. Dediğiniz gibi, analığın dışındaki ilişkilerde karşılıklı, maddî-manevî, çıkarlar söz konusudur. Paylaşımınız için teşekkürler.

Yüksel ÖNAÇAN 
 12.12.2009 18:35
Cevap :
ben maddi manevi çıkar diyemiyorum, ihtiyaçlarımız doğrultusunda davrandığımızı düşünüyorum. yorum için teşekkür ederim. sağolun, saygılarımla...  14.12.2009 18:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 615
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

16 EKİM 1965 Kumluca doğumluyum. İyi ki doğmuşum.Sessiz ve yalnız zamanlarımın fazla olmasından dola..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster