Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '18

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
44
 

Küçük Prens: Çocuk Olacak Adam

Küçük Prens: Çocuk Olacak Adam
 

Edebiyat eseri olarak Küçük Prens’in, zekice kurgulanmış, temasıyla uyumlu dâhiyane örnekler barındıran, bu yönüyle bir çocuk kitabı olmanın ötesinde, fantastik tarzda naif bir roman olduğu söylenebilir. Genel kanının aksine çocuk kitabı olmaktan ziyâde, “çocukluk güzellemesi” olarak değerlendirilebilecek bu romanda, yetişkin olmak veya “yetişkinlerin dünyası”, ehlîleşmekle, genel trende uymakla, hâli hazırdaki bir hayata hiç sorgulamadan dâhil olmakla, hayâl gücünün körelmesi bağlamında ilişkilendiriliyor.

Bu yönüyle küçük gezegen ASTROİD B-612 ile bu gezegenin yegâne sakini Küçük Prens’in, bir çocukla onun küçük dünyasını simgelediği düşünülebilir. “Çocukluk” da bu hikâyede aslında bir alegoridir. Dayatılan ekonomik ve siyâsal düzeni kabûllenmemeyi, olaylara ve durumlara sistemin işâret ettiği şekilde bakmamayı, insanın hayâl gücü ile kendi kendine yetebilmesini simgeler.

Konvansiyonel edebiyatta özellikle delilik, sanatçılık ve çocukluk, birer fenomen olarak genellikle övgü unsuru bağlamında kullanılırlar. Buna yoksulluğu da dâhil edebilirsiniz. Küçük Prens’te de bu bakımdan çocukluğa bir övgü söz konusu. Yetişkinliğin duyarsızlığına mukabil çocuk duyarlılığı övgü unsuru hâline gelince, dolayısıyla bu temanın (özün) biçimi belirlemesi neticesi, hikâyenin çocuk kitabı formatında işlendiği söylenebilir. Yani benim burada bir antitez olarak öne sürdüğüm nokta, Küçük Prens’in, resimli bir çocuk kitabı değil, çocukluğa övgü olduğu için, bu temanın bir sonucu olarak çocuk kitabı şeklini almış, bu yönüyle de oldukça başarılı bir fantastik roman olarak görülmesi gerektiği. Ama belki fazla iddialı bu öznel bakış açısının, film uyarlamasında gözetilmediğini vurgulamak lazım.

Küçük Prens bir roman olarak, öyle kolayına sinemaya tatbik edilebilir bir hikâye barındırmıyor bünyesinde. Bu yüzden stabil bir olay örgüsü olmayan bu resimli romanı sinema formatına uygun hâle getirmek için, Küçük Prens kitabını filmin bir unsuru hâline getirmek yöntem olarak benimsenmiş. Dolayısıyla film, doğrudan bir Küçük Prens uyarlaması olmaktan ziyâde, eski bir pilotun Küçük Prens adlı bir hikâye yazmasını ve bunu bir kız çocuğu ile paylaşmasını konu alan, kitaptan farklı, özgün bir yapım olarak başarılı sayılır.

Filmde, Küçük Prens hikâyesini yazan pilot eskisi sevimli ihtiyarın hem bu çabası nedeniyle “sanatçı” olduğunu, hem küçük bir kızla kurabildiği yakınlığa bakarak “çocuk” kalabildiğini hem de kendisini etraftan izleyen yetişkinler tarafından pek de normâl addedilmeyip “deli” yerine konulduğunu görüyoruz. Zengin olmadığından da hareketle, yukarda sözünü ettiğim, edebiyata özgü övgü öznesi üç unsurun filmde bir tek kişi özelinde kullanıldığı söylenebilir.

Aslında bu uyarlamaya bakarak Küçük Prens romanı ile ilgili açığa çıkan bir problemi de vurgulamak lâzım. Bir defa romanın esasında çocuk kitabı olmadığı iddiasına karşın ve onunla paralel olarak filmin çocuk filmi olduğunu söylemek mümkün. Seçilen animate format nedeniyle de hedef kitlesinin doğrudan yetişkinler olmadığı aşikâr duruyor. Zira film konusu itibarıyla hem bunun bir “çocuk kitabı olmadığı gerçeğini” görmezden gelip hem de ana kurguyu tam da böyle bir gerçeklik imâsının üzerine yapılandırmanın çelişkisini taşıyor (Bunu menfii anlamda belirtmiyor, tespit yapıyorum). Yani film, romanın aksine büyüklere, böylesi bir hikâyeden asıl ders çıkarması gerekenlere doğrudan hitap eden bir film olmamış. Buna rağmen belirlenen hikâyede, bir çocuğun Küçük Prens romanını okuyup etkilenme, bu şekilde dayatılan sunî gerçekliğin dışına çıkıp kendini keşfetme sürecinin işlenmesine bakarak, filmin esasında “Küçük Prens romanından ne anlaşılması gerektiğini” hikâyeleştirdiği, bu yönüyle de kitabın bir açıklamasına dönüştüğü söylenebilir. Bu açıdan bakıldığında romanın bir çocuk için izaha muhtaç olduğu gerçeği, bence bu filmle itiraf edilmiş oluyor.

İşte tam da bundan dolayı, -salonu dolduran çocuklara da bakarak- kitabın büyükler, filmin ise küçükler için olduğunu düşünmeden edemiyorum. Ama gene de kitabı okuyan büyüklerle bütün küçüklerin izlemesi gereken bir film olarak kayda değer.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 106
Kayıt tarihi
: 25.10.17
 
 

lisans mezunu edebiyatçı sinema yazarı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster