Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Klinik Psikolog Nurcan Arslan Kanber

http://blog.milliyet.com.tr/nurcanarslan

01 Kasım '12

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
11596
 

Kriyoterapi nedir?

Kriyoterapi nedir?
 

Kriyoterapi sağlık ve güzellik aşkına yaygınlaşmaya devam ediyor.


Herodot, Eski Mısır ve Yunan medeniyetlerinde ağrı tedavisinde soğuk uygulamaların olduğunu yazıyor. Özellikle deri hastalıklarında önceden soğutulmuş demir plakalarla tedaviyi 1865’te İngiliz James Arnott uyguluyordu. Ünlü JAMA dergisi 1901 yılındaki bir sayısında sıvı oksijen ile –180°C’ye kadar soğutulan bazı ağız ve deri lezyonlarının iyileştiğini belirten ciddi bir makaleyi basmıştı. Deri ve ağız derken 1938’de ilk kapalı devre aygıtı kullanarak sinir lezyonunda deneyen ve kriyoterapide (cryotherapy) belki de bir çığır açan Amerikalı bir beyin cerrahıydı. Bu kez sıvı oksijenin yerini sıvı azot almıştı. Sıvı azot sayesinde 50’li yıllarda katarakt ameliyatlarında, jinekolojik problemlerde de kriyoterapinin giderek yaygınlaştığını görüyoruz.

Gonder’in 1964’te hayvanlarda başlayıp 1966’da insanların prostatlarında sürdürdüğü kriyoterapi, 1972’de Flocks’la devam etti

1996 ve 1997 yıllarında Wong ve Chin tarafından Joule Thompson etkisini kullanabilen 1.47 mm. kalınlığında (17G) ultra ince iğneler üretilince kriyoterapi tekrar giderek artan bir hızla kullanıma geri döndü. Bu ince iğneler sayesinde, dondurulan dokunun içerisine daha çok sayıda iğne batırmak ve organın her noktasına aynı derecede etki etmek mümkün olmaktadır.

Argon gazı ideal bir gaz olarak dondurma işleminde öncelikle tercih edildi. Ayrıca helyum da eritmek için sisteme ilave edildi. Aslında argon gazının Joule Thomson etkisi altında tek başına hem dondurma hem de eritme görevlerini yerine getirebileceğini bilerek artık sadece argon ile çalışan aygıtlar üretilmektedir.

Kriyoterapi, tüm dünyada giderek artan bir yaygınlığa ulaşmaktadır. Çin ve ABD gibi ülkelerde tedavi edilen hasta sayısı oldukça artmıştır. Sadece ABD’de 2007 yılında 10.000’den fazla hastaya kriyoterapi uygulanmıştır

Mısırlılar ve Hipokrat zamanından beri uygulanan bir tedavi şekli olan kriyo, dondurma, kar ya da soğuk olarak da bilinir. Kriyoterapi uygulanan bölgede hastalıklı dokuları yok etmek için doku harabiyeti yaparak etkini gösteren bir yöntemdir. Dondurma işleminde kullanılacak olan gaz, prob içinden geçirilir. Soğutmada kullanılan gaz aniden hacim olarak genişler ve etraftan ısı çekerken probun ucu aşırı derecede soğur. Soğuk etkisi ile hücre içindeki saf su, buz kristalleri haline getirilerek hücrenin ölümü meydana gelir. Bu yöntem için florokarbon, 78,5 derecede katı karbondioksit, nitröz oksit ve -190 derecede sıvı azot gazı gibi kriyojen maddeler kullanılır.

Günümüzde kriyoterapi, kriyokabin adı verilen cihazlar sayesinde tüm vücuda uygulanabilmekte; hızlı bir şekilde kalori yakımı sağladığı için güzellik sektöründe bir zayıflama aracı olarak da yaygınlaşmaktadır.

Hangi Hastalıklarda Kullanılır:

Siğillerde (genital bölge siğilleri dahil)

Güneş lekelerinde

Molluskum kontagiozum (bir virüsün neden olduğu küçük kabartılar)

Epidermal kistler

Keloid (deri üzerindeki şişlik )

Seboroik keratoz (siğile benzeyen deri yüzeyindeki kanser dışı büyümelerdir.)

Aktilik keratoz (güneşten dolayı oluşan kızarık, şişlik gibi deri hastalığı )

Şiddetli akne

Tırnak batması

Deri kanserlerinde uygulanabilir.

Kriyoterapi sonrasında yan etki olarak, uygulanan bölgede ağrı, şişlik ve sıvı toplanması görülebilir. Bu nedenle hastaların uygulama sonrasında ağrı kesici almaları önerilir. Uygulama yapılan bölge iyileşince deride renk açılması ya da koyulaşması meydana gelebilir.

Bu yöntemin avantajları nelerdir?

- Bazı deri tümörlerinde cerrahi uygulamaya gerek kalmadan (özellikle yaşlı hastalarda) tedaviye olanak sağlar.

- Kriyoterapi sonrası siğillerde tekrar etme diğer yöntemlere göre daha az olmaktadır.

- Güneş lekelerinin tedavisinde iyi yanıtlar alınmaktadır.

- Ciddi yaralanma ya da komplikasyon riski son derece düşüktür.

- Hızlı ve uygulanması kolaydır. Poliklinik şartlarında yapılabilir.

- Ucuz ve güvenlidir.

- Anestezi gerektirmez.

- İşlem sonrası normal yaşantıda değişiklik gerekmez. Spor aktiviteleri ve çalışma hayatını etkilemez.

Nurcan Arslan

twitter.com/pasifikakademi

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 69
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3596
Kayıt tarihi
: 23.08.12
 
 

Anadolu Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra, İstanbul Gelişim Üniversitesi'nde Kl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster